“Benim için ayağa kalkmayınız!”

Sevgili Peygamberimiz Eshâbının oturdukları yere gelince baş tarafa geçmez, gördüğü boş bir yere otururdu… Elinde bastonuyla bir gün sokağa çıktı. Esnaf Onu gördüler. Hep ayağa kalktılar… Efendimiz onlara; “Benim için ayağa kalkmayınız. Ben de sizin gibi bir insanım. Herkes gibi yer içer, yorulunca otururum” buyurdu. ● ● ● Sevgili Peygamberimiz, söküklerini, yırtıklarını kendi de yamar, … Devamını oku

Resûlullah, sütü ve hurmayı severdi

Resûlullah Efendimiz (aleyhisselâm) Arabistan’daki âdete uyarak, saçlarını kulaklarının yarısına kadar uzatır, fazlasını kestirirdi. Saçlarına yağ sürerdi. Yolculukta da sürerdi. Yağ sürdüğü zaman başına önce tülbent kor; başlığını tülbentin üstüne giyerdi. Böylece yağ sürdüğü dışardan belli olmazdı. Bâzen saçlarını uzatıp, iki ön yanına uzatırdı. Mekke’yi fethettiği gün böyle saçı vardı. ● ● ● Sevgili Peygamberimiz; ellerine, … Devamını oku

Peygamber Efendimiz ekseriyâ beyaz giyerdi…

Resûl aleyhisselâm, yemeği sofra bezi, tepsi, masa gibi bir şey üstünde yemezdi. Yere kordu. Diz çökerdi. Bir şeye dayanmadan yerdi. Yemeğe “Besmele” okuyarak başlardı. Sağ eliyle yerdi. Peygamber Efendimiz diğer peygamberler gibi zekât malı ve sadaka almazdı. Hediyeyi kabûl ederdi. Karşılığını kat kat verirdi. Giymesi câiz olanlardan, her bulduğunu giyerdi. Kalın kumaştan ihram şeklinde dikilmemiş … Devamını oku

Resûlullah az yemeyi severdi…

Sevgili Peygamberimize, Allahü teâlâ “İste vereyim” buyurmuşken, O, dünyâ servetini istemedi. Hep elenmemiş arpa unu ekmeğini yerdi. Umûmiyetle az yerdi. Çok yediği de olurdu. Ama az yemeyi severdi. Ekmeği katıksız yerdi. Bâzen hurma ile, bâzan sirke ile, bâzen de meyve ile, çorba ile veyâ zeytin yağına batırıp da yerdi… Tavuk, tavşan, deve, ceylân, balık ve … Devamını oku

“Bâzı kimseler neden böyle yapıyorlar?”

Sevgili Peygamberimizin bekçileri, kapıcıları yoktu. Herkes kolayca yanına gelip, derdini anlatırdı. Hayâsı da çoktu. Edep sâhibiydi… Konuştuğu kimsenin yüzüne bakmaya utanırdı! ● ● ● Peygamber Efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” kimsenin aybını yüzüne vurmaz, kimseden şikâyet etmez, arkasından söylemezdi. Bir kimsenin sözünü veyâ işini beğenmezse; “Bâzı kimseler neden böyle yapıyorlar?” diye ortaya söylerdi. ● ● ● Peygamber … Devamını oku

Resûlullah asla lüzumsuz bir şey söylemezdi

Sevgili Peygamberimizin kahkaha ile güldüğü hiç görülmedi. Sessizce tebessüm ederdi. Bâzen gülerken mübârek ön dişleri görünürdü. Hep düşünceliydi. Üzüntülü görünürdü. Ve az söylerdi. Konuşmaya, tebessüm ederek başlardı. Lüzumsuz bir şey aslâ söylemezdi. Lâzım olunca kısa, faydalı ve mânâsı açık olarak söyler, iyi anlaşılması için bâzan üç kere tekrar ederdi. ● ● ● Resûl-i ekrem Efendimiz … Devamını oku

Gül yaprağındaki yazı…

Mahlûklar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselâmın rûhu yaratıldı. Allahü teâlâ Onun ismini Arş’a, Cennetlere ve yedi kat göklere yazdı. Hindistan’da yetişen güzel bir gül vardır. Onun yapraklarında; “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” yazılıdır. ● ● ● Basra şehrine yakın bir nehirde tutulan balığın sağ tarafında “Allah”, sol tarafında “Muhammed” yazılı görülmüştür. Bunlara benzeyen vak’alar çoktur. … Devamını oku

“Îmânın esâsı nedir?”

Ömer bin Abdülazîz hazretlerine sordular ki: “Îmânın esâsı nedir?” Cevâben dedi ki: “Resûlullahı sevmektir.” Hemen andından; “Şaşıyorum şu insanlara. Olur olmaz kişilere muhabbet besliyorlar da, Peygamber Efendimizi sevmeyi o kadar benimsemiyorlar” buyurdu. ● ● ● Bu zât, bir gün Kur’ân-ı kerîm okuyordu ki, birden ağlamaya başladı. Sordular ki: “Efendim, niçin ağlarsınız?” “Sevinçten ağlıyorum” dedi. Ve … Devamını oku

“Ben, kendi atımla giderim”

Ömer bin Abdülazîz hazretleri halîfe olunca, önüne “saltanat atlarını” getirdiler. Onlara sordu ki: “Nedir bunlar?” Dediler ki: “Hilâfete mahsus atlardır efendim. Lütfen binin, sizi hilâfet konağına götürelim.” Ancak kabûl etmedi. “Lüzum yok, ben kendi atımla, kendi evime giderim” buyurdu. Evine gidince hizmetçisi karşıladı. Baktı ki, düşünceli. Hemen suâl etti ki: “Efendim, kederli bir hâliniz var, … Devamını oku

Gıybeti dinlemek de caiz değil!

Ömer bin Abdülazîz hazretleri, çok servet sâhibi olup, çok da cömertti… Servetini severek verirdi fakîrlere. Halîfe Melik bin Abdülmelik zamânında, Mekke ve Medîne’ye vâli tâyin edilmişti. Emri alır almaz gitti oraya. Âlimlerden büyük bir grup bunu haber aldılar. Ve Onu karşıladılar. O gün başladı işe. Öyle bir adâlete sarıldı ki, herkes huzûr ve saadete kavuştu … Devamını oku

Allah indinde iyi kul kimdir?

Ömer bin Abdülazîz hazretleri, Emevî halîfelerindendir. Hazret-i Ömer’in oğlunun torunudur kendisi. Bir akşam misâfirleri vardı evinde. Bir ara lâmbanın ışığı azaldı. Misâfirlerden biri kalktı. Ve lâmbaya bakıp; “Yağı bitmiş efendim, izin verirseniz ben koyayım” dedi. Ama o, kabûl etmedi. Ve buyurdu ki: “Ben hâllederim.” Dediler ki: “Hizmetçiyi çağıralım.” Buyurdu ki: “Hayır, yeni yattı. Bırakın uyusun.” … Devamını oku

Dünyâsı da âhireti de mâmur kız…

Ömer bin Abdülazîz hazretleri, Emevî halîfelerindendir. Hazret-i Ömer’in oğlunun torunudur kendisi. Hazret-i Ömer (radıyallahü anh), âdeti üzere bir gece şehri dolaşıyordu. Bir evin önünden geçiyordu ki, içerden bir konuşmalar duydu. Anne kız, konuşuyorlardı: Annesi diyordu ki: “Kızım, süte biraz su kat!” “Hayır anne, katmayalım.” “Hiç olmazsa bir ölçek.” “Anneciğim! Bunun azı da haramdır. Hem halîfe; … Devamını oku

Bir düğün daveti…

İmâm-ı Alî Nakî hazretleri, âlim ve evliyâdandır. Seyyiddir ayrıca. Bu zâtı bir düğün yemeğine dâvet etmişlerdi bir gün. Kabûl edip teşrîf etti. Ancak düğünevinde bir kişi vardı ki, hiç hürmet göstermiyordu bu zâta. Bir şeyler söylüyor, halkı güldürüyordu. İnsanlar da rahatsız oluyordu bundan. Bu zâta sordular ki: “Şunu susturalım mı efendim?” Buyurdu ki: “Lüzum yok. … Devamını oku