“İlimden maksat nedir efendim?”

Seleme bin Dînar hazretleri, bir gün şöyle anlattı: -İnsanların günah işlediğini görür ve kendisine sorarsınız: “Ölmek ister misin?” “Hayır, istemem” der. “Günâhı terk et” dersiniz. O, cevâben; “Günâhı, ancak öldüğümde terk ederim, fakat ölmek de istemiyorum” der… ● ● ● Süleymân bin Abdülmelik, Seleme bin Dînar’a; “Bana ihtiyaçlarını bildir” diye mektup yazdı. O, mektubu okudu… … Devamını oku

“Senin hâlin nice olur?”

Seleme bin Dînar hazretleri, Tâbiîn’in büyük âlim ve velîlerindendir. Medîne âlimi ve kadısı idi. Aslen Farslıdır. 140 (m. 757) senesinde vefât etti… Bu zât, kendi nefsine hitâben; “Ey Seleme! Kıyâmet günü bir münâdî çıkıp da; ‘Ey şu şu günahları işleyenler, ayağa kalkın!’ diye seslendiğinde, sen elbette kalkarsın!” diye söylendi. Bir “âh!” dedi. Ve devâm etti: … Devamını oku

İftâr vaktinde ağlayan zat…

Tebe-i tâbiînin büyük hadîs âlimlerinden Selâm bin Ebî Muti hazretleri 164. (m. 780) senesinde vefât etti. Kendisi Basralıdır. Bu zât şöyle anlatıyor: -Hasen-i Basrî hazretleri oruçluydu. Akşam olunca iftârını açması için su getirdiler. Suyu alıp içeceği sırada, ağlamaya başladı! Merak edip sordular: “Niçin ağlıyorsunuz?” Buyurdu ki: “Cehennemi hâtırladım. Orada azap çeken kimseler, Cennette nîmetler içinde … Devamını oku

Boşa geçen günlerime yanıyorum…

Tebe-i tâbiîn’in büyük hadîs âlimlerinden Selâm bin Ebî Muti’ hazretleri 164. (m. 780) senesinde vefât etti. Kendisi Basralıdır. Bu zât şöyle anlatıyor: Bir hastayı ziyârete gitmiştim. İnleyip duruyordu… Acıdım hâline. Ona yaklaştım. Ve kendisine; “Öyle hastalar var ki, evsiz ve kimsesiz olup, sokaklarda dertleriyle baş başa kalmışlar, su verenleri bile yok. Onları düşün de hâline … Devamını oku

“Günâhı kime karşı işlediğinizi düşünün”

Saîd bin İyâs hazretleri, Basralı hadîs âlimlerindendir. Kendisi şöyle anlatıyor: Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) bir evde sohbet ediyordu ki, o sırada Cerir bin Abdullah geldi. Cemaat çok kalabalıktı. Oturacak yer bulamadı. Mecbûren ayakta dikildi! Resûl-i ekrem onu gördüler. Etrâflarına bakıp, boş yer olmadığını görünce, mübârek cübbesini ona uzatıp; “Al, bunun üzerine otur” buyurdular. O da, … Devamını oku

“Müminleri sevindir”

Saîd bin İyâs hazretleri, Basralı hadîs âlimlerindendir. Kendisi anlatıyor: Dâvud aleyhisselâm birkaç kişiyle birlikte oturmuş, onlara bir şeyler anlatıyordu… O ara biri geldi. Hakâretler etti. Orada bulunanlar, bu şahsa kızarak haddini bildirmek istedilerse de, Dâvud aleyhisselâm mâni olup; “Ona kızmayınız ve bir şey söylemeyiniz!” buyurdu. Sonra da kalktı. Namâza durdu. Tövbe istiğfâr edip sohbetine devâm … Devamını oku

“Tövbe eden kimseleri elbette affederim!”

Mûsâ Kâzım hazretleri, Tabiîn’in yüksek âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Şakîk-i Belhî anlatıyor: Hacca gidiyordum. Bir yere varınca, orada güzel yüzlü, buğday benizli, yün elbiseli, başı sarıklı ve ayağı takunyalı bir genç gördüm. İnsanlardan ayrı idi. Yalnız oturuyordu. Çok merak ettim… İçimden; “Bu kimdir? Niçin Müslümanlardan ayrı duruyor. Gidip nasîhat edeyim de böyle yapmasın” diye düşündüm… … Devamını oku

Fazîlet sâhibi olmanın ölçüsü…

Mûsâ Kâzım hazretleri, Tabiîn’in yüksek âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden olup, seyyiddir. Bu zât, Hârun Reşid tarafından hapsedildiği zaman; İmâm-ı âzam Ebû Hanîfe hazretlerinin iki talebesi olan Ebû Yûsüf’le Muhammed Şeybânî hazretleri, ziyâretine gitmiş, birlikte oturuyorlardı. O ara nöbetçi geldi. Ve hazret-i İmâma; “Efendim! Bugünkü nöbetim bitti, yarın dönüşümde bir ihtiyâcınız varsa getireyim” diye arz etti. … Devamını oku

“Allah’ın kullarına merhametli olmalı”

Mûsâ Kâzım hazretleri, Tabiîn’in yüksek âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden olup, seyyiddir. Oniki İmâm’ın yedincisidir. 186 (m. 802) senesinde, Bağdâd’ta vefât etti. Siyâsete hiç karışmadığı hâlde, Abbâsî halîfesi Muhammed Mehdî, onu Medîne’den Bağdat’a getirtip hapsetti. Bir gece yattı. Ve rüyâ gördü. Hazret-i Alî’yi görmüştü. Allah’ın Arslanı, ona bir heybetli nazar edince; korkudan uyanıp, hemen o gün, … Devamını oku

“Burası ne güzel kabir olur”

Muhammed bin Yûsüf İsfehânî hazretleri, Tebe-i tâbiînin âlimlerinden olup ibâdete çok düşkündü. Aslen İsfehânlıdır. Bir sevdiği anlatır: Muhammed bin Yûsüf hazretleri, bir ara Mesise’ye geldi. O sıralarda Ebû İshak hazretleri vefât etmişti… Bizden onun kabrini sordu. Yerini târif ettik. Ve birlikte gittik. Orada Kur’ân-ı kerîm okudu. Bu zâtın rûhuna bağışladı. Ve çok duâlar etti. Sonra, … Devamını oku

“Günah işlediği zaman üzülen mümindir”

Muhammed bin Yûsüf İsfehânî hazretleri, Tebe-i tâbiînin âlimlerinden olup ibâdete çok düşkündü. Aslen İsfehânlıdır. Bu zât ile Fudayl bin Iyad hazretleri, çok arzu etmelerine rağmen bir türlü tanışamamışlardı. Bir gün, Basra çarşısında, bu iki velî zât karşılaştılar. Birbirlerine baktılar. Biri diğerine sordu: “Sen Muhammed bin Yûsüf müsün?” O da ona sordu: “Sen Fudayl bin İyâd … Devamını oku

Şöhret olmaktan korkan zat…

Muhammed bin Yûsüf İsfehânî hazretleri, Tebe-i tâbiînin âlimlerinden olup ibâdete çok düşkündü. Aslen İsfehânlıdır. Şöhretten korkardı. Bunun için tanınmamaya özen gösterirdi. Harran’a da bu yüzden gelmişti. Ancak gelir gelmez, oradaki hadîs âlimleri Onun geldiğini duydular. Yanına üşüştüler. O ise rahatsız oldu. Ve oradan da ayrıldı. Başka bir şehre gitti. Orada yerleşti. “Niçin böyle yaptınız?” dediklerinde; … Devamını oku

“Mümine sert bakmak bile kul hakkıdır”

Muhammed bin Yûsüf İsfehânî hazretleri, Tebe-i tâbiîn’in âlimlerinden olup, aslen İsfehânlıdır. 188 (m. 804) senesinde otuz yaşlarında vefât etti. Dünyânın, “Allah için” olmayan her şeyinden el çekmişti. Bir dostu vardı. O şöyle anlatır: Muhammed bin Yûsüf hazretleriyle yolculuğa çıkıp, bir handa sabahladık. Bana bakıp; “Kervancıbaşını çağır” dedi. Ancak kervancıbaşının ayağını akrep sokmuş, kalkamıyordu. Dönüp arz … Devamını oku