“Gençlerin ibâdeti daha kıymetlidir?”

Mansur bin Mu’temir hazretleri, Tâbiîn’den olup, hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. Irak hükümdârı Yûsüf bin Ömer, bu zâta Kûfe kadılığını teklîf etti kendisine. O kabûl etmedi. Tekrar teklîf etti. O, yine reddetti. Ne kadar ısrâr ettiyse de kabûl etmedi. Sonunda; “Kabûl etmezsen seni hapsederim” dedi. Kabûl etmedi. Ve hapse girdi… ● ● ● Bu zât sohbetlerinde; … Devamını oku

“Şükretmek nasıl olur efendim?”

Mansur bin Mu’temir hazretleri, Tâbiîn’den olup, hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 132 (m. 749) senesinde vefât etti. Kırk sene gündüzleri oruç tuttu. Geceleri namaz kıldı. Az yer, az uyurdu. Ama çok ağlardı! Hattâ çok ağlamaktan gözleri az görürdü! Annesi bir gün; “Bu kadar ağlama oğlum, kendini helâk ediyorsun!” dedi. Cevâbında; “Üzülme anne” dedi. “Niçin?” deyince; “Anneciğim … Devamını oku

“Senden râzıyız ve seni affettik!..”

İbrâhim bin Ebî Abele hazretleri, Tâbiîn’den olup hadîs âlimlerindendir. 152 (m. 769) da vefât etti. Kendisi anlatır: Halîfe Hişam bin Abdülmelik, bana haberci gönderip, sarayına çağırdı. Yanına vardım. Bana iltifat edip; “Biz senin küçüklüğünü, büyüklüğünü ve her hâlini biliriz. Seni, işlerimde kendime yardımcı yapacağım. Bu sebeple Mısır’ın haracı üzerine, seni tâyin ettim” dedi. Hiç sevinemedim. … Devamını oku

İlim bir hazîne, anahtarı ise öğrenmektir!

Mısır’da yetişen meşhûr fıkıh âlimlerinden Hayve bin Şüreyh hazretleri, bir gün şunu anlattı: Sevgili Peygamberimiz, bir gün Eshâb-ı kirâm’a; “Cennette öyle köşkler vardır ki, içinde bulunan kimse her dilediği yeri görür ve dilediği her yere kendini gösterir” buyurdu. Bir sahâbî kalktı. Ve Efendimize; “Yâ Resûlallah! Böyle köşkler kimlere verilecek?” diye sordu. Resûl-i ekrem; “Güzel huylu, … Devamını oku

“Ben, Allah rızası için veriyorum!”

Mısır’da yetişen meşhûr fıkıh âlimlerinden Hayve bin Şüreyh hazretleri, Allah dostlarından bir mübârek zâttır. Eline, zenginlerin ihsânı olarak çok altın ve gümüş geçerdi. Ama harcamazdı. Fakîrlere verirdi. Hattâ eline geçtiği andan itibâren evine gelinceye kadar, yolda hepsini dağıtır, evine geldiğinde onların hepsini yatağının altında bulurdu. ● ● ● Bir akrabâsı vardı. O, buna vâkıf oldu. … Devamını oku

“Hiç kimseyle münâkaşa etme!”

Mısır’da yetişen meşhûr fıkıh âlimlerinden Hayve bin Şüreyh hazretleri, Allah’tan çok korkar ve bu korku sebebiyle çok ağlardı. Gözyaşı dökerdi! Biri anlatıyor ki: Hayve, sıkıntı içinde ve fakîr olarak yaşar, fakat bu hâlinden hiç şikâyet etmezdi. Bir gün ona gittim. Sohbetten sonra; “Efendim, fakîrlikten kurtulmam için bana duâ buyurun” dedim. Sağa sola baktı. Yerden bir … Devamını oku

“Yâ Rabbî, borcumu ödemeyi nasip eyle”

Mısır’da yetişen meşhûr fıkıh âlimlerinden Hayve bin Şüreyh hazretleri, 158 (m. 774) târihinde vefât etti. Bir sevdiği anlatıyor: Fakîr bir adam vardı. Bir gün Kâ’be-i şerîfe geldi. Tavafını yaptı… Ve ellerini açarak; “Yâ Rabbî! Çok borcum vardır, bunları ödemeyi bana nasip eyle” diye duâ etti… Sonra uyudu. Rüyâsında; “Borcunu ödemek istiyorsan, Mısır’da Hayve bin Şüreyh’e … Devamını oku

“Asık surat bize yakışmaz!..”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerindendir. Bu zât şöyle anlatır: Âdem aleyhisselâm; “Yâ Rabbî! Beni ve evlâdımı şeytanın şerrinden muhâfaza et” diye duâ etti… Hak teâlâ; “Neslinden herkese bir melek veririm. O melek onu şeytanın şerrinden korur” buyurdu. Âdem Nebî; “Yâ Rabbî! İhsânını arttır” dedi. Hak teâlâ; “Onların iyiliklerini bire on, kötülükleriniyse bire bir … Devamını oku

“Hanımın seni sevmiyor!”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden olup, hicrî 167 (m. 783) senesinde vefât etti. Kendisi anlatır: Köle satın alacak bir adam, kölenin sâhibine sorar: “Hiç kusûru var mıdır?” Kölenin sâhibi; “Biraz söz taşıyıcıdır” der. O, bunu önemsemez. Ve köleyi satın alır. Bir gün bu köle, evin hanımına; “Kocan seni çok sevsin ister misin?” diye … Devamını oku

“Yumuşak huylulara çok müjde var”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden olup, hicrî 167 (m. 783) senesinde vefât etti. Kendisi anlatıyor: Cennette bir münâdî; “Ey Cennet ehli! Sizin Hak teâlâdan bir dileğiniz var mıdır?” diye seslenir. Cennet ehli; “Rabbimiz bizi Cennetine koydu, daha ne isteriz?” derler. O an perde kalkar. Allahü teâlâyı müşâhede ederler, görürler… ● ● ● Bu … Devamını oku

“Ey kulum, yerin nasıldır?”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden olup, hicrî 167 (m. 783) senesinde câmide namaz kılarken vefât etti. Kendisi anlatır: Allahü teâlâ Cennet ehlinden bir kimseyi çağırıp; “Yerin nasıldır?” diye sorar. O kimse; “Çok iyidir yâ Rabbî! Çok büyük nîmetler içindeyim” diye arz eder. Allahü teâlâ; “Benden bir isteğin var mı?” diye sorar. O kimse; … Devamını oku

Kim Allah’tan korkarsa…

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînden olup, hicrî 167 (m. 783)’de vefât etti. Bu zâtın evinde bir hasır, bir Kur’ân-ı kerîm, bir de abdest almak için bir su kabı vardı. Bir gün bir dostu geldi. Ve kendisine; “Sizi görünce beni bir heybet sardı, hikmeti nedir?” diye sordu. Hazret-i Hammad; “Hikmeti belli” dedi. “Nasıl?” deyince de; … Devamını oku

“Cenâb-ı Hak bizi affeder mi?”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden olup hicrî 167 (m. 783)’de câmide namaz kılarken vefât etti. Pek çok ibâdet yapardı. Şöyle ki; Kendisine, “yarın öleceksin” deseler, ancak o kadar yapabilirdi. Bir şey sormak için gelenlere, sormadan cevap verirdi… ● ● ● Bir gün Süfyân-ı Sevrî hazretleri; “Ey Hammad! Cenâb-ı Hak bizi affeder mi acabâ?” … Devamını oku