Rahmetle kuşatılan ümmet…

Muhammed aleyhisselâmın ümmetinden olmak büyük bir nimettir. Bu ümmet, kendisine ihsan edilen nice hususiyetle Allahü teâlânın rahmetine mazhar olmuştur. Geçmiş ümmetlerin birçoğu, isyanları sebebiyle helâk olmuşlardır. Peygamber Efendimiz ise ümmetine daima dua etmiştir. Bu ümmete “Ümmet-i merhûme”, yani Allahü teâlânın hususi rahmetine kavuşan ümmet denir. Harpte düşmandan alınan ganimetler bu ümmete helâl kılınmış, önceki ümmetlere … Devamını oku

İhlâslı kullara hayırlı hizmetler nasip olur…

Bir hayra vesile olmak, Allahü teâlânın kuluna büyük bir ihsanıdır. Bu nimetin kıymetini bilen, niyetini temiz tutar. İhlâs, ibadetleri ve hayırlı işleri sırf Allahü teâlânın rızasını kazanmak için yapmaktır. İnsan çeşitli işleri yapmayı ister; fakat asıl üzerinde durması gereken, o işi kimin için yaptığıdır. Şöhret, itibar ve takdir arzusu kalbe yerleşince, hizmetin içine nefsin payı … Devamını oku

İnsanlığın saadeti için adanan ömürler…

İnsanlığın hidayeti, kurtuluşu ve ebedî saadeti için ömrünü adayanlar, en kıymetli insanlardır. İnsanların saadeti için en büyük fedakârlığı yapanlar, başta Peygamber Efendimizin “gökteki yıldızlar gibi” diye vasfettiği Eshâb-ı kirâmdır. Allah yolunda ailelerini, akrabalarını; mallarını, mülklerini ve yurtlarını geride bırakıp yola çıktılar. Allah ve Resûlullah sevgisiyle ayrılığa ve meşakkatlere aldırmadılar. İnsanların iman ve saadete kavuşması için … Devamını oku

Beşik sallayan kıymetli eller…

İffetleri, şefkatleri ve maharetleriyle değerli evlatlar yetiştiren anneler, yeryüzünün kıymetli ziynetleridir. Tarihin akışını değiştiren, adaletiyle dünyayı aydınlatan medeniyet mimarlarının arkasında, şefkati hiç tükenmeyen anneler vardır. Büyük âlimlerin, gönül sultanı evliya zatların, kahraman devlet adamlarının ve adaletle hükmeden sultanların başarılarında, gecesini gündüzüne katan fedakâr annelerin emeği ve göz nuru bulunur. Onlar, tarihin görünmez kahramanlarıdır. Bir âlimin … Devamını oku

Her murada erişir Allah diyen…

Gerçek murat, Allahü teâlânın rızasını kazanmaktır. Bu saadete doğru iman, ibadet, güzel ahlâk, dinini öğrenmek ve öğrendiğini başkalarına öğretmekle erişilir. İnsan, yalnız yiyip içmek, mal ve mevki sahibi olmak için yaratılmadı. Bunlar hayatı sürdürmek ve kulluk vazifesini yapabilmek için gerekli olduğu kadar aranmalıdır. Asıl gaye, her şeyi yaratan terbiye eden ve bütün iyilikleri veren Allahü … Devamını oku

Zaman, acıma zamanıdır…

Zaman; acıma, affetme, yumuşak davranma ve gönül alma zamanıdır. Kusur sayma, gönül yıkma ve öfkeyi büyütme zamanı hiç değildir. İnsanları yargılamak kolay, anlamaya çalışmak zordur. Çünkü hüküm vermek için bir an yeter; fakat bir gönlün niçin kırıldığını, bir insanın hangi sıkıntılarla mücadele ettiğini anlayabilmek için sabır ve merhamet gerekir. Nice kimse dışarıdan güçlü görünürken içinde … Devamını oku

Allah’a kul olunca hayat da güzel, vefat da…

Rabbine kul olanın dünyası sonsuz hayata hazırlık yeri, vefatı ise Allahü teâlânın rahmetine kavuşmaya açılan bir kapıdır. İnsan, Rabbine iman edip emirlerine uygun yaşamaya başlayınca hayatın yükü hafifler; ölüm de korkulan bir son olmaktan çıkar.Gönlü Allahü teâlâya bağlı bir kul, sevinçte şükreder, sıkıntıda sabreder. Peygamber Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, “Müminin hâli ne hayret vericidir! … Devamını oku

Sevilen kul olmanın şartları…

Allahü teâlânın sevdiği ve razı olduğu kimse, O’nun rızasına uygun ve tertemiz bir hayat yaşayan kuldur. Evliyanın ve İslam âlimlerinin büyüklerinden Ali Râmîtenî hazretleri, Allahü teâlânın sevdiği ve razı olduğu kul olmanın şartlarını şöyle bildirmiştir:Bu şartların ilki temizliktir. Temizlik yalnız elbisenin, evin ve kullanılan eşyanın temiz olması değildir. Asıl temizlik; kalbi hasetten, kinden, kötü düşüncelerden … Devamını oku

Gökkubbe altında herkes fânidir​…

İnsan, dünyada kalıcı olduğunu zanneder. Hâlbuki her yeni gün ömrün eksildiğini; musalla, makam ve mevkilerin geçiciliğini; kefen ise dünyanın fâniliğini hatırlatır. İnsan, sahip olduğu nimetlere zamanla alışır; sağlığının, malının, makamının ve elindeki imkânların hep böyle süreceğini zanneder. Hâlbuki her nimet bir emanet, ömür ise sınırlı bir sermayedir. Rüzgârlar her zaman gemilerin istediği yönde esmediği gibi, … Devamını oku

Gönülleri fetheden hizmet…

Gönüller zorla değil; samimiyet, merhamet ve edeple, karşılık beklemeden Allah rızası için hizmet ederek kazanılır. İncitmeden ve ihlâsla yapılan her iyilik, gönüllerde kalıcı bir iz bırakır. Çünkü gönül; kazanılması emek isteyen, fakat bazen bir anda kaybedilebilen kıymetli bir emanettir. Gönüller; makamla, imkânla veya çok sözle değil; samimiyet, merhamet, vefa ve fedakârlıkla kazanılır. Gönül almak, kırılmış … Devamını oku

Kötü zandan ve fitneden sakınmak…

Zanla hüküm vermek, araştırmadan duyulan sözleri yaymak ve delilsiz ithamlarla insanları karalamak; fitneye sebep olan büyük günahlardandır. İslâmiyet, insanın şerefini, haysiyetini ve kardeşlik hukukunu korumayı emreder. Mümin, başkasının aleyhinde duyduğu her sözü hemen doğru kabul etmez; doğruluğunu araştırır ve adaletle hükmeder. Çünkü zanla hareket etmek, insanların itibarını zedelemek ve fitne ateşini körüklemek büyük günahlardandır.Doğruluğu araştırılmadan … Devamını oku

Kalp kırmaktan sakınmak!..

Gönül yapmayı en büyük kazanç, kalp kırmayı ise en büyük zarar bilmeli; hiç kimsenin kalbini incitmemeye dikkat etmelidir. Kimsenin gönlünü incitmemek; merhameti, tevazuu, güler yüzü ve tatlı diliyle etrafına huzur ve güven vermek, müminin güzel vasıflarındandır. İnsanın kalbi, Allahü teâlânın nazar ettiği, iman ve muhabbetin yerleştiği çok kıymetli bir yerdir. Bu sebeple kalbi korumak, onu … Devamını oku

“Ameller niyetlere göredir”

Güzel niyet, hayırlı amellere; hayırlı ameller de Allahü teâlânın izniyle hayırlı bir akıbete vesile olur. Müminin en büyük gayesi, Allahü teâlânın rızasını kazanacak bir niyetle yaşamak, buna göre dinin emirlerini yerine getirmek ve ömrünü imanla tamamlamaktır. Bunun için her işinde niyetini güzel yapmalıdır. Çünkü amellerin özü niyettir. Kalbinde hayır bulunan kimse hayra yönelir; niyeti kötü … Devamını oku