Sağlam bir aile yuvası için…

Nasıl ki bir binanın sağlamlığı temelinin sağlamlığına bağlıysa, toplumun huzuru da aile yuvalarının sağlamlığına bağlıdır. İslâm’ın insan hayatına getirdiği hükümler, yalnızca ibadetlerden ibaret değildir. İslâm, insanın hem dünyada huzurlu ve güvenli yaşamasını, hem de âhiret saadetine kavuşmasını hedefler. Bu sebeple İslâm hukukunda insan ve toplum hayatının korunması için vazgeçilmez kabul edilen beş temel esas vardır. … Devamını oku

Aile, küçük bir devlettir…

Küçük bir devlet sayılan ailede herkesin vazifesi vardır. Devlet de farklı şehirleri, mahalleleri ve aileleri bünyesinde barındıran büyük bir aile gibidir. Aile, insanın hayata hazırlandığı ilk terbiye ve idare ocağıdır. Çocuk; sorumluluğu, itaati, hakkaniyeti, yardımlaşmayı ve birlikte yaşamanın esaslarını önce ailesinde öğrenir. Cemiyet hayatında çocuk, ilk olarak bir “reis” kavramıyla karşılaşır; baba ailenin reisi, öğretmen … Devamını oku

İnsan hayatında huzurun kaynakları

Huzurun kaynağı üç temel sacayağı üzerine oturur: Kalbî huzur, ailevî/sosyal konfor ve helal kazanç ile kanaat duygusu… İnsanoğlu, var olduğu günden beri kesintisiz bir biçimde huzur ve mutluluğun peşindedir. Modern çağın sunduğu tüm maddi imkânlara, teknolojik konfora ve lükse rağmen insandaki tatminsizlik ve ruhsal boşluk hissi giderek derinleşmektedir. İslâm inancına göre bunun temel sebebi, huzurun … Devamını oku

Saadetimize sebep olan şeyler

“Dört şey saâdettendir: Sâliha bir kadın (iyi bir eş), geniş bir mesken, iyi bir komşu ve rahat bir binek.” Sevgili Peygamberimiz bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyurdular: “Dört şey saâdettendir: Sâliha bir kadın (iyi bir eş), geniş bir mesken, iyi bir komşu ve rahat bir binek. Dört şey de şekavettendir (bedbahtlık sebeplerindendir): Kötü komşu, kötü kadın … Devamını oku

Aile hayatında saadetin “5 S” formülü…

Sevgi gönülleri birleştirir, saygı şahsiyetleri korur, sabır sıkıntıları hafifletir, sebat yuvayı ayakta tutar, sadakat ise güveni devam ettirir… Evlilik, İslâm’ın büyük önem verdiği, yalnız iki insanı değil, aileyi ve dolayısıyla toplumu ilgilendiren mukaddes bir müessesedir. Kur’ân-ı kerîm, eşler arasındaki ilişkinin temelinde huzur, sevgi ve merhametin bulunduğunu bildirir: “Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için kendi nefislerinizden … Devamını oku

Haram ve şüpheli lokma yemekten sakınanlar…

Abdullah ibni Mübârek hazretleri buyuruyor ki: “Şüpheli olan bir kuruşu sâhibine geri vermeyi, bin lira sadaka vermekten daha çok severim.” Haram yemek kalbi karartır, hasta eder. İslâm âlimlerinin büyükleri buyurdular ki: “Kırk gün şüpheli lokma yiyenin kalbi kararır ve lekelenir.” Bunlardan bazıları bu hususta şunları söylediler: Ebû Bekr “radıyallahü anh”, hizmetçisinin getirdiği sütü içti. Sonra … Devamını oku

Helal lokma yemek kalbi nurlandırır…

“Bir kimse, hiç haram karıştırmadan, kırk gün helal yerse, Allahü teâlâ, onun kalbini nur ile doldurur. Dünya muhabbetini, kalbinden giderir.” İbadetler on kısımdır. Dokuz kısmı helal kazanmaktır. Bir kısmı da bildiğimiz bütün ibadetlerdir. O hâlde helal kazanmaya çok çalışmalıdır. İbadetlerin kabul olması, helal lokmaya bağlıdır. Mü’minûn sûresi, elli ikinci [52] ayetinde mealen, “Ey Peygamberlerim “salevâtullahi … Devamını oku

Haram ve helâl, Allahü teâlânın emri iledir…

Dinimizde, herhangi bir şeyin haram olduğu hükmü bildirilmemişse, onun helâl olduğu kabul edilir. Çünkü her şey, aslında helâldir. İslâm dîninin apaçık bildirdiği zaruri bilgilerde şüphe ve tereddüt etmemelidir. Namaz kılmanın farz, şarap ve diğer alkollü içkileri içmenin, kumar oynamanın, fâizin, rüşvetin haram olduğunda şüphe etmek veya meşhur olan bir harama helâl demek ve helâl olan … Devamını oku

Son nefeste iman ile giden Cennete girer…

Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Son sözü, (Lâ ilâhe illallah) olan, muhakkak cennete girer.” Yüce Rabbimiz, hepimizi Cennetine davet ediyor. Bunun tek şartı da, dünyada iken îman etmek ve son nefeste îman ile ölmektir. Peygamber Efendimiz, (Son sözü, [Lâ ilâhe illallah] olan, muhakkak cennete girer) buyurdular. Cennet, ibadet karşılığı olmayıp, ilâhî bir … Devamını oku

Dünyada yapılan iyilikler, âhirette nasıl işe yarar?

Allahü teâlânın Peygamberine tâbi olmayanların yaptığı her iyilik, dünyâda kalır ve âhiretin harap olmasına sebep olur. İslamiyet; yeryüzündeki bütün insanların, dünya ve âhiretin efendisi ve bütün insanların her bakımdan en yükseği ve en iyisi olan, Muhammed Mustafâya “sallallahü aleyhi ve sellem” tâbi olmasını ve Ona uymasını emretmiştir. Ona uymanın ufak bir zerresi, bütün dünya lezzetlerinden … Devamını oku

“Mugayyebât-ı hamse” ne demektir?

“Mugayyebât-ı hamse” yalnızca Allahü tealanın bildiği, akıl ve duyularla önceden bilinemeyen “beş gizli şey” demektir. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde buyuruyor ki: (Kıyâmetin ne zaman kopacağını ancak Allah bilir. [Nereye, ne zaman ve ne miktarda] yağmur yağdıracağını ve rahimlerde olanı da O bilir. Hiç kimse, yarın [hayır ve şerden] ne kazanacağını ve nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz … Devamını oku

Müminin imanı gaybî olmalıdır

Dinde bildirilen her şeyi, fen ispat edemese de, fayda veya zararını gözü ile görmese de, yine inanmak lazımdır. Hakiki iman gayba inanmaktır. İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği dini, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan tasdik etmek yani kabul edip, beğenip, inanmaktır. Akla uygun olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek olur, Resulü … Devamını oku

Kalbe gelen düşünceler…

Kalbe gelen kötü şeyleri defetmeye çalışmalı, kalbi çirkin şeylerden, bozuk düşüncelerden temizlemeli ve güzel ahlakla süslemelidir! İnsan, bir iş yapacağı zaman, evvela kalbine bir hatara [fikir, düşünce] gelir. Bunu yapmak ister. Bu isteğine (Niyet) denir. Bu işi yapmaları için uzuvlarına [organlarına] emreder. Emir vermesine (Kasd, teşebbüs) denir. Uzuvların iş yapmalarına (Kesb) denir. Kalbin yaptığı işlere … Devamını oku