Herkes güzel ahlak sahibi olmalıdır

Ahlak ilmi çok şerefli, pek kıymetli, hayatımızın her safhasında bize gerekli bir ilimdir. Çünkü ruhun kötülükleri bu ilim ile temizlenebilir. Kendimize karşı olan vazifelerimizden biri de, güzel ahlâk sahibi olmaktır. Hakiki bir Müslüman, güzel ahlâka sahip olan ve kötü ahlâktan uzak duran insandır. İyi bir insan olmak iki şeye bağlıdır: Güzel huylara sahip olmak ve … Devamını oku

İnsanın şerefi, ilim ve edep iledir

İslâm büyükleri, (Hiçbir bî-edeb, vâsılı ilallah olamaz) buyurdulur. Yani, edebi olmayan hiçbir kimse, Allahü teâlânın rızasına ve sevgisine kavuşamaz. Her Müslümanın, kendine karşı vazifelerinden biri de kendini iyi yetiştirmek, ilim ve güzel ahlâk sahibi olmaktır. Şair ne güzel söylemiş: “Şerefül-insâni bil-ilmi vel-edeb; Lâ bil-mâli ven-neseb.” Yani insanın şerefi, ilim ve edep iledir. Mal ve nesep … Devamını oku

Kalbimizde iman, devamlı ve sâbit olmalıdır…

İman nurunu söndürmeyen sebeplerden biri de, kalbi, sıfât-ı zemîmeden, yani kötü sıfatlardan temizlemektir. Kendimize karşı vazifelerimizden biri de, kalbimizdeki imanımızı devamlı ve sâbit yapmaktır. Sevgili Peygamberimiz bile, (Allahümme yâ mukallibel-kulûb. Sebbit kalbî alâ dînike) diye dua ederek Rabbine yalvarırdı. Yani kalbinin dinde, imanda sâbit kalmasını talep ederdi. Kalbimizdeki iman nurunun sönmemesini temin eden sebeplerin başında … Devamını oku

Dünyada ve âhirette, rahat ve huzura kavuşmak için…

Önce Müslüman olmak lâzımdır. Sonra ilim ve ihlas sahibi olmalıdır. Her gün kalp ile tevbe etmek ve bu tevbeyi söylemek lâzımdır. Kendimize karşı vazifelerimizin başında, önce iman etmek ve böylece dünya ve âhiret saâdetine kavuşmak için Müslüman olmak gelir. Her insanın, dünyada ve âhirette, rahat ve huzura kavuşması için, üç şeyi yapması lâzımdır: 1- Önce … Devamını oku

Kendimize karşı şahsi vazifelerimiz vardır…

Allahü teâlâ, Tahrîm sûresinin altıncı âyet-i kerîmesinde meâlen buyurdu ki: “Kendinizi ve evlerinizde ve emirlerinizde olanları ateşten koruyunuz!” Müslümanın kendine karşı birinci vazîfesi, nefsine, şeytana uymayıp ve kötü arkadaşlara, azgın, âsi kimselere, anarşistlere aldanmayıp, kanuna karşı suçlu olmaktan, Allahü teâlâya karşı da günah işlemekten sakınmaktır. Allahü teâlâ, Tahrîm sûresinin altıncı âyet-i kerîmesinde meâlen buyurdu ki: … Devamını oku

Kendimize ve cemiyete karşı vazifelerimiz var…

İslâmiyetin bildirdiği sosyal ve ekonomik ahlâktan, ahkâmdan ayrılan insanlar, milletler, sıkıntıdan, ızdıraptan, felâketten kurtulamamışlardır. Allahü teâlâ İslâm dînini, her memlekette, her yeniliği ve buluşu karşılayacak şekilde kurmuştur. İslâm dîni, yalnız sosyal hayatta değil, ibâdetlerde bile tolerans, müsâmaha göstermiş, insanlara serbestlik vermiş, başka şartlar ve zarûretler karşısında, ictihâd hakkı tanımıştır. Hazret-i Ömer ve Emevîler zamanında ve … Devamını oku

Ramazandan sonra iki gün kaza orucu tutulmalıdır…

Dinimiz, oruca başlamayı ve bayramı, hilalin doğmasına değil, hilalin görülmesine bağlamıştır. Ramazanın başlamasında hesaba, takvime göre değil, hilalin görülmesine itibar edilir. Hesaba, takvime göre hareket edilmez. Hilalin görüleceği gün değil, doğacağı gün, doğru olarak hesapla tespit edilir. Fakat dinimiz, oruca başlamayı ve bayramı, hilalin doğmasına değil, hilalin görülmesine bağlamıştır. Hadis-i şerifte, (Hilali görünce oruç tutun, … Devamını oku

Ramazan ayının her günü ve gecesi mübarektir

Mübarek; bereketli, hayırlı, faydası bol, feyizli demektir. Bütün mübarek günleri ve geceleri ihyâ etmeli ve bunlara saygı göstermelidir. İdrâkiyle müşerref olduğumuz Ramazan-ı şerîf ayının her günü ve gecesi mübarektir. Mübarek; bereketli, hayırlı, faydası bol, feyizli demektir. Bütün mübarek günleri ve geceleri ihyâ etmeli ve bunlara saygı göstermelidir. Saygı göstermek, günâh işlememekle olur. Bu günlerde ve … Devamını oku

Ramazân-ı şerîf ayına hürmet eden kurtulur

Ramazân-ı şerîfte özürsüz oruç tutmayanlar, ona hürmet etmemiş, İslâmın namus perdesini yırtmış olurlar. Allahü teâlâ, Ramazân-ı şerîf ayını dünya ve âhiret saadetine kavuşmaya vesile eyledi. Bu ayı birçok nimetlerle süsledi. Mübarek ramazan ayının gündüz ve gecelerinde yağmur gibi feyiz ve bereket yağmaktadır. Cenâb-ı Hak, âlemlere rahmet olarak gönderdiği Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın hürmetine, bu mübarek … Devamını oku

Ramazan, Müslümanların muhabbet ayıdır…

İnsanların birbirini sevmesi için, önce herkes birbiriyle selamlaşmalı, birbirine hayır dua etmeli, kimse kimseye beddua etmemelidir. Allahü teâlâ, Müslümanların birbirlerini çok sevmesini istemektedir. Bu, imanın temelidir. Bir Müslümana düşmanlık yapmak, kalbinde ona karşı kin beslemek, son nefeste imansız olarak ölmeye sebep olur. İman, dört sevginin kalpte beraber bulunmasıdır. Bunlar; Allahü teâlâyı sevmek, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmı … Devamını oku

Ramazan ayı gelince…

“Bir kimse, ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları af olur.” İslâmın beş şartından dördüncüsü, mübârek ramazan ayında, her gün oruç tutmaktır. Ramazan, yanmak demektir. Çünkü, bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günâhları yanar, yok olur. Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” diyor ki: Resûlullah “sallallahü aleyhi … Devamını oku

İnsanların en iyileri…

Peygamberlerden sonra, insanların en iyileri Eshâb-ı kirâmdır. Onlar; Allahü teâlânın ve Peygamberimizin yüksek hasletlerini övdüğü seçilmiş insanlardır. Dünyada iken Peygamber efendimizi görmekle ve Ona iman etmekle şereflenmiş mübarek insanlara (Eshâb-ı kirâm) denir. Bunlar, Allahü teâlânın ve Peygamberimizin yüksek hasletlerini övdüğü seçilmiş insanlardır. Peygamberlerden sonra, insanların en iyileri Eshâb-ı kirâmdır “radıyallahü teâlâ anhüm”. İmam-ı Rabbânî hazretleri … Devamını oku

“Namaz kılabilmek için işimi bırakmıştım!”

Enver Ören Ağabey: “Namaz için çok sıkıntı çektiğimden, müessesemizin her yerinde çalışanlarımız namazlarını rahat kılsınlar diye mescid yaptırıyoruz.” Gazetemizin de içinde bulunduğu, İhlas Holding’in Kurucusu Merhum Enver Ören Ağabey, başından geçen namazla ilgili bir olayı şöyle anlatmışlardı: Kuleli’yi bitirip Fen Fakültesinde tahsil görürken, uzak bir akrabamın Bankalar Caddesindeki eczânesinde çalışıyordum. Geceleri de orada kalıyor, nöbet … Devamını oku