Duanın kabul olması için…

Allahü teâlâ, Mü’min sûresinin 60. âyetinde, (Dua ediniz, kabûl ederim) buyuruyor. Ancak, duanın kabûl olması için, beş şart vardır. Bir gün birisi gelerek İbrâhîm-i Edhem’den “kuddise sirruh” nasîhat istedi. O mübarek zat da buyurdu ki: Altı şeyi kabûl edersen, hiçbir işin sana zarar vermez. O altı şey şudur: 1- Günah yapacağın zaman, Onun rızkını yime! … Devamını oku

Büyüklerin nasîhatleri altın gibidir…

Başkalarının kusurlarını araştırmak, büyük günahtır. Aynı zamanda içinde kul hakkı da vardır. Kıyamet günü sevaplarımızın elimizden alınmasına sebep olabilir… Evliyanın büyüklerinden İbrahim bin Edhem hazretleri 12 asır önce vefat etmiş olmasına rağmen, hâlâ unutulmadı. Hikmetli ve güzel sözleri, örnek hâlleri insanların takdirini ve hayranlığını kazandı. Bir gün bu mübarek zatı ziyarete gelip, kendilerinden nasihat istediler. … Devamını oku

Muhabbetin kaynağı, herkesle iyi geçinmektir

Kimsenin kusurunu görmemeli ve araştırmamalıdır. Kimse ile münakaşa etmemeli ve kimsenin aleyhinde konuşmamalı, hiç gıybet yapmamalıdır. Allahü teâlâ, Müslümanların birbirlerini çok sevmesini istemektedir. Bu imanın temelidir. Bir Müslümana düşmanlık yapmak, kalbinde ona karşı kin beslemek, son nefeste imansız olarak ölmeye sebep olur. İman, dört sevginin kalpte beraber bulunmasıdır. Bunlar; Allahü teâlâyı sevmek, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmı … Devamını oku

Gerçek bayram nasıl olur?

Bayram, sevinmek demektir. Bayramlarda insanları sevindirmek de çok sevaptır. Müslümanlar, birbirini ziyaret edip hediyeleşmelidir. Kurban, Allahü teâlâya bağlılığın ve teslimiyetin bir nişanesi olan ve onun rızasını kazanmak için maddi varlığımızı feda ettiğimiz bir ibadettir. Âkıl ve bâliğ, zengin ve mukim olan her Müslümanın kurban olacak bir hayvanı kesmesi vâcibdir. Kurban nisabına malik olanın, kurban kesmesi … Devamını oku

İslâm ahlâkı üç kısma ayrılır

Her Müslümanın, bir “İslâm Ahlâkı” kitabından veya bir rehberden, bunları iyi bilen bir kişiden, bu güzel ahlâkı öğrenmesi lâzımdır. Her Müslümanın güzel ahlâk sahibi olması lâzımdır. İmanı en kuvvetli olan Müslüman, ahlâkı en güzel olandır. İşte bunun için her Müslümanın, bir İslâm Ahlâkı kitabından veya bir rehberden, bunları iyi bilen bir kişiden, bu güzel ahlâkı … Devamını oku

Güzel ahlakın faydaları

Güzel ahlak sahibi olan kimse edeplidir, az konuşur, kimseyi gıybet etmez, başkalarını çekiştirmez. Allah için sever, Allah için düşmanlık eder. Güzel ahlâk, ilim ve edep öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde edilen iyi huylardır. Dinimiz iyi huylar edinmemizi, kötü huylardan kaçınmamızı emretmektedir. Yüce Rabbimiz, Sevgili Peygamberimizi överken (Gerçekte sen, büyük bir ahlak üzeresin!) buyurmaktadır. İyi … Devamını oku

Her Müslümana önce lâzım olan şeyler…

“Ey mesud kardeşim! Bize ve size her şeyden önce lâzım olan, itikâdı Kitâba ve Sünnete uygun olarak düzeltmektir.” Büyük âlim ve ikinci bin yılın müceddidi olan İmâm-ı Rabbânî hazretleri bir nasihatinde buyurdu ki: –Ey mesud kardeşim! Bize ve size her şeyden önce lâzım olan, itikâdı Kitâba ve Sünnete uygun olarak düzeltmektir. Doğru yolun âlimlerinin, “Allahü … Devamını oku

Herkes güzel ahlak sahibi olmalıdır

Ahlak ilmi çok şerefli, pek kıymetli, hayatımızın her safhasında bize gerekli bir ilimdir. Çünkü ruhun kötülükleri bu ilim ile temizlenebilir. Kendimize karşı olan vazifelerimizden biri de, güzel ahlâk sahibi olmaktır. Hakiki bir Müslüman, güzel ahlâka sahip olan ve kötü ahlâktan uzak duran insandır. İyi bir insan olmak iki şeye bağlıdır: Güzel huylara sahip olmak ve … Devamını oku

İnsanın şerefi, ilim ve edep iledir

İslâm büyükleri, (Hiçbir bî-edeb, vâsılı ilallah olamaz) buyurdulur. Yani, edebi olmayan hiçbir kimse, Allahü teâlânın rızasına ve sevgisine kavuşamaz. Her Müslümanın, kendine karşı vazifelerinden biri de kendini iyi yetiştirmek, ilim ve güzel ahlâk sahibi olmaktır. Şair ne güzel söylemiş: “Şerefül-insâni bil-ilmi vel-edeb; Lâ bil-mâli ven-neseb.” Yani insanın şerefi, ilim ve edep iledir. Mal ve nesep … Devamını oku

Kalbimizde iman, devamlı ve sâbit olmalıdır…

İman nurunu söndürmeyen sebeplerden biri de, kalbi, sıfât-ı zemîmeden, yani kötü sıfatlardan temizlemektir. Kendimize karşı vazifelerimizden biri de, kalbimizdeki imanımızı devamlı ve sâbit yapmaktır. Sevgili Peygamberimiz bile, (Allahümme yâ mukallibel-kulûb. Sebbit kalbî alâ dînike) diye dua ederek Rabbine yalvarırdı. Yani kalbinin dinde, imanda sâbit kalmasını talep ederdi. Kalbimizdeki iman nurunun sönmemesini temin eden sebeplerin başında … Devamını oku

Dünyada ve âhirette, rahat ve huzura kavuşmak için…

Önce Müslüman olmak lâzımdır. Sonra ilim ve ihlas sahibi olmalıdır. Her gün kalp ile tevbe etmek ve bu tevbeyi söylemek lâzımdır. Kendimize karşı vazifelerimizin başında, önce iman etmek ve böylece dünya ve âhiret saâdetine kavuşmak için Müslüman olmak gelir. Her insanın, dünyada ve âhirette, rahat ve huzura kavuşması için, üç şeyi yapması lâzımdır: 1- Önce … Devamını oku

Kendimize karşı şahsi vazifelerimiz vardır…

Allahü teâlâ, Tahrîm sûresinin altıncı âyet-i kerîmesinde meâlen buyurdu ki: “Kendinizi ve evlerinizde ve emirlerinizde olanları ateşten koruyunuz!” Müslümanın kendine karşı birinci vazîfesi, nefsine, şeytana uymayıp ve kötü arkadaşlara, azgın, âsi kimselere, anarşistlere aldanmayıp, kanuna karşı suçlu olmaktan, Allahü teâlâya karşı da günah işlemekten sakınmaktır. Allahü teâlâ, Tahrîm sûresinin altıncı âyet-i kerîmesinde meâlen buyurdu ki: … Devamını oku

Kendimize ve cemiyete karşı vazifelerimiz var…

İslâmiyetin bildirdiği sosyal ve ekonomik ahlâktan, ahkâmdan ayrılan insanlar, milletler, sıkıntıdan, ızdıraptan, felâketten kurtulamamışlardır. Allahü teâlâ İslâm dînini, her memlekette, her yeniliği ve buluşu karşılayacak şekilde kurmuştur. İslâm dîni, yalnız sosyal hayatta değil, ibâdetlerde bile tolerans, müsâmaha göstermiş, insanlara serbestlik vermiş, başka şartlar ve zarûretler karşısında, ictihâd hakkı tanımıştır. Hazret-i Ömer ve Emevîler zamanında ve … Devamını oku