“Sana müjdeler olsun, ey hâtun!”

Evliyânın büyüklerinden olan Hâce Muhammed hazretleri, zühd ve verâ sâhibiydi. 411 (m. 1020) senesinde vefât etti. Annesi ona hâmileyken, karnından “Lâ ilâhe illallah” zikrini işitirdi. Babası bilmiyordu. Öğrenince sevindi. Ve kendisine; “Ey hâtun! Sana müjdeler olsun, sâlih bir çocuk doğuracaksın” dedi. ● ● ● Bir gün evde otururken, babası, ana rahminde olan bu oğluyla konuşmak … Devamını oku

Gerçek tövbe böyle olur…

Abdülvâhid bin Zeyd hazretleri, meşhûr hadîs âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. Tebe-i tâbiîn’dendir. Basra’da yaşadı. 805 (H. 189) senesinde vefât etti. Çok içki içer, devâmlı “sarhoş” hâlde bulunurdu. Bir gün yolu, Yûsüf bin Hüseyin’in vaaz meclisine uğradı. Sohbetini dinledi. Çok istifâde etti. Kalbine bir hâl oldu. Kendinden geçmiş olarak, yere yığılıverdi! Kendine gelince bütün yaptıklarına pişmân … Devamını oku

Kabîle reîsinin kızı​ âşık oldu…

Yûsüf bin Hüseyin Râzî hazretleri, Rey şehrinde yaşadı. 915 (H.304) yılında vefât etti. Seyahatlerinden birinde Arabistan’da bir kabîleye uğradı. Kabîle reîsinin kızı, onu görüp âşık oldu. Bir yolunu buldu. Ve yanına geldi. Yûsüf bin Hüseyin yalnızdı o saatte. Kızı görünce hızla uzaklaştı oradan. Başını dizlerine koydu. Öylece uyudu. Ve rüyâ gördü. Cennet gibi bir yer … Devamını oku

Velîler, özürleri kabul ederler…

İbni Sem’un hazretleri, vaaz ve nasîhatleriyle meşhur bir âlimdir. Bir sevdiği anlatıyor: İbni Sem’un bir gün Bağdat’ta, minberde vaaz veriyordu. Minberin önünde oturanlardan bir kişi uyudu. Onun uyuduğunu görünce sustu. Biraz bekledi. Adam uyandı… O kimseye dedi ki: “Resûlullah’ı gördün değil mi?” “Evet efendim” deyince; “Seni uyandırıp tatlı rüyânı yarıda bırakmamak için sustum” buyurdu. ● … Devamını oku

“Allahü teâlâ sana rızık gönderir”

İbni Sem’un hazretleri, vaaz ve nasîhatleriyle meşhur bir âlimdir. Bağdat’ta yaşadı. 387 (m. 997) senesinde vefât etti. Bir gün kürsü üzerinde vaaz veriyordu. Bir ara cemaate; “Eti konuşturan, yağı gördüren, kemiği işittiren Allahü teâlâyı tesbîh ederim” buyurdu. Anlayamadılar?! Ve “anlamadık” dediler. Büyük zât onlara; “Burada ‘et’ten maksat (dil), ‘yağ’dan maksat (göz), ‘kemik’ten maksat da (kulak) … Devamını oku

“Muvaffak olmanızı neye borçlusunuz?”

İbni Nüceyd hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Nişâbûr’da yaşadı. 366 (m. 976) da orada vefât etti. Kendisi anlatıyor: Ben Ebû Osmân-ı Hayrî hazretlerinin meclisinde tövbe ettim. Ama uzun sürmedi. Yine günâha daldım. Günah işlemeye başlayınca hocamın sohbetlerini terk ettim. Utancımdan ona görünmemeye çalışır ve beni görmesin diye âdeta kaçardım ondan. Bu da çok sürmedi. Bir gün yakalandım. … Devamını oku

“Kavuştuğunuz bu nimete lâyıksınız”

Tasavvuf ehlinin meşhurlarından olan Ebû Tâlib-i Mekkî hazretleri, 386 (m. 996) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Bu zât anlatıyor: Kıyâmet günü, namaz kılanları, derecesine göre Cennete iletirler. Birincilere sorarlar: “Sizin namâzınız nasıldı?” Onlar cevaben; “Biz, ezânı işittiğimizde, hemen abdest almaya kalkardık” derler. Melekler dinler. Ve o kimselere; “Siz, kavuştuğunuz bu nîmete lâyıksınız” derler. Sonra ikinci grup … Devamını oku

“Hak teâlâ nîmetini kul eliyle gönderir”

Ebül Hüseyin Şirvânî hazretleri, İran’da yetişen büyük velîlerdendir. Kendisi anlatıyor: Bir gün Mekke-i mükerremede yolda yürürken, bir kimsenin, yol ortasında can çekişmekte ve şiddetli bir ızdırapla kıvranmakta olduğunu gördüm. Çok üzüldüm! O an kalbime; “Şu zavallının bu sıkıntıdan kurtulması için Fâtiha okuyup üzerine üfleyeyim” düşüncesi geldi. O sırada o kimsenin karnından bir ses geldi. Dikkat … Devamını oku

Namaz vakti girince iyileşen felçli zat!..

Ebül Hüseyin Şirvânî hazretleri, İran’da yetişen büyük velîlerdendir. Hicrî dördüncü asırda, Mekke’de vefât eyledi. Ömrünün sonlarına doğru felç oldu. Eli ayağı tutmazdı. Ayağa kalkamazdı. Fakat her gün beş namaz vakitleri girince iyileşirdi. Sohbet esnâsında da sıhhatli ve sağlam olur, bu zamanlar hâricinde yine felçli olurdu… Kendisine; “Tasavvuf nedir?” diye sordular. Cevâbında; “Hakîkî din âlimlerinden birine … Devamını oku

“Evliyâ zâtlara saygıda kusur etmemelidir”

Ebül Hayr Habeşî hazretleri, Mekke’de yaşadı. 383 (m. 993) yılında, Güney İran’daki Ebrikûh beldesinde vefât edip, oraya defnedildi. Resûlullahın kabr-i şerîfine vardığında; “Esselâmü aleyküm yâ Resûlissekaleyn!” derdi. Cevap beklerdi. Efendimiz ona; “Ve aleykesselâm yâ Tâvus-ül-Haremeyn!” diye cevap verirdi. ● ● ● Kendisi anlatır: Altmış sene Mekke ve Medîne’de oturdum. Çok sıkıntılar çektim. Ne zaman bir … Devamını oku

Hangisi köle hangisi efendi?

Ebül Hayr Habeşî hazretleri, Mekke’de yaşadı. 383 (m. 993) yılında, İran’da, Ebrikûh beldesinde vefât etti. Ve oraya defnedildi. Gençliğinde birinin kölesiydi. Bir kula köle iken, “asıl Efendisine” kullukla meşgul olurdu. Yâni ibâdet ederdi. Efendisi, her zaman bir arzusu olup olmadığını sorar, bir şeyler istemesini arzu ederdi. Ama o, “yok” derdi. Bir şey istemezdi. Bir gün … Devamını oku

“Ey insanlar! Ben tövbe ettim!”

Ebül Hasen-i Eş’arî hazretleri, Ehl-i sünnetin itikattaki iki imâmından biridir. 330 (m. 941) senesinde Bağdâd’da vefât etti. Kırk yaşına kadar bozuk fırka olan mutezileye göre yaşadı. Bir Ramazan-ı şerîf ayının ilk günlerinde, rüyâda Peygamber Efendimiz kendisine; “Yâ Alî! Benim ve Eshâbımın yoluna yardım et” buyurdular. Ramazanın onbeşi oldu. Efendimiz yine görünüp; “Sana emrettiğim şey için … Devamını oku

İlim ve iffet sâhibi bir kız…

Buhâra’da yetişen âlim ve evliyânın büyüklerinden Ebû Hafs-ı Kebîr hazretleri, 264 (m. 877) senesinde, Buhâra’da vefât etti. Şöyle nakledilir: Bu zât, gençlik yıllarında ilim ve iffet sâhibi, sâliha bir kızla evlendi… İlk gece, kız buna; “Kadınların âdet hâlleriyle ilgili hayız ilmini öğrendin mi?” dedi. Ebû Hafs; “Öğrenmedim” dedi. Bunun üzerine; “Allahü teâlâ bir âyet-i kerîmede … Devamını oku