Aslandan korkmadın mı?

Tâbiîn devrinin mücahit velilerinden Amr bin Utbe hazretleri gazaya çıkmıştı. Bir nöbetinde namaza durdu… O ara bir aslan kükremesi işitildi. Herkes telaşa kapıldı! Kimi sağa kaçtı. Kimi sola koştu. Amr bin Utbe hazretleri, kendinden geçmiş bir vaziyette namazına devam etti. Koca aslan, onun etrafında dolaştı durdu. Bir şey yapmadı. Arkadaşları ona; “Aslandan korkmadın mı?” dediler. … Devamını oku

Gece namaz kılardı

Tâbiîn devrinin mücahit velilerinden Amr bin Utbe hazretleri; Kûfe’de doğdu. Geceleri çok namaz kılardı. Kız kardeşi anlatıyor: Bir gece namaza durdu… “Mü’min sûresi”nin başından okumaya başladı. Bir ayete geldi. Devam edemedi. Zira bu ayette; “Ey Resûlüm! Müşrikleri kıyamet günüyle korkut. O gün zalimlerin bir dostu ve bir şefaatçisi yoktur” buyuruluyordu. Bu ayeti okudu… Bir daha … Devamını oku

Rabbimden üç şey istiyorum

Tâbiîn devrinin mücahit velilerinden Amr bin Utbe hazretleri; Kûfe’de doğdu. 643 senesinde bir muharebede şehit düştü. Devamlı gazalara katılır, Cenab-ı Haktan “şehitlik rütbesi” isterdi. Hep dua ederdi. Bir gün bir evde; “Rabbimden üç şey istedim. Dünyaya rağbet etmeyeyim. Namazlarımı Allahü teâlânın beğendiği gibi kılayım. Ve şehitlik rütbesine kavuşayım” buyurdu. Sonra da; “Çok şükür” dedi. Dinleyenler; … Devamını oku

İnsanlar ne gâfildir

Kûfe’de yetişen âlim ve velîlerden olan Amr bin Kays hazretleri, gençlerle ilgilenirdi. Nasîhat ederdi. Dünyaya sarılanlara; “Dünyaya rağbet etmek ne gaflettir. Müslüman, âhirete hazırlanmalıdır. Zira âhiret, dehşetli yerdir!” buyururdu. Bu zat vefat ettiğinde, Kûfeliler çok üzüldü.. Büyük bir zatı kaybetmişlerdi… Cenazeye geldiler. Namazdan sonra gökyüzünden, o güne kadar hiç görmedikleri beyaz ve rengârenk kuşların, yükseklerden … Devamını oku

Niçin ağlıyorsunuz?

Dostlarından biri devamlı olarak ağladığını gördüğü Amr bin Kays hazretlerine sordu ki: “Niçin ağlıyorsun? Cevabında; “Bu kadar günahla Rabbimin huzuruna nasıl çıkacağım, ona ağlıyorum!” buyurdu. İlim ehlinden ve Allah adamlarından bir kimse gelince, önünde diz çökerdi. Ve kendisine; “Allah’ın sana bildirdiklerinden bana da öğret” diye yalvarırdı. Bir gün bu zata; “Cennete gitmenin yolu nedir efendim?” … Devamını oku

Malını fakirlere dağıtırdı

Amr bin Kays hazretleri, Kûfe’de yetişen âlim ve velîlerdendir. 763 (H.146) senesinde Kûfe’de vefat etti. Sevgili Peygamberimizin ve onun Eshâbının hayatı gibi yaşamaya çalıştı. Ticaret yapardı. Çok da kazanırdı. Malını fakirlere dağıtırdı. Güzel ahlakıyla insanlara örnek olur, gençlere İslamiyet’in emir ve yasaklarını anlatırdı. Hem âlimdi. Hem de Veli. Birçok genç yetiştirdi. Mesela Süfyân-ı Sevrî hazretleri, … Devamını oku

Lâ ilâhe illallah

Tâbiîn devri âlim ve evliyasından Amr bin Dînar hazretleri, 743 (H.126) senesinde Mekke-i mükerremede vefat etti. Bu büyük zat, bir gün kelime-i tevhidin faziletine dair çok şeyler anlatıp; “Bu hususta çok hadîs-i şerîf var” dedi. Cemaat rica ettiler: “Birini söyler misiniz.” Büyük Velî; “Peygamber efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) “Bir kimse inanarak, lâ ilâhe illallah derse, muhakkak … Devamını oku

Kabri “ateş” doluydu

Tâbiin devri âlim ve evliyasından Amr bin Dînar hazretleri, 743 (H.126) senesinde Mekke-i mükerremede vefat etti. Kendisi anlatır: Edirne’de biri vardı. Kız kardeşi vefat etti… O şöyle anlatıyor: Onu defnettik. Ve ayrılıp gittik. Benim değerli bir yüzüğüm o arada kayboldu… Kendi kendime; “Acaba kabre mi düştü?” deyip tekrar kabre gittim. Ve kabri açtım. Lahd tahtasını … Devamını oku

Hocamızı karşılayalım

Ammâr-ı Yâser hazretleri, Anadolu velîlerinden olup, Bitlis’te yaşadı. 1253 (H.650)’de, Bitlis’te vefât etti. Bu zât bir gün dergâhtan ayrılıp bir köye gitti. Dönüp de dergâha yaklaşınca talebesinden biri, kalben hocasının yaklaştığını anladı… Ve çok sevindi. Arkadaşlarına; “Hocamız geliyor, haydi karşılayalım!” dedi. Dediler ki: “Nasıl bildin?” Cevâbında; “Hocamızın himmetiyle” dedi. Arkadaşları bu cevaba çok güldüler. Ve … Devamını oku

“Sen meyhânede vaaz et!”

Ammâr-ı Yâser hazretleri, Anadolu velîlerinden olup, Bitlis’te yaşadı. 1253 (H.650) de, Bitlis’te vefât etti. İnsanları doğru yola kavuşturmak için çok uğraştı. Necmeddîn-i Kübrâ hazretleri bu zâtın sohbetlerinde yetişmiştir. Bir gece yattı. Ve rüyâ gördü. Birisi kendisine; “Yarın git, meyhânedekilere nasîhat et” dedi. Uykudan uyanıp; “Hayırdır inşallah” dedi. Ne yapacağını bilemedi. Düşünmeye başladı?! O an biri … Devamını oku

“Biz yanlış yere gelmişiz!”

Evliyânın büyüklerinden Alvân Hamevî hazretleri, 1530 (h. 936) senesi, Cemâzil evvel ayında Hama’da vefât etti. Hırsızlardan bir grup, gece karanlığında Alvân Hamevî hazretlerinin dergâhına girdiler. Onu, namazda buldular. Etrâfında göz kamaştıran bir “nûr” parlıyordu. Çok şaşırdılar! Etrâfa baktılar. Ortalıkta ne bir “kandil” ne de bir “lâmba” vardı! Bu hâli görünce; “Biz yanlış yere gelmişiz” diyerek … Devamını oku

Rodos’un fethindeki beyaz atlı…

Evliyânın büyüklerinden Alvân Hamevî hazretleri, 1530 (h.936) senesi Cemâzil evvel ayında, Hama şehrinde vefât etti. Ticâretle uğraşan bâzı talebeleri gemiyle yola çıktılar… Yolculuk esnâsında fırtına çıkıp gemi batma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Yolcular korktular! Gençler de korktu! Ve ellerini açarak; “Yâ Rabbî! Hocamız Alvân Hamevî hazretleri hürmetine bize yardım et” diye yalvardılar O anda hocaları … Devamını oku

“Allah’ın öyle kulları vardır ki…”

Evliyânın büyüklerinden Alvân Hamevî hazretleri, 1530 (h.936) senesi Cemâzil evvel ayında Hama’da vefât etti. Bir gece, yatsı namâzından sonra talebesiyle sohbet ederken, lâmbanın yağı bitti. Bir genç kalktı. Yağ koyacaktı. Alvân Hamevî o gence; “Yavrum sen otur. Allahü teâlânın öyle kulları vardır ki, yağı olmayan lâmbanın yanmasını isteseler, derhâl yanar” buyurdu. Ve “lâmba” yandı. Yağa … Devamını oku