Bahri Dede ve Zigetvar Kalesi’nin fethi…

Kânûnî Sultan Süleymân Han, Zigetvar seferine çıkmadan önce Bahri Dede’den duâ ister… Bahri Dede evliyânın meşhurlarındandır. Edirne’de doğdu ve orada yetişti. 1566 (H.974) senesinde Bursa’da vefât etti. Edirne’de zamânının âlimlerinden ilim öğrenen Bahri Dede, tasavvufta İbrâhim Edhem hazretlerinin yolunda yetişip kemâle erdi. Bursa’da Murâdiye Dergâhında insanlara rehberlik etti. Sohbetleri çok tesirli ve duâsı makbul idi. … Devamını oku

“Ümmetimden, günahları çok olanlara şefaat edeceğim.”

Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Eshâbıma dil uzatanlardan başka, herkese şefaat edebilirim.” Şireveyh bin Şehridâr Deylemî hazretleri hadîs ve târih âlimidir. 445 (m. 1053) senesinde İran’da Hemedan’da doğdu. 509 (m. 1115) senesinde vefât etti. Hadîs öğrenmek ve dinlemek için Bağdad, Kazvin ve İsfehân’a gitti ve birçok âlimden ilim öğrenip hadîs-i şerîf dinledi. Firdevs-ül-Ahyâr adlı eserinde, rivâyet … Devamını oku

“Konuşmak gümüş ise susmak altındır…”

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Allahü teâlâya ve âhiret gününe inanan ya hayır söylesin yâhut sussun.” Raûfî Ahmed Efendi İstanbul’da yetişen evliyânın büyüklerinden ve seyyiddir. 1653 (H.1063) senesinde İstanbul’da doğdu. Asrının büyük âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri öğrendi. İlim tahsîlini tamamladıktan sonra müderrisliğine tâyin edildi. Sonra bir dergâhın şeyhi olan Ali Efendi ile karşılaşıp, ona talebe … Devamını oku

“Bunlar, yağmacı Semiyyîn kabîlesinden birine âittir!..”

Bir gün Zeyla’î hazretlerine birkaç kişi geldi. Nezrettikleri altınları önüne bıraktılar… İbn-i Ömer Zeyla’î hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. Yemen’in Kızıldeniz sâhilindeki Vâdiyi Mûr’da doğdu. Luhayye kasabasına giderek burada ilim tahsil etti ve tasavvuf büyüklerinin terbiyesinde yetişti. Mânevî derecelere yükseldi. Evliyâlık makâmı verildi. Kerâmetleri görüldü. 1307 (H.707) senesinde Kızıldeniz sâhilindeki Luhayye kasabasında vefât etti. Bir gün Zeyla’î … Devamını oku

Kıyamet günü kendisine gıpta edilecek kimse…

En güzel vakar, meseleleri enine, boyuna düşünüp, üzerinde durmaktır… Şihâbüddîn Şernûbî hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. Mısır’ın Şernûb kasabasında doğdu. 1538 (H.945) senesinde bir gece rüyâsında Peygamber Efendimizi gördü. Resûlullah Efendimiz ona; “Ey Şihâbüddîn! İstanbul’da Şeyh Nûreddîn’e git, ondan tasavvuf ilmini öğren. Zîrâ kendisi bu zamanda âriflerin reisidir” buyurdu… Bu emir üzerine İstanbul’a giden Şernûbî hazretleri Şeyh … Devamını oku

“Tasavvuf ehli, aynı toprak gibidir”

“Tasavvuf; hakîkatlere sarılmak, derin, ince, manâlı konuşmak ve insanlardan bir şey beklememektir.” Seyyid Nûbânî hazretleri son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesi Kudüs yakınındaki Mezra köyünde vefât etti. Yûsuf Nebhânî eserlerinde ondan sıkça bahseder. Bu mübarek zat sohbetlerinde buyurdu ki: Ma’rûf-i Kerhî hazretleri buyurdu ki: “Tasavvuf; hakîkatlere sarılmak, derin, ince, manâlı konuşmak ve insanlardan bir … Devamını oku

İyi arkadaş, iki cihân için büyük saâdettir

İyi arkadaş, insanı derekelerden (aşağılıklardan) derecelere (yüksekliklere) ulaştırır… Ebü’l-Abbâs Necibî hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. Endülüs’te (İspanya) İşbiliye’de (Sevilla) doğdu. Mısır’da vefât etti. Önce İşbiliye’de İbn-i Âs isimli zâtın derslerini tâkib etti. Sonra büyük âlim ve velî Câfer Endülüsî’nin hizmetine girdi. Onun sohbetlerinde olgunlaştı ve icazet verilerek talebe yetiştirdi. Endülüs’te sultanın kendisine sıkıntı vermesinden dolayı Mısır’a gitti … Devamını oku

Tövbe etmeyen kendine zulmetmiş olur…

Bir iş yapan ve onun kötü olduğunu gören herkesin pişman olup, tövbe etmesi vâcib olur. Nâmıkî Câmî hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1049 (H.441) senesinde Horasan’da doğdu. 1142 (H.536) senesinde vefât etti. Yirmi iki yaşında iken tövbe etmek nasîb oldu. O yaşa kadar arkadaşları ile içerdi. Sonra tövbe edip dağa gitti. Nice yıllar orada kalıp, ibâdet ve … Devamını oku

Malım mülküm yok deme, olmadı diye gam çekme…

“Bu yalan dünyâ, dâimâ insanlara gaflet gömleği giydirir. Bu fâni mülkü elimizden alır.” Mürşidî Efendi son devir Osmanlı evliyasındandır. Diyarbakır’da doğdu. 1760 (H.1174) senesinde aynı yerde vefât etti. Birecikli Ebû Bekr Efendiden tasavvuf yolunu öğrendi. Tahsilinin sonunda hilâfet aldı. Diyarbakır’da çok talebe yetiştirdi… Bir gün talebeleri ile sohbet ederken, bir talebesinin nasîhat istemesi üzerine ona … Devamını oku

Okuduğu her hasta şifaya kavuşurdu…

İbn-i Acîl hazretleri bir gün saralı bir hastanın yanına gelir ve Yûnus sûresini okumaya başlar… İbn-i Acîl hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1291 (H.690) senesinde Yemen’de Beyt-i fakih denilen yerde vefât etti. Önce amcası Fakîh İbrâhim’den, sonra başka âlimlerden ilim ve edeb öğrendi. Fıkıh, hadîs, nahiv, gramer ferâiz (mîrâs bilgileri) ilimleri yanında tasavvuf kalb bilgilerinde de yükselip … Devamını oku

Âlimin ölümü, büyük bir musîbettir…

Şeytan ve onun yardımcıları, maksatlarına erişebilmek için âlimlerin yok olmasını beklerler. Ebû Bekr el-Esrem hazretleri büyük velî ve âlimlerdendir. 873 (H.260) târihinde vefât etti. Ahmed bin Hanbel’in talebesidir. Ondan çok meseleler nakletti. Bunları mevzularına göre yazdı. Büyüklerden bahseder, insanların istifade etmesi için nakiller yapardı. Şöyle nakletmiştir: Abdullah ibni Mes’ûd “radıyallahü anh” buyurdu ki: Resûlullah Efendimizin … Devamını oku

“Şeytanın ilk itirâzı, secde etmemek oldu!..”

“Allahü teâlâdan şeytana karşı yardım istersen, onun aldatmasından korunursun!” Hâce Ahmed bin Mevdûd hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1113 (H.507) senesinde Afganistan’ın Çeşt beldesinde doğdu. 1181 (H.577)’de aynı yerde vefât etti. Evliyânın meşhûrlarından Hâce Mevdûd Çeştî hazretlerinin oğludur. Babasının ders ve sohbetlerinde yetişip kemale erdi. Evliyâlıkta üstün derecelere yükseldi. Babası onu kendine halîfe, vekil tâyin etti. Babasının … Devamını oku

Pâdişâhın meşhur ‘dîvân sohbetleri’nde bulunan zat

Kânûnî Sultan Süleymân Han Ahmed Kuseyrî hazretlerini İstanbul’a dâvet etti ve çok ikramlarda bulundu… Ahmed Kuseyrî hazretleri Osmanlı evliyâsındandır. 1549 (H.956) senesinde Antakya’da vefât etti. Temel din bilgilerini büyük bir velî ve âlim olan babasından öğrendi. Babası talebeleri huzûrunda ona Halvetî tarîkatından icâzet verip, hırkasını giydirdi. Sohbetlerine ve derslerine pekçok kimse gelip istifâde ederdi. Kânûnî … Devamını oku