Rütbe ve nimeti çok olan önce selam verir

Önce büyük küçüğe, şehirli köylüye, ayakta olan oturana, az olan çok olana, baba oğluna, ana kızına selam verir. İsmail Sivasi Osmanlı fıkıh âlimlerindendir. Sivas’ta doğdu. 1638’de (h. 1048) orada vefat etti. İstanbul’da medrese tahsilini tamamladıktan sonra müderrislik yaptı. Sivas’a tayin edilerek müftülük yaptı. Burada Halveti şeyhi Abdülmecid Sivasi’den icazet aldı. Çok eser yazdı. Bunlardan “Mülteka” … Devamını oku

Niyetin doğru olmasına çok dikkat etmelidir…

Hayırlı işler için yapılan niyetin içinde, nefsin bir arzusu gizlenmiş olmamalıdır. Abdülhâdî Bedevânî hazretleri Hindistan’da yetişen büyük velilerden olup İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin talebesi idi. Hocasının terbiye ve duası ile evliyalık makamlarına yükseldi. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinden icazet alıp memleketi olan Bedâyûn’a döndü. 1631 (H.1041) senesinde Bedâyûn’da vefat etti. Bir defasında hocasına gönderdiği mektup … Devamını oku

Kullara verilen en kıymetli şey

Atâ bin Ebî Rebâh hazretleri “Kullara verilen en kıymetli şey nedir?” sorusuna “Dini bilmektir.” cevabını verdi. Atâ bin Ebî Rebâh hazretleri Tâbiînin meşhurlarındandır. Yemen’in Cened bölgesinde 647 (H.27) senesinde doğdu. 732 (H.114) senesinde Mekke’de vefat etti. Mekke’de Eshâb-ı kirâmın sohbetleriyle yetişti. Zamanında Mekke-i mükerremenin müftüsü ve en büyük hadîs-i şerif âlimiydi. İbn-i Abbâs, İbn-i Ömer, … Devamını oku

Dünyanın helâlinde hesap haramında azap vardır…

“Hazreti Ali’ye dünyadan sorulunca “Helâli hakkında hesap, haramı hakkında azap vardır” buyurdu. Şeyh Mûsâ Efendi Osmanlı evliyasındandır. Edirne’de yaşadı. Büyük veli İbrâhim Gülşenî hazretlerinin halifesidir. Önce bir müddet ilim öğrendi. Daha sonra Yavuz Sultan Selim Han ile beraber Mısır’ın fethine gitti. Mısır’da iken, İbrâhim Gülşenî hazretlerinin meclisine katıldı. İbrâhim Gülşenî kulağına bir kere “Hû” deyip … Devamını oku

Eshâb-ı kirâm aleyhinde konuşanın cezası…

At, birden sâhibinin şehadet parmağını ısırıp kopardı. Adam, feryat ve figana başladı. Molla Câmî hazretleri büyük velilerdendir. Horasan’da, Cam kasabasında 817’de (m.1415) doğdu. 898’de [m. 1492] Herat’ta vefat etti. Behâeddîn Buhârî hazretlerinin halifelerinden Sa’deddîn-i Kaşgârî meclisinde kemâle geldi. Sultanlardan ve hele vezir Ali Şîr Nevâî’den çok saygı görürdü. Fatih Sultan Muhammed hazretleri ile de mektuplaşırdı. … Devamını oku

Allah’a kavuşmak için salih amel işlemelidir

“Rabbine kavuşmak isteyen bir kimse, faydalı iş işlesin ve ona hiç şerîk koşmasın” Kâdı Beydâvî hazretleri meşhur tefsir âlimidir. İran’da Şîrâz’ın Beydâ kasabasında doğdu, 685’te [m. 1286] Tebriz’de vefat etti. Şâfii mezhebinde derin âlim idi. (Envârüttenzîl) adındaki tefsiri çok kıymetli olup, bütün âlimlerce kuvvetli senet olmuştur. Bu eserinde şöyle buyuruyor: Kur’ân-ı kerimin Allah kelâmı olmadığını … Devamını oku

Allah’ın takdirine bağlanan cennetliktir

Tedbirine güvenenin yeri cehennemdir. Tedbir sonra Allahü teâlânın takdirine bağlananın ise yeri cennettir. Mevlânâ Ârif-i Dikgerânî hazretleri “Silsile-i aliyye” adı verilen büyük âlim ve velilerden Seyyid Emîr Külâl hazretlerinin dört halifesinden ikincisidir. Buhara civarındaki Dikgerân köyünde doğdu. Miladi 14. yüzyıl başlarında orada vefat etti. Zamanının en büyük velisi Seyyid Emîr Külâl hazretlerinin huzuruna gidip sohbetleriyle … Devamını oku

Memleketin manevi destekçileri onlardır

Sadreddîn-i Konevî ve onun gibi büyükler, bu memleketin hakiki kumandanlarıdır. Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir. Küçük yaşta iken babası İshak Efendi vefat etti. O sırada Konya’da bulunan Muhyiddîn-i Arabî, annesiyle evlenerek, Sadreddîn-i Konevî’nin üvey babası oldu. Ondan ilim … Devamını oku

Sırat hem dünyada hem de ahirette vardır

Müfessirler “Sırât ikidir; biri dünya ile diğeri ahiretle ilgilidir” demişlerdir. İsmail Rusûhî Efendi Osmanlı evliyasındandır. Ankara’da doğdu. İlk tahsilini orada yaptı. Bayrâmiyye yoluna girip feyz aldı. Konya’ya giderek Mevlevî şeyhi olan Çelebi Bostan Efendi’nin talebesi oldu. Sonra İstanbul’da Galata’daki Mevlevî dergâhına şeyh tayin edildi. 1630 (H.1040) senesinde İstanbul’da vefat etti. Vefatına yakın şöyle dedi: “Yazdığımız … Devamını oku

Dört düşmana karşı kullanılacak silahlar…

Nefs, hevâ, nefsin arzu ve istekleri, şeytan ve dünya, insanın dört düşmanıdır. Ali Nebtîtî hazretleri büyük velilerdendir. 1495 (H.901) senesinde, Mısır’da vefat etti. Ebü’l-Abbâs Gamrî’nin talebesidir. Ondan ilim ve edep öğrendi. Keşf ve kerametleri görüldü. Hızır aleyhisselâm ile görüşürdü. Buyurdu ki: “Hızır aleyhisselâm, kendisinde üç haslet bulunan kimse ile görüşür. Eğer bu üç haslet yok … Devamını oku

“Fâni geçici olanı verip bâki, kalıcı olanı al!..”

“Kim ahirete faydalı amel yaparsa, dünyâya düşkün olmaktan kurtulur…” Amr bin Mürre hazretleri Tebe-i tâbiînin meşhurlarındandır. 734 (H.116) senesi Kûfe’de vefât etti. Tâbiînin meşhur âlimlerinden ilim öğrenip hadîs rivâyet etti. Süfyân-ı Sevrî hazretleri anlatır: “Mis’ar’a: “Gördüğün kimselerin en fazîletlisi kimdir?” diye sordum. O da; “Amr bin Mürre’den daha fazîletli bir kimse görmedim. O, öylesine duâ … Devamını oku

“Sâlih kimselerle olmayı fırsat biliniz…”

“Verilen ömrü fırsat biliniz. Bir müddet sonra hayat kapısı kapanacak, bu dünyâdan ayrılacaksınız.” Ebû Abdullah Evdî hazretleri Tâbiînin meşhurlarındandır. 693 senesinde Medine’de doğdu. Peygamber Efendimiz zamânında Müslüman oldu. Ancak Peygamber Efendimizi göremedi ve Sahâbî olamadı. Eshâb-ı kirâmdan Muâz bin Cebel (radıyallahü anh) Yemen vâliliği sırasında, onunla tanışıp Müslüman oldu. Muâz bin Cebel’i çok sevip yanından … Devamını oku

“Dünyâ keder, âhiret ise mükâfat yeridir”

“Kalbimde Allahü teâlânın sevgisi, muhabbeti yerleştikten sonra başıma gelen şeylere aldırmam.” Âmir bin Abdullah hazretleri Tâbiînin meşhurlarındandır. 674 (H.55) senesinde Kudüs’te vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan hazret-i Ömer’i, hazret-i Osman’ı ve Abdullah bin Mes’ûd (radıyallahü anhüm) gibi büyükleri gördü. Hazret-i Ömer’den ve Selmân-ı Fârisî’den (radıyallahü anhümâ) hadîs-i şerîf rivâyet etti. Bir ibriği vardı. Abdest almak isteyince … Devamını oku