Ehl-i Beyti sevmek her mümine farzdır…

Hazret-i Hasan’ın çocuklarına ve torunlarına ‘Şerif’, Hazret-i Hüseyin’in nesline de ‘Seyyid’ denir. Osman Selahaddin Sanduklu Efendi Osmanlı âlim ve şeyhlerindendir. 1821’de İstanbul’da doğdu. Zamanın büyük âlim ve şeyhlerinden ders gördü. Yenikapı Mevlevîhânesi Şeyhi oldu. 1866’da kurulan Meclis-i Meşâyih Reisliğine getirildi. Çok kitap yazdı. Bunlardan “Tezkiye-i Ehl-i beyt” isimli eserinde şöyle buyuruyor: Ehl-i beyt, Peygamber Efendimiz … Devamını oku

Dergâha ayakkabıyla girmek isteyen küstah İngiliz subayı!

Bir İngiliz subayı Hâce Mahdûm Sâbir hazretlerinin dergâhına geldi ve ayakkabılarıyla içeri girmek istedi. Hâce Mahdûm Sâbir hazretleri büyük velîlerdendir. 1196 (H.592)’da Afganistan’da Hirat’ta doğdu. İlk tahsilinden sonra Hindistan’a giderek Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker hazretlerine intisab etti. Onun sohbetlerinde kemale gelince hocası ona icazet vererek Kalyâr’a (Gvâliyar) gönderdi.1291 (H.690) senesinde orada vefât etti… Hâce Mahdûm Sâbir’in … Devamını oku

Kur’ân-ı kerîme hürmet göstermek nasıl olur?

Kur’ân-ı kerîm okumadan önce dişleri misvâklamalı ve güzel koku sürünmelidir! Ebü’l-Hasan Ali Konevî hazretleri büyük velîlerdendir. 1270 (H.668) senesinde Konya’da doğdu. İlk tahsilinden sonra Şam’a giderek zamanın büyük âlimlerinden fıkıh, kelâm ve tefsir ilimleri tahsil etti. İcâzet aldıktan sonra Şam’da İkbâliyye Medresesinde ders vermeye başladı. Sonra 1327’de Şam’da kâdılık mevkiine getirildi. 1328 (H.728)’de Şam’da vefât … Devamını oku

Allahü teâlânın öyle kulları vardır ki…

“Allahü teâlânın gâib hazînesinde senin bilmediğin hususlar vardır…” Şeyh Alâeddîn Harezmî hazretleri büyük velîlerdendir. On üçüncü ve on dördüncü yüzyıllarda Türkistan’ın batısında Harezm’de yaşadı. Günlerce oruç tutar, geceler boyunca ibâdet ederdi. On beş sene boyunca sırtını yere koyarak uyumamıştı. Nice günler geçerdi de ağzına bir lokma koymazdı. Bir parça kurumuş ekmekle iktifâ ederdi. Hac ibâdetini … Devamını oku

“Ey oğlum! Cömert ve güler yüzlü ol…”

“Herkese ihsan ve iyilikte bulun. Allahü teâlânın yarattıklarına eziyet ve sıkıntı verme…” Halvetî Alâeddîn Efendi Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde yaşadı. Karaman’da (Lârende) vefât etti. Bursa’da Seyyid Yahyâ Halvetî hazretlerinin sohbetlerinde yetişip kemâle geldi. İstanbul’a gittiğinde orada halktan ve devlet adamlarından insanlar sohbetine koşup talebe oldular. Bu kalabalık o kadar çok … Devamını oku

Resûlullah’ın ağlaması da gülmesi gibi hafif idi…

Fahr-i âlem, ümmetinin günahlarını düşünerek ve Allahü teâlânın korkusundan ağlardı. Mahmud Abdülbakî (Şair Bâkî Efendi) Osmanlı şair ve İslam âlimlerindendir. Babası Mehmed Efendi, Fatih Camii müezzini idi. 933 (m. 1526) senesinde İstanbul’da doğdu. 1008 (m. 1600) senesinde İstanbul’da vefat etti. Zamanın büyük âlimlerinden ders aldı. Haleb kadı muavinliği yaptı. İstanbul’a dönüşünde medreselerde vazife yaptı. Şiirlerinin … Devamını oku

“Allahü teâlâ câhili dost edinmez…”

“İlim, çok tekrar ve fazla müzâkere ile ele geçer. Ayrıca bunun için az uyumalıdır…” Bahaeddinzade Muhyiddin Efendi Osmanlı dönemi şeyhlerinden fazilet sahibi bir zattır. Resmî ilimleri Mevlânâ Kestelî’den okudu. Bayramiye Şeyhi Yavsi hazretlerine mürid oldu ve Bayramiye yolunda icazet aldı. Bir müddet mürşidi Şeyh Yavsî hazretlerinin makamına geçerek âşıkların irşadı ile meşgul oldu. 951 (m. … Devamını oku

“Gariplerin yol arkadaşı olmaktan çekinme…”

“Gönlü kırık, zavallı ve garip birini görürsen, yarasına merhem ol…” Celvetî Abdülkerim Efendi Osmanlı dönemi şeyhlerinden fazilet ve irfan sahibi bir zat olup İstanbulludur. Pederi; Aziz Mahmud Hüdai’nin halifelerinden Karahisar-ı Şarkîli Şeyh Veliyyiddin Efendidir. Abdülkerim Efendi resmî ilimleri pederi ile zamanının büyük âlimlerinden tahsil ettikten sonra Lâleli yakınındaki Ahmedağa Camii vaizliğinde bulunarak halkın irşadı ve … Devamını oku

İnsan aklı noksan olduğu için doğru yolu bulamaz

“Allahü teâlâ kullarına acıdığı için peygamberler (aleyhimüssalevâtü vetteslîmât) gönderdi.” Arabî Alâeddîn Efendi Osmanlı Devleti şeyhülislâmlarındandır. Haleb’de doğdu. İlk tahsîlini Haleb’de yaptı. Sonra Bursa’da Molla Gürânî ve Hızır Çelebi’den dersler aldı. Edirne Fahreddîn-i Acemî’ye muid, asistan oldu. Halvetî Şeyhi Alâeddîn Halvetî hazretlerine mürid oldu. Tasavvuf yolunda ilerledi. Fâtih Sultan Mehmed zamanında Sahn-ı Semân Medresesine müderris tâyin … Devamını oku

Duânın belâyı defetmesi, kaza ve kaderdendir…

“Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez. Fakat kabul olan duâ, o belâ gelirken korur.” Karahisârlı Kara Hoca Osmanlı âlim ve velîlerindendir. Asıl ismi Ali’dir. Afyonkarahisar’da doğdu. 1397 (H.800)’de İznik’te vefât etti. İlk tahsîlini memleketi olan Karahisar’da yaptı. Hadîs-i şerîf, tefsîr ve fıkıh ilimlerinde yükseldi. Cemâleddîn Aksarâyî’den tasavvuf marifetlerini öğrendi. Tahsilini tamamlayıp, memleketine döndü. Osmanlı Sultanı Orhan … Devamını oku

Evliyâyı ziyâret edenlerin kalpleri temizlenir…

Kabir ziyâreti sünnettir. Haftada bir, hiç olmazsa, bayramlarda ziyâret edilir Muhammed İbnü’l-Hac Billifıki hazretleri Mâliki fıkıh alimidir. Endülüs’te (İspanya) Meriye (Almeria) yakınlarındaki Billifîk’te (Velpika) doğdu. Medrese tahsilinden sonra Kalşâne (Calsena) Mervele (Marbella), Mâleka (Malaga) ve İstibûne (Estevona) kadılıkları yaptı. 771 (m. 1370)’de Meriye’de vefat etti. Bu mübarek zat buyurdu ki: Kabir ziyâreti sünnettir. Haftada bir, … Devamını oku

“Arkadaşında kusur aramayı bırak, sen zarar görürsün!”

“Gariplere merhamet etmek, Resûlullah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) sünnetidir…” Ebû Nasr bin Ziyâd hazretleri Tâbiînin büyük velîlerdendir 712 (H.94) senesinde Basra’da vefât etti. Bu mübarek zat bir gün, halka Cehennem azâbının çok şiddetli olduğunu anlatıyordu. Bu sırada oradakilerden biri; “Bu, insanları ümitsizliğe düşürmek değil midir?” diye sordu. Alâ bin Ziyâd hazretleri ona; “Allahü teâlâ Kur’ân-ı … Devamını oku

“Bir söze sabretmeyen çok söz işitir…”

Ahnef bin Kays: “Hilm, yumuşaklık bana insanlardan daha çok yardımcıdır.” Ahnef bin Kays hazretleri Tâbiînin meşhurlarından ve hadîs âlimlerindendir. Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında Müslüman olduğu hâlde, mübârek yüzlerini göremediği için sahâbî olmakla şereflenemedi. 686 (H.67) senesinde Kûfe’de vefât etti. Bu mübarek zat buyurdu ki: “Ben şu hususlara çok dikkat ederim. Bunları, istifade … Devamını oku