“En büyük hayır ve iyilik Resûlullah’a uymaktır…”

Sohbet yakınlık için, yakınlık nîmet için, nîmet lezzet için, lezzet ise kavuşmak içindir. Seyyid Abdülvehhâb Buhârî hazretleri Hindistan’da yaşayan evliyânın büyüklerindendir. 1525 (H. 932)’de Delhi’de vefât etti. Mültan’da, Seyyid Sadreddîn Buhârî’den naklî ilimleri ve tasavvuf ilmini tahsil edip, yüksek derecelere kavuştu. Delhi’ye giderek talebe yetiştirdi. Hocası Seyyid Sadreddîn Buhârî’den şu sözleri duydu: “Dünyâda iki büyük … Devamını oku

“Ey tasavvuf yolcuları, niyetinizi düzeltiniz!”

“Yemenizi, içmenizi, yatmanızı, kalkmanızı, konuşmanızı niyetlerinizi düzelterek yapınız!” Bekâ bin Mahled hazretleri büyük âlim ve velîlerdendir. Hayâtı hakkında fazla bir bilgi yoktur. Zamânın âlimlerinden ilim tahsîl etti. Tasavvuf, hadîs ve tefsîr ilimlerinde söz sâhibi oldu. 986 (H.376) senesinde Endülüs’te vefât etti.Şöyle buyurdu: “Ey tasavvuf yolunda bulunanlar! Eğer Allahü teâlâyı tanıdığınızı ve O’na tazimde bulunduğunuzu söylüyorsanız, … Devamını oku

O, duâsı kabul olan mübarek bir zat idi…

“Ebü’l-Ferec Makdisî hazretlerini ziyârete gidelim. İnşâallah bize duâ buyurur da kurtuluruz…” Ebü’l-Ferec Makdisî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Ayrıca Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinden olup, tefsîr, hadîs ve usûl-i fıkıh ilimlerinde meşhûr âlimdir. Urfa’da Harran’da doğmuş olup, 1093 (H.486) senesinde Şam’da vefât etti. Bağdat ve Şam’a giderek zamânın en büyük âlimlerinden Hanbelî fıkhının ince bilgilerini öğrenmiş ve büyük … Devamını oku

“Her güzellik ve üstünlük Allahü teâlâdandır…”

“Her kötülük ve aşağılık, mahlûklardandır. Çünkü, mahlûkların aslı, özü ademdir/yokluktur.” Hâce Abdülvâhid-i Lâhorî hazretleri Hindistan’daki evliyânın büyüklerindendir. Evliyânın gözbebeği İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin talebelerinin önde gelenlerindendir. Lahor’da yaşadı. Önceleri İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hocası Muhammed Bâkîbillah hazretlerinin talebesi idi. Bâkîbillah hazretleri onun terbiye ve yetişmesini İmâm-ı Rabbânî hazretlerine havâle ettiler. Abdülvâhid Lâhorî bundan sonra İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin … Devamını oku

“O zatı gördüğüne dâir şüphemiz kalmadı…”

“Senin için Hâce Ubeydullah-ı Ahrâr’ı gördü derler, doğru mudur? Şimdi onu görsen tanıyabilir misin?” Şeyh Abdülmu’tî büyük velilerdendir. Kuzey Afrika memleketlerinden birinde doğdu. Gençliğinde zamânın âlimlerinden ilim öğrendi. Mâlikî mezhebi fıkıh bilgilerinde âlim oldu. Mekke’ye giderek, o sene hac için orada bulunan Zeynüddîn Hâfî hazretleriyle tanışıp, onun talebeleri arasına katıldı. Mekke-i mükerreme büyükleri arasında Şeyh-ül-Harem … Devamını oku

“Namazda Kur’ân-ı kerîmi sünnet miktarı okumalı!”

“Abdest, emirlere tam uygun olarak alındıktan sonra, sıra namaza gelir ki, namaz, müminlerin mirâcıdır.” Mugîs bin Züheyr hazretleri büyük velilerdendir. 1106 (H.500) senesinde Bağdad’da doğdu. Bağdad’da zamânın en meşhur âlim ve evliyâsının sohbet ve derslerinde yetişti. 1187 (H.583) senesinde orada vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı: Abdest, emirlere tam uygun olarak alındıktan sonra, sıra namaza … Devamını oku

“Kötü arkadaşları terk et sâlihlerle birlikte ol!..”

“Yakının bile olsa, kötü arkadaştan uzak dur. Uzak bile olsa, iyi arkadaşlarla berâber ol!” Şeyh Taberî hazretleri büyük velilerdendir. On ikinci asırda Mekke’de yaşadı. Nizâmiye Medresesinde fıkıh ilmi tahsil etti. Zühd ve verâ bakımından zamânında yaşayan evliyânın önde gelenlerindendi. Sohbetlerinde şunları anlattı: “Büyük âlimlere tâbi olunuz; bidat yoluna, dinde olmayıp, sonradan çıkarılan şeylere sapmayınız. İtâat … Devamını oku

Sâdık talebenin ilacı hocasına bağlılığıdır!

“İblisin en mühim işi talebe ile hoca arasında soğukluk meydana getirmektir!” Mevlânâ Abdülmecîd Şirvânî hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. Azerbaycan’da Şirvan’da doğdu. Medrese tahsilinden sonra tasavvufa meyletti. Mevlânâ Şehkubâd hazretlerinin derslerinde kemâle eren Abdülmecîd Şirvânî hocasının vefâtından sonra onun yerine geçti. Sonra Tokat’a giderek talebe yetiştirmeye başladı. 1564 (H. 972)’de orada vefât etti. … Devamını oku

“Sâdık, iyi bir talebe nasıl olmalıdır?”

“Talebe, hocasının huzûrunda iddiâ sâhibi olmamalı ve ondan hiçbir şeyi gizlememelidir…” Kudsî Abdüllatîf Efendi Osmanlı âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. 1384 (H.786) senesinde Kudüs’te doğdu. Medrese tahsilini tamamladıktan sonra evliyanın büyüklerinden Zeynüddîn-i Hâfî hazretlerine talebe oldu. İcazet verilerek Bursa’ya gönderildi. Bursa’da câmi ve dergâh inşâ edip talebe yetiştirmeye başladı. Kurduğu dergâh Zeynîler Dergâhı adıyla meşhur … Devamını oku

Sabır, bütün iyi vasıflar için bir koruyucudur…

Bütün iyi vasıfların en üstünü ve önde geleni sabırdır. Zafer sabra bağlıdır. Pamuk Kâdı, Osmanlı âlimlerindendir. İsmi, Abdüllatîf olup, “Pamuk Kâdı” diye tanınmıştır. Kastamonu’da doğdu. Zamânındaki âlimlerden okuyup ilk tahsîlini tamamladıktan sonra, çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra, kâdılık yapması uygun bulunup, yine Edirne kadısı oldu. 1532 (H. 939) senesinde Edirne’de vefât etti. Bir dersinde şunları … Devamını oku

Kusûrları, günahları yüzüne vurulmayan iyi kimsedir!

“Yâ Rabbî! Bize ihsân ettiğin îmân ışığını söndürme, kusurlarımızı ört! Sen her şeyi yapabilirsin!” Şeyh Câmî Efendi Osmanlı âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. Şeyhülislâm Ahmed-i Nâmıkî Câmî’nin soyundandır. Semerkand’da doğdu. Muhammed Hubûşânî’nin talebeleri arasına katıldı ve icâzet alarak talebe yetiştirdi. Sonra İstanbul’a gelerek Kânûnî Sultan Süleymân Han ile görüşüp sohbet etti. Nakîb-ül-eşrâflık görevine tayin edildi. … Devamını oku

Rızâ gösterilen fakirlik, zenginlikten üstündür…

Kişi mecbur kalırsa, başkasından bir şey isteyebilir. Zengin kimsenin istemesi doğru değildir… Hâce Vâlâpîr hazretleri Hindistan’da yetişen büyük velîlerdendir. On yedinci asrın ilk yarısında Pâni-püt şehrinde vefât etti. Babası meşhûr âlim ve evliyâ Abdülkuddûs hazretleridir. Babası meşhûr âlim ve evliyâ Abdülkuddûs hazretleridir. Onun feyzlerinden istifâde etti. Sayısız kerâmetleri görüldü. Bir sohbetinde şunları anlattı: İyilik ve … Devamını oku

Zâhiri halk, bâtını ise Hak ile olanlar…

“Tasavvufun başı ilim, ortası amel, sonu ise Allahü teâlânın lütuf ve ihsânı olan mânevî ilimdir…” Ebü’n-Necîb Sühreverdî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. 1097 (H.490) senesinde İran’ın Sühreverd kasabasında doğdu. İlim öğrenmek için gençliğinde Bağdad’a gitti. Fıkıh ilmini Es’ad Mühenî’den, hadîs ilmini Ali bin Neyhan’dan tahsil etti. Tarîkat hırkasını Kâdı Vecihüddîn’den giydi. … Devamını oku