“Bir köleden mi ilim öğreniyorsun?”

Zeyd bin Eslem hazretleri, Tâbiîn’in büyüklerinden olup, Medîne’de yetişen müfessirlerin en meşhurudur. 136 (m. 753) târihinde Medîne’de vefât etti. Hazret-i Ömer’in kölesiydi. Sonra âzât oldu. İlim sâhibiydi… Peygamber Efendimizin mescidinde talebelere ders vermeye başladı. Hattâ Hazret-i Hüseyin’in oğlu Zeynelâbidîn bile kendisinden ilim öğrenirdi. Halk merak etti… Zeynelâbidîn’e; “Akrabâlarınızdan pek çok büyük âlimler varken, Hazret-i Ömer’in … Devamını oku

“Borçlu ölmekten korkuyorum!”

Yûsüf bin Esbât hazretleri; Tebe-i tâbiînden olup hadîs, fıkıh ve kıraat âlimidir. Antakya’da yaşadı. 195 (m. 810) senesinde vefât etti. Bir gün bu zâta sordular: “Hemen ölmeyi ister misin?” Cevap verdi: “Hayır, istemem.” “Niçin?” “Hazır değilim” dedi. Ve îzah edip; “Daha yaşarsam, belki bir gün günahlarıma pişmân olup, iyi ameller yaparım da, iyiler arasına katılmak … Devamını oku

“Nîmet gelince şımarma, gelmeyince de üzülme”

Yûsüf bin Esbât hazretleri; Tebe-i tâbiînden olup, hadîs, fıkıh ve kıraat âlimidir. Antakya’da yaşadı. 195 (m. 810)’de vefât etti. Sohbet ederdi. Ama ekseriyâ; “Kardeşlerim! Herkesin mutlaka tadacağı ve kimsenin çâre bulamadığı ölüm için şimdiden hazırlanınız… Çünkü ölüm geldikten sonra ‘Âh!’ etmekten, pişmân olmaktan başka yapacak bir şey olmaz” buyururdu ● ● ● Bir gün kendisine; … Devamını oku

“En büyük mutluluk nedir?”

Yezid bin Ebî Habîb hazretleri, Tâbiîn’in büyük âlimlerinden olup, 128 (m. 745) târihinde Mısır’da vefât etti. Halîfenin oğlu, bir kimseyi göndererek, bâzı dînî meseleleri sormak için yanına çağırdı bu büyük zâtı. O zât buyurdu ki: “Kendi bana gelsin.” Haberci bunu söyleyince, kendisi kalkıp, geldi. Ve ona sordu ki: “Niçin siz gelmediniz?” Büyük zât cevâben; “Senin … Devamını oku

Müslüman, her canlıya merhamet duyar…

Yezid bin Ebî Habîb hazretleri, Tâbiîn’in büyük âlimlerinden olup, 128 (m. 745) târihinde Mısır’da vefât etti. Aslen Sûdanlıdır. Bu zât, bir gün hastalandı. Vâli, ziyâretine geldi. Hürmetlerini arz edip; “Geçmiş olsun” dedi. Ve bunun ardından; “Üzerinde pire kanı bulunan elbise ile namaz kılınır mı?” diye fıkhî bir mesele sordu bu zâta. O ise, sırtını döndü. … Devamını oku

“Zikir, İslâmiyet’e uymaktır”

Vehb bin Münebbih hazretleri, Tâbiîn devrinde yetişen tanınmış hadîs âlimidir. Bu zât anlatıyor: Îsâ aleyhisselâm, yanında havârîleri olduğu hâlde bir köye uğradı. Orada, herkesi ölmüş bir vaziyette görünce; “Bunlar toplu hâlde öldüklerine göre Allah’ın gazabına uğramışlar” dedi. Ve o ölülerden birine; “Allah’ın izniyle kalk!” diye seslendi. Bir ölü dirildi ve; “Buyurun!” dedi. Îsâ aleyhisselâm;“Suçunuz ne … Devamını oku

Herkesi kötü bilenin kendisi kötüdür!

Vehb bin Münebbih hazretleri, Tâbiîn devrinde yetişen tanınmış hadîs âlimidir. 124 (m. 737) de San’ada vefât etti. Bu zât anlatıyor: Dâvud aleyhisselâm; “Yâ Rabbî! Seni aradığımda nerede bulurum?” diye sordu. Allahü teâlâ; “Ben, benden korkularından dolayı kalpleri titreyip ürperen kimselerle berâberim!” buyurdu. Sonra da; “Ey Dâvud! Hangi kulun günâhını affetmeyi severim biliyor musun?” buyurdu. Hazret-i … Devamını oku

“Bundan daha büyük nimet olur mu?”

Tâbiîn’in meşhur âlimlerinden Ubeyde bin Muhâcir hazretleri, aslen Rum’dur. 112 (m. 730) da vefât etti. Bir defâsında ticâret için Azerbaycan’a gitmişti. Bir akşam vakti, gecelemek üzere nehir kenarında bir yere çekildi. Ve bir hâdiseye şâhit oldu. Yâni bizzat yaşadı. Kendisi şöyle anlatıyor: Yakınımda, devamlı Allahü teâlâya hamd eden birinin sesini işittim. Sesin geldiği yere doğru … Devamını oku

“Malım azalıyor ancak, ömrüm de bitiyor”

Tâbiîn’in meşhur âlimlerinden Ubeyde bin Muhâcir hazretleri aslen Rum’dur. 112 (m. 730) da vefât etti. Köleleri satın alır, sonra da âzâd edip serbest bırakırdı. Bir gün, Rum asıllı ihtiyar bir “köle” kadın gördü. Onu satın aldı. Sonra âzâd etti. Kadıncağız; “Kimsem yok; nereye gideyim, nerede barınayım, bilmiyorum” dedi. Bunun üzerine ona acıdı. “Öyleyse bizde kal” … Devamını oku

“İstişâre etmek, nefsi kırar”

Talha bin Musarref hazretleri, Tâbiîn’den olup tanınmış hadîs ve kıraat âlimidir. Bir gün sebepsiz gülmüştü. Ama hemen pişmân oldu. Ve kendi nefsine; “Niçin güldün?” dedi. Ardından sordu: “Sebepsiz güldün değil mi?” Buna çok üzüldü! Çok pişmân oldu. “Bundan sonra hiç sebepsiz gülmeyeceğim” diye yemîn etti. O günden sonra ölünceye kadar güldüğü görülmedi. ● ● ● … Devamını oku

“İnsana en önce lâzım olan şey nedir?”

Talha bin Musarref hazretleri, Tâbiîn’den olup, tanınmış hadîs ve kıraat âlimidir. Kendisi Kûfelidir. 112 (m. 730) senesinde vefât etti. Zühd ve verâ sâhibiydi… Bir gün oruç tuttu. Evinde az et vardı. Hanımı bu eti iftârlık olarak hazırlamak istiyordu. Ama pişirecek “ızgara” gibi bir şey yoktu… Bu sırada, komşunun hizmetçisi “ateş” almak için geldi. Elinde ızgara … Devamını oku

“Sen büyük âlimsin, kadı olacaksın”

Seleme bin Dînar hazretleri şöyle anlatıyor: Zamânın Halîfesi Ebû Câfer, o devrin en büyük âlimlerinden olan Ebû Hanîfe, Süfyân-ı Sevrî, Mis’âr bin Kedam ve Şüreyk bin Abdullah’a haber gönderip huzûruna çağırdı. Bunlar birleştiler. Ve yola çıktılar… Ancak Süfyân-ı Sevrî yolda kaçtı. Böylece diğer üçü kaldı. Bunlar halîfenin huzûruna çıktılar. Halîfe, İmâm-ı âzama; “Sen kadı olacaksın” … Devamını oku

“İlimden maksat nedir efendim?”

Seleme bin Dînar hazretleri, bir gün şöyle anlattı: -İnsanların günah işlediğini görür ve kendisine sorarsınız: “Ölmek ister misin?” “Hayır, istemem” der. “Günâhı terk et” dersiniz. O, cevâben; “Günâhı, ancak öldüğümde terk ederim, fakat ölmek de istemiyorum” der… ● ● ● Süleymân bin Abdülmelik, Seleme bin Dînar’a; “Bana ihtiyaçlarını bildir” diye mektup yazdı. O, mektubu okudu… … Devamını oku