“Herkese aynı şey söylenmez”

Ebû Alî Müştevlî hazretleri, Mısır’a on fersah mesâfede bulunan Müştevl köyündendir. 340 (m. 951) senesinde orada vefât etti. Abdullah-ı Ensârî hazretleri anlatıyor: Ebû Alî Müştevlî, zamânın büyük velîlerinden Ebû Yâkub-i Sûsî’yi ziyâret için Basra’ya gitti. O zâtın talebelerini gördü. Ve birine yaklaşıp sordu: “Hocanız nerededir?” Genç, tereddüt etti. Sonra cevap verip;“Falan yerdedir. Ama siz Onun … Devamını oku

“Namaz kılmak, nefse acı geliyor”

Ebû Alî Müştevlî hazretleri, Mısır’a on fersah mesâfede bulunan Müştevl köyündendir. 340 (m. 951) senesinde vefât etti. Gençliğinde, bir gece rüyâsında Peygamber Efendimizi gördü. Efendimiz kendisine; “Yâ Ebâ Alî!.. Seni, dervişleri sever ve onlara meyleder görürüm” buyurdu. O, buna sevindi… Ve cevap verip; “Öyledir yâ Resûlallah!” dedi. Efendimiz; “Dervişlerin mühim işlerini yerine getirmek üzere, seni … Devamını oku

“Haydi, birlikte cennete girin”

Osmân bin Muhammed bin Ebî Şeybe hazretleri, hadîs hâfızlarından olup, aslen Kûfelidir. Bu zât, Resûlullah Efendimizin hadîs-i şerîflerinden şöyle naklediyor: -Kıyâmet gününde ümmetimden iki kişi, Hak teâlânın huzûruna çıkar. Biri, alacaklıdır. Ve hakkını ister. Rabbimiz, diğerine; “Bu kardeşinin sende olan hakkını ver” buyurur. O kimse; “Yâ Rabbî! Hiç sevâbım kalmadı, ne vereyim?” der. Alacaklı üzülür! … Devamını oku

“Zemherîr nedir yâ Resûlallah?”

Osmân bin Muhammed bin Ebî Şeybe hazretleri, hadîs âlimlerindendir. Aslen Kûfelidir. 297 (m. 910) da Bağdâd’da vefât etti. Kendisi şöyle anlatır: Efendimiz, bir gün Eshâb-ı kirâma buyurmuşlar ki: Hava sıcak olduğunda, Allahü teâlâ kullarına bakar. Yer ehlini dinler. Gök ehlini dinler. Ve bir kişinin; “Bugün ne kadar da sıcak. Allah’ım! Beni Cehennemin harâretinden koru” dediğini … Devamını oku

“İnsana önce lâzım olan şey nedir?”

Bakıyye bin Mahled hazretleri, hadîs ve fıkıh âlimidir. Endülüs’ün Kurtuba şehrinde yaşayıp, 276 (m. 889) yılında vefât etti. Bir gün bu zâta; “Hocam! Cennete ne ile girilir?” diye sordular. Cevâbında; “Allah’ın rahmetiyle girilir” buyurdu. Sordular yine: “Herkes mi efendim?” “Evet, Efendimiz aleyhisselâm bir gün ‘Hiçbir kul, kendi ameliyle Cennete girmez. Ancak Allahü teâlânın rahmetiyle girebilir’ … Devamını oku

“Oğlumun size söyleyecekleri var”

Bakıyye bin Mahled hazretleri, hadîs ve fıkıh âlimidir. Endülüs’ün Kurtuba şehrinde yaşadı. 276 (m. 889) da vefât etti. Şöyle anlatılır: Bir gün, oğlu düşmana esîr düşmüş bir kadın, bu zâta geldi. Huzûruna çıktı. Ve durumu anlatıp; “Çok üzülüyorum efendim. Ne olur bir duâ edin de, oğlum kurtulsun” dedi. Büyük zât kadını gönderdi. Ve Allahü teâlâya … Devamını oku

“Bu nurlu yüzü neye borçlusun?”

Ahmed bin Ebil-Havârî, Şam’da yaşadı. 844 (H.230) da vefât etti. Kendisi anlatır: Rüyâmda yüzü nûr gibi pırıl pırıl parlayan bir hûri gördüm. Ve kendisine; “Ne kadar güzel ve nurlu yüzün var. Bunu neye borçlusun?” dedim. Bana baktı. Ve cevâben; “Ey Ahmed! Sen bir gece Allah korkusundan ağlıyordun. Gözyaşların sel gibi akıyordu! O akan yaşları alıp … Devamını oku

“Hocama hiç muhâlefet etmeyeceğim”

Ahmed bin Ebîl-Havârî, Şam’da yaşadı. 844 (H.230) da vefât etti. Hocası Ebû Süleymân Dârânî hazretlerine hiç muhâlefet etmeyeceğine, karşı çıkmayacağına dâir söz vermişti… Bir gün hocası ders veriyordu. Ahmed bin Ebîl-Havârî geldi. Kapıyı tıklattı. Ve içeri girip; “Efendim, fırın iyice kızdı, ne pişirmemi emredersiniz?” diye sordu. Hocası cevap vermedi… Ahmed bin Ebil-Havârî geri gitti. Biraz … Devamını oku

“Allah ve Resûlünü çok seviyorum”

Evliyânın büyüklerinden olan Abdullah bin Hubeyk hazretleri bir gün şunu anlattı: Birisi Resûlullah Efendimize; “Yâ Resûlallah! Kıyâmet ne zaman kopar?” diye suâl etti. Efendimiz sordu: “Hazırlığın nedir?” O kişi cevâben; “Fazla bir şey hazırlamadım yâ Resûlallah, ama Allah ve Resûlünü çok seviyorum” dedi. Resûl-i ekrem; “Öyleyse âhirette, sevdiklerinle berâber olursun” buyurdu. ● ● ● Bu … Devamını oku

“Tek sermâyem, ümitli olmamdır”

Evliyânın büyüklerinden olan Abdullah bin Hubeyk hazretleri, Antakya’da ikâmet etti. Aslen Kûfelidir. Çok ibâdet yapardı. Kendisi şöyle anlatıyor: Bir âbid vardı. Onu ziyâret için yanına gittim. Bir ara sordum ki: “Kendini nasıl buluyorsun?” Cevâben; “Günâhı çok, sevâbı az, yolculuğu uzun olan biri gibi buluyorum” dedi. Yine sordum: “Azığın nedir?” Cevap olarak; “Tek sermâyem, Onun affından … Devamını oku

“Yetimlere merhametli ol”

Zührî hazretleri, Tâbiîn’in âlimlerindendir. 124 (m. 742) senesinde, Şam civârında vefât etti. Bu zât anlatıyor: Bir gün Mûsâ aleyhisselâm yolda gidiyordu. Bir ara; “Yâ Mûsâ!” diye ses işitti… Etrâfına baktı. Kimseyi göremedi. Ve yoluna devâm etti. Az sonra yine; “Yâ Mûsâ!” denildi. Hazret-i Mûsâ yine bakındı. Kimseyi göremedi. Fakat içi ürpermişti! Üçüncüsünde; “Yâ Mûsâ! Ben, … Devamını oku

Evliyayı sevmek, ihlâsı arttırır

Zührî hazretleri, Tâbiîn’in âlimlerindendir. 124 (m. 742) senesinde, Şam civârında Şegbedâ denilen köyde vefât etmiştir. Kendisini tamâmen ilme ve kitaplara vermişti. Bir gün evde oturmuş, kitaplarını da “duvar gibi” etrâfına dizmişti. Hanımı gördü. Yanına geldi. Ve kendisine; “Vallâhi üzerime üç tâne kuma getirseydin, bana bu kadar ağır gelmezdi” dedi. ● ● ● Bir gün bu … Devamını oku

Günahta ısrâr tehlikelidir!

Zeyd bin Eslem hazretleri, Tâbiîn’in büyüklerinden olup, Medîne’de yetişen müfessirlerin en meşhurudur. 136 (m. 753) târihinde Medîne’de vefât etti. Bu zât anlatıyor: Fakîrler, Efendimizine gelip; “Yâ Resûlallah! Zenginler hayır hasenât yapıyor, biz yapamıyoruz” dediler. Ve dert yandılar. Efendimiz onlara; “Sabreden fakîre, Cennette yüksek köşkler verilir. Zenginlerden beş yüz sene önce Cennete girerler ve zenginlerin kavuştukları … Devamını oku