“Allah’ım, bize dünyâda da âhirette de iyilik ver”

Hamîd-üt-Tavîl hazretleri, Tâbiîn’in meşhur hadîs âlimlerindendir. Basra’da yaşadı ve 143 (m. 761)’de namaz kılarken vefât etti. Bu zât rivâyet ediyor: Peygamberimiz “aleyhisselâm”, bir gün çok zayıf, kuş yavrusu gibi olmuş bir kişiye rastladı. Dikkatini çekmişti. O kişiye dönüp; “Sen Allahü teâlâdan bir şey istiyor muydun?” diye sordu. O kimse cevâben; “Evet yâ Resûlallah!” dedi. Sordular … Devamını oku

İnandığı gibi yaşadı, yaşadığı gibi öldü…

Hamîd-üt-Tavîl hazretleri, Tâbiîn’in meşhur hadîs âlimlerindendir. Basra’da yaşadı. 143 (m. 761)’de namaz kılarken vefât etti. Allah dostu bir velî idi. Kerâmetleri vardır. Boyu kısa idi. Elleriyse uzun, Öyle yaratılmış. Şöyle ki; Evinde durduğu zaman, bir eli yere değerken, öbür eli tavana değerdi. Meziyetleri vardı. Kırk sene, yatsı namâzının abdestiyle sabah namâzını kıldı. Yâni gece uyumadı. … Devamını oku

Hârun Reşid’in kadı seçimi!

Hafs bin Gıyâs hazretleri, Hânefî mezhebi imâmlarındandır. 198 (m. 809) da Kûfe’de vefât etti. Kendisi hadîs âlimidir. Sonra kadı/hâkim oldu. O da şöyle oldu: Halîfe Hârun Reşid, Abdullah bin İdris, Veki’ bin Cerrah ve Hafs bin Gıyâs’ı huzûruna çağırdı. Üçünden birini kadı yapmak istiyordu. Abdullah içeri girdi… Odaya girer girmez; “Esselâmü aleyküm” deyip, felçli gibi … Devamını oku

“Senin kaç kalbin var baba?!”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, harâmîlik yaptığı dönemde, bir gün kendi çocuğunu kucağına almış, seviyordu. Çocuk ona; “Beni seviyor musun babacığım?” diye sordu. Dedi ki: “Elbette oğlum?” “Peki, Allah’ı seviyor musun?” “Tabii ki, seviyorum.” “Annemi seviyor musun?” “Hem de çok.” Çocuk bu defâ; “Peki, bu sevgilerin hepsini bir tânecik kalbine nasıl sığdırıyorsun babacığım?” dedi. … Devamını oku

“Hısım akrabâna iyilik ediyor musun?”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Yakınları, bu büyük zâta, birini methederken; “O, hiç tatlı yemez” dediler. Hazret-i Fudayl; “Tatlı yememek, mârifet midir?” buyurdu. Sordular bu defâ: “Mârifet nedir efendim?” Büyük velî; “Ahlâkı nasıl, yakınlarına güzel davranıyor mu, hısım akrabâsına iyilik ediyor mu, ayrıca birine kızdığı zaman öfkesini … Devamını oku

“Din nasîhattir kardeşlerim”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Bir gün sevdiklerine; “Din nasîhattir kardeşlerim. Her Müslüman elinde ne imkân varsa, onunla Allah’ın kullarına emr-i mâruf yapmalıdır” buyurdu. Dinleyenler sordu: “Nasıl yapalım efendim?” Büyük velî; “İlmi olan ilmiyle, malı olan malıyla, mevkîsi olan mevkîsiyle yapar” buyurdu. ● ● ● Fudayl bin … Devamını oku

“Bu işte bir hikmet olsa gerek!”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretlerinin vefâtı yaklaşmıştı. Hanımını çağırıp; “Ben ölünce, şu iki kızımı alıp Ebû Kubeys Dağı’na çık. Orada duâ et” diye vasiyet etti. Kadıncağız sordu: “Nasıl duâ edeyim?” “Yâ Rabbî! Beyim öleceği vakit, ‘Bu kızlar, Rabbimden bana emânetti, şimdi ölürken Ona iâde ediyorum’ deyip vefât etti. Sen bunları zâyi etme, diye duâ … Devamını oku

“Sadece Rabbime kulluk borcum var!..”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Bir gün halîfe Hârun Reşid, bu büyük velîden nasîhat istedi. O nasîhat ettikçe, ağlıyordu! Çok ağlamaktan bayıldı! Ve yere düştü… Ayıldığında; “Ey Fudayl! Birine borcun var mı?” diye sordu. Hazret-i Fudayl; “Rabbime kulluk borcum var” buyurdu. Halîfe; “Onu kastetmemiştim. İnsanlardan birine borcun … Devamını oku

“Hangi duâ kabul olur?”

Fudayl bin İyâd hazretleri, bir gün; “Müminin arkasından yapılan duâ kabul olur, hattâ onun için ne duâ ettiyse, aynı şeylere kendisi de kavuşur” buyurdu. Dinleyenler; “Nasıl?” diye sordular Buyurdu ki: “Meselâ birine gıyâbında, duâ etseniz, bir melek de size; (Sen bu kardeşin için ne istediysen, o şeyleri Hak teâlâ sana da versin) diye duâ eder. … Devamını oku

“Şimdi gülünecek vakit midir efendim?”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Bu zâtın bir oğlu vardı. Ne zaman Kur’ân-ı kerîmi dinlese, “âhiret korkusundan” bayılır, düşerdi! Bir gün babasının yanına bir hâfız geldi. Sesi çok güzeldi. Ona oğlunu gösterip; “Şu oğluma güzel sesinle Kur’ân-ı kerîm oku. Ama Zilzâl ve Kâri’a sûrelerini okuma sakın!” buyurdu. … Devamını oku

Öfkesini yenen kahramandır!

Bir gün Fudayl bin İyâd hazretlerinin huzûruna sevdiği bir kimse geldi ve; “Efendim! İyi bir Müslüman nasıl olur” diye sordu. Hazret-i Fudayl; “İyi bir Müslüman; hiç kimseyi gıybet etmez, kimseye sû-i zanda bulunmaz, kimseyi kötü bilmez ve hiç kimseyle alay etmez” buyurdu. O kimse sordu: “Başka efendim?” Buyurdu ki: “İyi Müslüman; kimseye yük olmaz, herkesin … Devamını oku

“Cehenneme girmemenin yolu nedir efendim?”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Hârun Reşid, bir gün Fudayl bin İyâd hazretlerine geldi. Nasîhat istedi. Hazret-i Fudayl; “Ey Hârun! İyi bil ki, senin şu güzel yüzün Cehennemde yanar da çirkinleşir” buyurdu. Hârun ağlamaya başladı! Büyük velî devâm etti: “Ey Hârun! Milletine zulmetme ki, bunun azâbından kurtulamazsın. … Devamını oku

“Nefsine sultân ol!..”

Hârun Reşid, bir gün Fudayl bin İyâd hazretlerine geldi. Ve nasîhat istedi. Hazret-i Fudayl; “Ey Hârun! Sen şimdi Sultânsın. Ama asıl sultânlık; nefsine hâkim olup bir günah işlememektir” buyurdu. Ve devâm etti: Ey Hârun! Hazret-i Abbâs, bir gün Resûl-i ekrem Efendimize gelerek “Beni bir kavim üzerine emîr yap!” diye arz etti. Efendimiz cevâben; “Ey Amcam! … Devamını oku