“Dünyâdan uzaklaşmak, takvâ sahiplerine, haramlardan uzaklaşanlara kolay gelir.”
İbn-i Mesrûk hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. Bağdât’ta yaşadı. 910 (H.298) senesinde vefât etti. Cüneyd-i Bağdâdî, Sırrî-yi Sekatî, Hâris el-Muhâsibî ve diğer velîlerin sohbetlerinde yetişip olgunlaştı. Ahmed bin Hanbel hazretlerinden hadîs-i şerîf rivayetinde bulundu.
Kendisine mârifet ve muhabbetten sordular; “Mârifet, Allahü teâlâyı tanımak, O’nu düşünüp tövbe, pişman olmakla, muhabbet ise Allahü teâlâya aşırı sevgi duymak ve sevgilinin irâdesine kusursuz teslim olmak ve emirlerine uymakla ele geçer” buyurdu. “Tevekkül nedir?” diye sorduklarında; “Tevekkül, kalbin Allahü teâlâya güvenmesi, aleyhinde olanı bırakıp, lehinde olan ile meşgûl olmasıdır” buyurdu.
Bir gün sohbette kendisine; “Aklımıza uygun olmayan düşünceler geliyor ne yapalım?” denildi. “Kim, Allahü teâlâdan korkarak kalbine gelen uygunsuz düşüncelerden korunmaya çalışırsa, Allahü teâlâ da o kimsenin uzuvlarını, bu türlü işleri yapmaktan korur, muhâfaza eder” buyurdu.
İnsanları, Cenâb-ı Hakkın kendilerine verdiği nîmetlerden başkalarını da istifâde ettirmeye teşvik eder, Peygamber Efendimizin şu hadîs-i şerîfini okurdu:
“Allahü teâlâ bâzı kullarına bâzı nîmetleri ihsân etmiştir. Şâyet bu kullar, verilen nîmetlerle, başkalarını da faydalandırırsa, bu nîmetler onlarda kalır. Eğer çevresindekileri bu nîmetten mahrûm ederlerse, verilen nîmetler onlardan alınıp başkalarına verilir.”
Semâ’, kasîde dinlemek, söylemek hakkında soruldu. Buyurdu ki: “Hâli sağlam, ilimde âlim, içi ve dışı îtibârıyla doğru istikamet sâhibi olmayanın semâ’ dinlemesi doğru olmaz. Bizim gibilere ise bağırmak, çağırmak, dönmek hiç uygun değildir. Çünkü bizim kalplerimiz henüz ibâdetlerle ülfet, dostluk hâlinde değildir. Kendimizi ibâdete zorla sevk ediyoruz. Nefsimizi başıboş bırakırsak bizi felaketten felakete sürükler.”
“Bâtıl olan şeye çok bakmak, kalbden Hakkın mârifetini giderir.”
“Dünyâdan uzaklaşmak, takvâ sahiplerine, haramlardan uzaklaşanlara kolay gelir.”
“Müminin kalbi Allahü teâlânın zikri ile kuvvetlenir.”
“İnsanları Hak teâlâdan alıkoyanlar istedikleri ibâdeti yapsınlar. Allahü teâlâ onları bağışlamayacaktır. İnsanların Allahü teâlâya kavuşmasına vesile olanları da Allahü teâlâ bağışlayacaktır.”