Resulullah’ın en büyük mucizesi, Kur’ân’dır…

Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâma, en büyük mucize olarak Kur’ân-ı kerimi vahy etmiştir.

Ahmed Kâbilî hazretleri evliyânın meşhûrlarındandır. 1624 (H.1034) senesinde Hindistan’da Serhend’de vefat etti. Büyük velî Muhammed Bâkî-billah hazretlerinin sohbet ve derslerinde kemâle erdi. Nakşibendiyye, Kâdiriyye ve Çeştiyye tarîkatlarında yetişip, icâzet aldı.

Bu mübarek zat buyurdu ki: Allahü teâlâ, Muhammed (sallallahü aleyhi ve selleme) en büyük mucize olarak (Kur’ân-ı kerimi) vahy etmiştir. Kur’ân-ı kerim, mucize olduğu muhakkak olan en büyük kitaptır. Hâlbuki Arablar, Muhammed aleyhisselâmdan, semadan bir kitap indirilmesini veya bir dağı altına çevirmesini istiyorlardı. Kur’ân-ı kerim, bu husûsu ne güzel beyan buyurmaktadır. Ankebût sûresinin elli ve ellibirinci âyetlerinde meâlen;

(Müşrikler, ne olur rabbinden [Muhammed aleyhisselâmın nübüvvetine delâlet eden Îsâ aleyhisselâmın sofrası, Mûsâ aleyhisselâmın asâsı gibi] mucizeler indirilmiş olsaydı dediler. [Ey habîbim] Sen onlara de ki: Mucizeler Allahü teâlânın kudreti ve irâdesi ile olur. [Ne zaman ve nasıl isterse öyle yaratır. Bunları yapmak benim elimde değildir.] Doğrusu ben ancak Onun azâbını size tebliğ edici, haber vericiyim. Kur’ân gibi bir kitabı sana indirmiş olmamız, onlara [mucize olarak] yetmez mi? Bunda, inanan kavim için, rahmet ve nasihat vardır) buyurulmuştur. O hâlde, Muhammed aleyhisselâmın en büyük mucizesi, Kur’ân-ı kerimdir. (Bu Allah kitabı değildir, onu Muhammed yazmıştır) diyebileceklere karşı da, Allahü teâlâ, yukarıda meâl-i şerifini bildirdiğimiz, Ankebût sûresinin kırksekizinci âyetinde cevap vermiştir. Böyle şüphelere mahal bırakmamıştır. Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselamın böyle bir kitabı yazacak bir kudrette olmadığını ve Kur’ân-ı kerimin kendisi tarafından vahy edildiğini teyîd etmektedir.

Esasen Muhammed aleyhisselâmı Peygamber olarak seçerken, Onun bilhâssa ümmî, yâni okuma yazma öğrenmemiş olmasını ve bu sebebden Kur’ân-ı kerimin ancak Allahü teâlâ tarafından vahy edilebileceğinin anlaşılmasını istemiştir. Bu âyet-i kerimenin tefsîrinde bu husûsta geniş mâlûmat vardır.

Allahü teâlâ, Nisâ sûresinin 82. âyetinde meâlen, (Kur’ân-ı kerimin mânasını düşünmüyorlar mı? Eğer Allahtan başkasından gelmiş olsaydı, içinde pek çok ihtilâf bulunurdu) buyurulmuştur ki, bu ne kadar doğrudur. Allah kelâmı olmadığını öğrendiğimiz bugünkü (Kitab-ı mukaddes)de, Tevrât ve İncîl’de pek çok ihtilâflar vardır. Bu da, onun insan eliyle yazılmış olduğunu isbât etmektedir.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…

Kategori içindeki yazılar: Vehbi Tülek