“Allah diyen mahrum kalmaz”

Türkistân’ın en büyük velîlerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin bir talebesi vardı. Bu zâtın emriyle gittiği bir ticâretten dönüyordu ki, yolda bir grup harâmîyle karşılaştılar… Kervan, kıymetli mallarla doluydu. Ama hiç endîşe etmedi. Kendi kendine; “Beni, üstâdım gönderdi. Öyleyse bir şey olmaz” dedi. Gözlerini kapadı. “Yâ Rabbî! Hocamın hürmetine bize yardım et” dedi. Sonra çekti kılıcını. Ve … Devamını oku

Her görüştüğü kimseden duâ isteyen zat…

Türkistan’ın en büyük velîlerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin kabr-i şerîfi Semerkant’tadır. Gençliğinde her görüştüğü kimseden duâ isterdi. Kim olursa olsun… Bunu âdet etmişti kendisine. Bir gün buğday satın alır bir köylüden. Parasını ödeyip ayrılır. Ancak üç gün sonra ayılır. Kendi kendine; “Eyvâh!.. Ben o köylüden duâ istemedim. Belki de saadetim onun duâsındaydı” der. Ve geri döner. … Devamını oku

Tıraşın yarısında kalkıp giden zat!

Konya’da dünyâya gelen Seyyid Ebül Vefâ hazretleri, bir gün berberde tıraş oluyordu. Tıraşın yarısında kalktı. Ve hızla bir yöne gitti. Berber merak etti hâliyle. Niçin böyle acele gittiğine bir mânâ veremedi. Ancak yarım saat geçti. Birden geri gelip oturdu yine berber koltuğuna. Berber tıraşa başlayıp; “Merak ettim efendim. Az önce âcil olarak kalkıp gittiniz. Nereye … Devamını oku

Bir duası kâfiydi

Seyyid Ebül Vefâ hazretleri, bir gün bir köye uğramıştı. Birisi, bu zata gelip; “Efendim, benim babam şu anda çok hastadır. Ayağa kalkamıyor. Bir ziyaret etseniz” diye rica etti. Büyük Velî kabul etti. Vardı hastanın yanına. Biraz konuşunca, bozuk bir itikada saplanmış olduğunu anladı. Çok üzüldü! Ve o kimseye; “Hastalıktan şifa bulursan, bu bozuk itikattan dönecek … Devamını oku

Büyüklere danışmak mühim…

Seyyid Ebül Vefâ hazretlerine, sevdiği bir tüccar gelerek; “İzin verirseniz ticârî bir sefere çıkacağım” diye arz etti. Büyük velî; “İyi olur. İnşallah çok para kazanır ve âfiyetle geri dönersin” buyurdu. Adam da ayrıldı. Sonra bir tanıdığına rastlayıp, ona da sordu bu işi. O kimse de; “Bana soruyorsan, gitme” dedi. Kafası karıştı. Ama yine de çıktı … Devamını oku

Alacaklılardan kaçan tüccar!..

Seyyid Ebül Vefâ hazretlerinin Ebül Kays adında tüccar bir talebesi vardı. Bu kişi, bu büyük zâtın ismini duyduğu, ama kendisini henüz görmediği günlerde gemiyle mal getiriyordu. Derken fırtına çıktı denizde. Ve gemi suya gömüldü. Kendi de aynı gemideydi. Bir tahtaya tutunup zor çıktı kıyıya. Ama mal ve para nâmına hiçbir şeyi kalmamıştı adamcağızın. Üstelik alacaklılar … Devamını oku

“Duâya ihtiyâcım var efendim”

Seyyid Ebül Vefâ hazretlerinin huzûruna bir gün sevdiği bir tüccar gelip; “Efendim, duâya çok ihtiyâcım var, izniniz olursa para kazanmak için sefere çıkacağım” dedi. Büyük velî onu dinledi. Ve sabırdan bahsedip; “İnsan, başına gelen her türlü belâya sabredip şikâyet etmemesi gerekir” buyurdu. Adam bir şey anlamadı Niçin böyle söylemişti? Sormaya da utandı! Mübârek elini öpüp … Devamını oku

“Yâ Rabbî! Sen onları affeyle”

Seyyid Ebül Vefâ hazretleri bir gün bâzı talebesiyle Dicle kenarına gitti. Sohbet esnâsında karşıdan bir geminin geldiğini gördüler. Gençler gülüp eğleniyordu. Sesleri tâ onlara geliyordu. Talebeler kızdılar . Hocalarına dönüp; “Efendim, şunlar ne hayâsız kimseler. Duâ buyurun da Allahü teâlâ onları kahretsin” dediler. Ebül Vefâ hazretleri, ellerini duâya kaldırıp; “Yâ Rabbî! Sen onları affeyle. O … Devamını oku

“Bu mendili yanından ayırma!”

Seyyid Ebül Vefâ hazretlerinin zamânında bir Müslüman şiddetli bir hastalığa yakalandı. Doktor-ilâç kâr etmedi. Nihâyet bir gün; “Bu hastalıktan şifâya kavuşursam Seyyid Ebül Vefâ hazretlerine, bin dînar hediye edeceğim” diye nezirde bulundu… Birkaç gün geçti… Tamâmen iyileşti. Hemen “bin dînar” parayı alıp, Seyyid Ebül Vefâ hazretlerine gitti ve yaptığı nezri söyleyip hediye etti bu parayı … Devamını oku

“Üstâdın vazîfeleri nelerdir?”

Seyyid Ebül Vefâ hazretlerinin bir talebesi; “Efendim, talebenin hocasına, hocanın da talebesine karşı vazîfeleri nedir?” diye sordu. Bu zât cevâben; “Bu suâlin cevâbını, ancak yaşayarak anlarsın” dedi. Ve bir gün geldi. O genci çağırıp; “Mısır’a git. Bir kimse benim için bin dînar nezretmiş. O parayı al getir” buyurdu. Talebe sevindi… “Başüstüne efendim” dedi. Mısır’a gelip, … Devamını oku

“Cebindeki fermânı çıkar!”

Konya’da dünyâya gelen Seyyid Ebül Vefâ hazretlerinin kabr-i şerîfi İstanbul’un Vefâ semtindedir. Bu zât, bütün talebesiyle birlikte Bağdat’tan çıkıp yurduna dönmeye karâr verdi. Hazırlıklarını yaptı… Gidip gemiye bindiler. Sultân da uğurlamak için rıhtıma gidecekti. Gitmeden kâtibini çağırdı. Ve ona; “Falan falan köylerin gelirlerini Ebül Vefâ hazretlerine kaydet” diye emretti. Kâtip de; “Başüstüne” dedi. Ve emri … Devamını oku

Sultânı hayrete düşüren inci!..

Seyyid Ebül Vefâ hazretlerinin huzûruna, bir gün zamânın Sultânı gelerek; “Efendim, bana bir nasîhat ediniz ki, dünyâdan soğuyayım” dedi. Büyük velî; “Dünyânın zevki üç şeydir ki, bunlar; yemek, giyinmek ve mâlûm münâsebettir” buyurdu. Ve ilâve etti: “Yiyeceklerin en lezzetlisi baldır. Onu îmal eden de bir küçücük arıdır. İnsan istese, kolayca öldürebilir… Giyeceklerin en iyisiyse ipektir … Devamını oku

“Bana nasîhat eder misiniz?”

Seyyid Ebül Vefâ hazretlerinin huzûruna, zamânın Sultânı gelip; “Bana nasîhat eder misiniz” diye ricâda bulundu… Büyük velî cevâben; “Ey sultân! Sen bu halkın çobanısın. Adâletle hükmedersen Allah, saltanatını uzun ömürlü kılar. Eğer zulmedersen bu mülkü senden alır!” buyurdu. Ve şöyle devâm etti: “Ey Emîr-el müminîn! Bir gün sen de ölür, her icraatından hesâba çekilirsin. Öyleyse … Devamını oku