Saâdetli, akıllı olanlar acılardan tat alırlar…

Bu dünyânın en kıymetli sermâyesi, üzüntüler ve sıkıntılardır. Dünyâ sofrasının en tatlı yemeği, dertlerdir.

Abdülhamîd Şirvânî hazretleri büyük velilerdendir. Azerbaycan’da Şirvan’da doğdu. 1882 (H.1300) senesinde Mekke-i mükerremede vefât etti. İlim tahsiline küçük yaşta başlayan Abdülhamîd Şirvânî, bu maksatla, İstanbul ve Mısır gibi, zamânın ilim merkezi olan yerlere giderek büyük âlimlerin sohbetlerinde bulundu.

İlim tahsîlini tamamladıktan sonra, Mekke-i mükerremeye gitti talebe okutmaya başladı. 1856 (H.1278) senesinde Müceddiyye yolunun büyüklerinden Ahmed Saîd-i Fârûkî hazretleri Hindistan’dan hicret ederek Mekke-i mükerremeye gelmişti. Abdülhamîd Şirvânî, Ahmed Saîd hazretlerine talebe oldu. Sonra oğlu Muhammed Mazhar’ın sohbetlerine devam etti. Muhammed Mazhar hazretleri, Abdülhamîd Şirvânî’yi kendisine halîfe tâyin etti.

Bir sohbetinde şunları anlattı:

Yüksek üstadımımz İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretleri, yazdığı mektuplardan birisinde şöyle buyuruyorlar: “Allahü teâlâya hamd olsun ve O’nun seçtiği, sevdiği kullarına selâm olsun! Kıymetli efendim! Sıkıntıların gelmeleri, görünüşde çok acı ise de, bunların nîmet oldukları umulur. Bu dünyânın en kıymetli sermâyesi, üzüntüler ve sıkıntılardır. Bu dünyâ sofrasının en tatlı yemeği, dert ve musîbetlerdir. Bu tatlı nîmetleri acı ilâçlarla kaplamışlar. Bunun için, dostlara dert ve sıkıntı yağdırmaya başlamışlardır. Saâdetli, akıllı olanlar, bunların içine yerleştirilen tatlıları görür. Üzerindeki acı örtüleri de tatlı gibi çiğnerler. Acılardan tat alırlar. Nasıl tatlı olmasın ki, sevgiliden gelen her şey tatlı olur. Hasta olanlar, onun tadını duyamaz. Hastalık da, O’ndan başkasına gönül vermekdir. Saâdet sâhipleri, sevgiliden gelen sıkıntılardan o kadar tat alırlar ki, iyiliklerinde o tadı duyamazlar. Her ikisi de sevgiliden geldiği hâlde, sıkıntılardan, sevenin nefsi pay almaz. İyiliklerini ise, nefis de istemektedir. Arabî mısra’ tercümesi:
Nîmete kavuşanlara âfiyet olsun!
Yâ Rabbî! Bizi, sıkıntıların sevaplarından mahrûm eyleme! Bunlardan sonra, bizi fitnelere düşürme! İslâmın zayıf ve güçsüz olduğu bugünlerde, sizin kıymetli varlığınız, Müslümanlar için büyük nîmettir. Allahü teâlâ, selâmet versin ve uzun ömürler ihsân eylesin! Vesselâm.”

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…

Kategori içindeki yazılar: Vehbi Tülek