Müslümânların, mü’minlerin bütün vasıfları, Kur’ân-ı kerîmde de, Peygamber Efendimiz tarafından da mufassalan zikredilmiştir.
“Müslümân”a “mü’min” de denilir. Mü’min, Allah indinde çok kıymetlidir. Bir âyet-i kerîmede, “Eğer inanıyorsanız, en âlî / yüce kimselersiniz”, diğer bir âyet-i celîlede ise, “Îmân edip sâlih amel işleyenler / yararlı işler yapanlar, mahlûkâtın en hayırlılarıdırlar” buyurulmuştur. Kur’ân-ı kerîmde “el-Mü’min” ve “el-Mü’minûn” isimlerini taşıyan iki sûre-i celîle vardır.
Müslümânların, mü’minlerin bütün vasıfları, Kur’ân-ı kerîmde de, Peygamber Efendimiz tarafından da mufassalan zikredilmiştir, bütün detaylarıyla anlatılmıştır.
Mü’minlerin vasıflarıyla ilgili olarak, [Enfâl, 2-3; Mü’minûn 1-8; Ra’d, 20-22; Furkân, 63-73; Şûrâ, 37-38; Ankebût, 7; Zümer, 35; Fetih, 29; Hucurât, 10] sûrelerinde birçok âyet-i kerîme bulunduğu gibi, pekçok da hadîs-i şerîf var; ayrıca İslâm büyüklerinin de bir kısım sözleri bulunmaktadır
Bir müslümânın ana vasfı nedir? Müslümân, herkes için hayır ister. Peygamber Efendimiz, Buhârî ve Müslim’de zikredilen bir hadîs-i şerîfinde, bu konuda buyurmuştur ki: “Herhangi biriniz kendisi için istediğini, dîn kardeşi için de istemedikçe kâmil mümin olamaz.”
Diğer bir hadîs-i şerîfinde ise, “Kendin için sevdiğini (istediğini, arzû ettiğini); başkaları için de sev (iste, arzû et) ki (kâmil) Müslümân olasın.” [Harâitî]
Ayrıca Müslümân, diliyle ve eliyle hiçbir kimseye zarar vermez. Bunu, Sevgili Peygamberimiz çok net bir şekilde ifâde buyurmuştur:
“Müslümân, dilinden ve elinden Müslümânların [diğer bir rivâyette: insanların] emîn oldukları kimsedir.” [Buhârî]
İslâm dîninin gâyesinin, beş şeyi (ya’nî dîni, aklı, nesli, bedeni ve mâlı) korumak olduğu bildirilmiştir. Bütün Peygamberler, ümmetlerine bildirdikleri emir ve yasaklarda, dâimâ bu beş şeyi gözetmişlerdir. Tabîî ki bu Peygamberler, bu emir ve yasakları, kendiliklerinden değil, Allahü teâlâ nâmına, O’nun emriyle bildirmişlerdir. Bu beş esâsın gâyesi de, îmânı muhâfaza ederek Müslümân olarak ölmektir. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruluyor ki: “Ancak Müslümân olarak cân veriniz!” [Âl-i İmrân, 102]
Mü’minlerle, Müslümânlarla ilgili hadîs-i şerîflerden bazıları da şöyledir:
“Mü’min, başkalarıyla ülfet eder [uzlaşır, anlaşır, uyuşur], kendisiyle de ülfet olunur. Ülfet etmeyen ve kendisiyle de ülfet edilmeyende hayır yoktur.” [Beyhekî]
“Mü’min geçim ehlidir. Arkadaşına râhatlık verir. Münâfık ise geçimsizdir, arkadaşına sıkıntı verir.” [Dârekutnî]
“Mü’min, koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.” [Taberânî]
“Mü’minin yanına giren, güzel bir bahçeye girmiş gibi ferahlık duyar.” [Deylemî]
“Mü’min akıllı, basîretli, uyanıktır. Her işte Allah’ın rızâsını gözetir. Acele etmez, ilim sâhibidir, harâmlardan kaçar.” [Deylemî]
“Mü’min la’net etmez, kötülemez, müstehcen konuşmaz ve hayâsız olmaz.” [Hâkim]