“Ehl-i Beytim, ümmetim için birer teminattır”

“Hâlbuki sen (Ey Resûlüm) onların içinde iken Allahü teâlâ onlara azap verecek değildir.”

Hasan bin Ahmed Semerkandî hazretleri hadîs âlimlerindendir. 409 (m. 1018) senesinde Semerkand’da doğdu. 491 (m. 1098) senesinde vefât etti. “Bahr-ül-Esânid fî sıhahil mesânid” adlı eserinde yüz bin hadîs-i şerîf topladı. Diğer bir eseri de “Cüz’ün fihi mine’l-ebdali mine’l-ümmet”dir. Bu eserinde şöyle yazmaktadır:

Enes bin Mâlik’in (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte, Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Ümmetimin ebdali Cennete, oruçlarının çokluğu, namazlarının çokluğu ile değil, kalblerinin Allahü teâlâdan başkasından kurtulmuş olması, cömertlikleri ve Müslümanlara nasihatleri sebebiyle girerler.”

Saîd-i Hudrî’nin (radıyallahü anh) rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte ise, Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:

“Ümmetimin velileri, Cennete amelleri ile girmezler. Onlar Cennete, Allahü teâlânın rahmetiyle, cömertlikleriyle gönüllerinin Allahü teâlâdan başka her şeyden temizlenmiş olması ve merhametleri sebebiyle girerler.”

Ebû Bekr Buhârî dedi ki: “İsyanları sebebiyle insanoğluna gelen belâ ve musîbeti, Allahü teâlâ, ebdallerin yüzü suyu hürmetine defeder. Bu husûsta onlar, Resûlullahın ve Eshâb-ı kirâmın makamında oldukları için onlara Ebdâl denmiştir. Çünkü Resûlullah Efendimiz, ümmeti arasında emân (belâ ve musibetlere karşı teminat) idi.

Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde Enfâl sûresi otuzüçüncü âyet-i kerîmesinde meâlen buyurdu ki:

“Hâlbuki sen (Ey Resûlüm) onların içinde iken Allahü teâlâ onlara azap verecek değildir.”

Resûlullah Efendimizin Eshâbı ve Ehl-i beyti, O’ndan sonra, O’nun yerindedirler. Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: “Eshâbım, ümmetimin emînleridir (teminatı durumundadırlar). Eshâbım gittikten sonra, ümmetime vadolundukları şey gelir.”

Resûlullah Efendimizin Ehl-i Beyti de, ümmeti için belâlara karşı emân ve teminattırlar. Başka bir hadîs-i şerîfte ise, “Ehl-i Beytim, ümmetim için emândırlar” buyuruldu.

Peygamber Efendimiz, Ebû Bekr (radıyallahü anh) hakkında buyurdu ki: “O size, namazının, orucunun çokluğu ile değil, göğsünde bulunan şey ile, Allahü teâlâdan başkasını bırakmak sûretiyle, cömertliğiyle ve gönlün Allahü, teâlâdan başkasına meyilden kurtulmasıyla üstündür.”

Denildi ki: Selîm kalb; Allahü teâlâdan başkasının bağından kurtulandır. Müslümanlara merhamet; yüklerine tahammül, onların rızıklarını temininde yardım sûretiyle Allahü teâlânın kullarına şefkat etmektir.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…

Kategori içindeki yazılar: Vehbi Tülek