Fitne, insanları sıkıntıya sokar
Din adamlarının insanlara yapamayacakları fetvaları bildirmeleri fitneye sebep olur.
Sual: İnsanlara ne yapılır ve ne söylenirse fitne çıkarılmış, sıkıntı verilmiş olur?
Cevap: Bu konuda Hadîkada, fitneyi anlatırken buyuruluyor ki:
“Fitne, Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları devlete karşı isyana kışkırtmak demektir. Zalim olan devlete de itaaat etmek vacibtir.” Berîkada da buyuruluyor ki:
“Başınızdaki amir, bir habeş hizmetçi gibi, zelil, adi, aşağı bir kimse olsa da, İslamiyete uygun emirlerine itaat vaciptir. İslamiyete uymayan emirlerine de, fitneye sebep olmamak için karşı gelmemelidir.”
Din adamlarının insanlara yapamayacakları fetvaları bildirmeleri de fitneye sebep olur. Cahile, yaşlıya, tecvitsiz namaz kılınmaz demek böyledir. Çünkü, bunlar artık öğrenemez ve namazı büsbütün bırakır. Hâlbuki, tecvitsiz namazın caiz olduğuna fetva veren âlimler vardır.
Kabirleri, türbeleri ziyaret etmelerine, evliyaya adak yapmalarına mâni olmamalıdır. Öldükten sonra da, keramet sahibi olduklarını inkâr etmemelidir. Berîkada deniyor ki:
“Allahü teâlâya dua ederken, Peygamberleri ve salihleri vesile etmek ve vesile olmalarını onlardan istemek caizdir. Çünkü mucize ve keramet, ölüm ile bitmez. Velinin, diri iken, kılıfında olan kılınç gibi olduğunu, ölünce kılıftan çıkacağını, tasarrufunun daha kuvvetli olacağını Echürî bildirmektedir.”
Fitneye sebep olacak nasihati yapmamalıdır. Gücü, salahiyyeti olan nasihat etmez ise, Müdâhene olur, gücü yettiği hâlde, fitne çıkarmamak için nasihat etmezse, Müdârâ olur. Güç kullanmak, devlet adamlarının vazifesidir. Alay edenlere, zarar yapacaklara nasihat verilmez. Nasihat, umumi olarak, ortadan söylemelidir.
Hiç kimse ile münakaşa etmemelidir. Resûlullah Efendimize biri geldi. Onu uzaktan görünce; (Kabilesinin en kötüsüdür) buyurdu. Odaya girince, gülerek karşılayıp, iltifat eyledi. Gidince, hazret-i Aişe, sebebini sordu. (İnsanların en kötüsü, zararından kurtulmak için yanına yaklaşılamayan kimsedir) buyurdu. O, Müslümanların başında bulunan bir münafıktı. Müslümanları onun şerrinden korumak için müdârâ buyurdu ve; (İnsanlara müdârâ için gönderildim) buyurdu.
Dini ve dünyayı korumak için dünyalık vermeye Müdârâ denir. Dünyalık ele geçirmek için dini vermeğe Müdâhene denir.