“Bir kimseyi övmekte ve yermekte acele etmeyin!”

“Bugün memnun olmadığınız bir kimseden, yarın memnun olabilirsiniz…”

Cemâleddîn Geylânî hazretleri tanınmış velîlerdendir. On ikinci asrın sonlarında İran’da Kazvin’de vefât etti. Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin sohbetinde ve hizmetinde bulunarak yüksek derecelere kavuştu ve icazet verilerek talebe yetiştirdi. Sohbetlerinde buyurdu ki:

Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uyunuz. Kim bunlara uyarsa, bu onlar için saâdettir. Bunlara uymayan bedbahttır. Öldükten sonra, kendisi yüzünden cezâ ve mükâfât göreceğiniz amellerinizi ıslâh edip düzeltiniz. Sizden öncekiler, âhiret işleriyle uğraşıp, sâdece artan zamanlarını dünyâ işlerine harcarlardı. Siz ise bu gün hep dünyâ işiyle uğraşıyor, zaman kalırsa âhiret işlerini yapıyorsunuz. Allahü teâlânın affı ile Cehennem’den kurtulursunuz. Rahmeti ile Cennet’e girersiniz. Amellerinize göre mertebeniz ve dereceniz olur…

Allahü teâlânın beğendiği işleri yaparken mütevâzı ve alçak gönüllü olunuz. Günahlarından vazgeçip, Allahü teâlâya tövbe edenlerle berâber oturunuz. Çünkü onların kalbi, ince ve yumuşaktır. Bir kimseyi övmekte ve yermekte acele etmeyin. Çünkü nice kimseler bugün sizi memnun ve râzı eder de, yarın, kötülük yapıp sizi rahatsız edebilir. Aynı şekilde, bugün ondan memnun olmazsınız da, yarın memnun olabilirsiniz…

Sizce, çok önemli olan hâcetlerinizi, isteklerinizi farz namazlarda isteyiniz. Çünkü farz namazlarda yapılan duâ, farz namazın nâfileye üstünlüğü gibidir…

Biliniz ki, ilim üç kısımdır. Birincisi, âdemoğlunun ilmidir. İkincisi, meleklerin ilmidir. Üçüncüsü ise, mahlûkâtın ve mevcûdâtın ilmidir. Bu kısımlardan başka dördüncü kısım vardır ki, bu da Allahü teâlânın ilmidir. Bu ilme, ilm-i meknûn (sır ilmi) de denir. Bu ilmi, Allahü teâlâdan başka kimse bilmez.

Hadîs-i şerîfte buyruldu ki: “İlim Çin’de de olsa alınız.” Başka bir hadîs-i şerîfte ise; “Ümmetimin âlimleri, İsrâiloğullarının peygamberleri gibidir” buyuruldu.

“Her beldeye tabîb-i hâzık olan bir âlim lâzımdır. Bu âlim sebebiyle insanlar tedâvî olup, dertlerine derman bulur. Bu âlimi terk edenler, ilacı terk etmişler demektir. Böyle kimselere lâyık olan, hastalık içinde bulunmaktır. Enfâl sûresi 12. âyet-i kerîmesinde meâlen buyruldu ki:

“Eğer Allahü teâlâ, ezelî ilminde onlarda hayır ve saâdet takdîr etmiş olsaydı, onlara hakkı işittirirdi.” Yâni Allahü teâlâ onları hayırlı eyleseydi onlara hayrı işittirirdi.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…

Kategori içindeki yazılar: Vehbi Tülek