Gaflet içinde yapılan duâ kabul olmaz!..

Duâ ihtiyâcı gideren, saadete kavuşturan kapının anahtarıdır. Bu anahtarın dişleri, helâl lokmadır. Seyyid Alizâde Yakûb Efendi Osmanlı âlimlerindendir. Bursa’da doğdu. Asrının âlimlerinden okudu. Sonra Bursa’da çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. 931 (m. 1524) senesi hac dönüşü, Mısır’da vefât etti. İmâm-zâdenin “Şir’at-ül-İslâm” adındaki eserine, güzel bir şerh yazdı. Adını; “Mefâtîh-ül-Cinân ve mesâbîh-ül-Cenân” koydu. Sultan İkinci Bâyezîd Hân, … Devamını oku

Her varlığın yaratıcısı Allahü teâlâdır

Her üstünlük, her kemâl sıfat, Allahü teâlânındır. O’nda, hiçbir noksan sıfat yoktur. Sıddîkî Efendi, Osmanlı âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. Bağdad’da doğdu. Burada zamanın büyük âlimlerinin ders ve sohbetlerinde kemale geldikten sonra Kudüs’e giderek talebe yetiştirdi. 1735 (H.1148)’de orada vefat etti. Bir dersinde şunları anlattı: Allahü teâlânın vâcib-ül-vücûd ve hakîkî ma’bûd ve bütün varlıkların yaratıcısı … Devamını oku

Beş şey vardır ki  katı kalplere ilaç olur…

Sâlih kimselerle görüşmek ve onların meclisinde bulunmak kalplerin ilacıdır… Ebû Rebâh Dücânî hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup kerâmet sâhibi velîlerdendir. 1809 (H.1224) senesinde, günümüzde İsrail’de bulunan Yafa’ya bağlı Beyt-i Dücan köyünde doğdu. İlk tahsilinden sonra amcası Şeyh Selîm Dücânî ile Yafa’ya gitti. Yafa’da amcasından ve birçok âlimden ilim öğrendi. Bütün dînî ilimler ve tasavvuf yolunda icâzet … Devamını oku

Bir kimsenin hidâyetine vesile olana ne mutlu…

“Bir kimsenin hidâyete kavuşması başka insanların elinde değildir. Bize düşen, doğruyu anlatmaktır!” Zeynüddîn Deştûtî hazretleri büyük velilerdendir. Mısır’ın Cezîre bölgesinde doğdu. Küçük yaşta ilim tahsîline başlayarak zamânının büyük âlimlerinin huzûrunda yetişti ve kemâle geldi. Güzel hâlleri ve kerâmetleri çoktu. Memlûk sultanlarından Sultan Kayıtbay, Zeynüddîn Deştûtî hazretlerini çok sever, hürmet ve edebde kusûr etmezdi… Bir gün … Devamını oku

Gönül şehri daima mâmur olmak ister…

Gönlün mâmur edilmesi usta ve mîmâr ile olmaz. Ancak Allahü teâlânın lütfu ile olur. Celvetî Abdülhay Efendi Anadolu’da yetişen evliyâdandır. Edirne’de doğdu. Babası Celvetiyye tarîkatı şeyhlerinden Saçlu İbrâhim Efendidir. Abdülhay Efendi, babasının yanında yetişti. Celvetiyye tarîkatını da öğrenerek babasından hilâfet aldı. İstanbul’da Eminönü Yeni Câmi vâizliğine getirildi. Sonra Üsküdar’da Aziz Mahmûd Hüdâî Tekkesine şeyh olarak … Devamını oku

“Allahü teâlâ, rübûbiyyetini âciz kullarına bırakmaz!..”

Kazâ ve kader bilgisini, çok kimseler anlayamamış, doğru yoldan ayrılmıştır. Mevlânâ Bedreddîn Serhendî hazretleri İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin önde gelen talebelerindendir. 1593 (H.1002) senesinde Hindistan’da Serhend’de doğdu. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin hânegâhında, ilim tahsîl ederek yetişti. Hocasının teveccühlerine kavuşup, sohbetlerinde bulunmakla şereflendi. 1688 (H.1098) senesinde orada vefât etti. “Hadarât-ül-Kuds” isimli eserinde, İmâm-ı Rabbânî hazretlerini çeşitli hâlleri ile, … Devamını oku

“Hacca gideceğin zaman mutlaka görüşelim…”

İkinci Bâyezîd Han, Sivrihisârlı Yûsuf Babayı çok sever, sohbetinde bulunurdu… Sivrihisârlı Yûsuf Baba Osmanlı âlim ve evliyasındandır. İzmir’in Seferihisar da denilen Sivrihisar kasabasında doğdu. 1511 (H.917) senesinde vefât etti. Hâcı Bayrâm-ı Velî tarîkatına mensûb, edeb ve vakar ehli bir zât idi. İkinci Bâyezîd Han, Sivrihisârlı Yûsuf Babayı çok sever, sohbetinde bulunurdu. O da Sultanı çok … Devamını oku

“Şeref; akıl ve edep iledir soy ile değildir…”

“Müslümanlıktan daha yüksek bir şeref, veradan daha sağlam bir kale yoktur.” Kemâl Cündî hazretleri Türkistan âlim ve evliyâsındandır. On ikinci asrın ikinci yarısında vefât etti. Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin huzûrunda yetişti. Hocasından icâzet aldıktan sonra insanlara tâliplerine ilim öğretmeye başladı. Sohbetlerinde buyurdu ki: “Şükür; nîmeti bilmenin ismidir. Zîrâ şükür, nîmeti vereni bilmeye götürür. Bu mânâdan dolayı, … Devamını oku

“Ey Allah’ın velî kulu bana şefâat et!..”

Dileği veren ve kendisinden istenilen, yalnız Allahü teâlâdır. Velî, yalnız vesîledir, sebeptir. Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretleri Hindistan’da yetişen büyük velîlerden olup İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin talebesi idi. 1657 (H.1067) senesinde Siyalkût şehrinde vefât etti. Bir sohbet esnâsında Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretlerine talebelerinden biri kabir ziyâreti hakkında bir soru sorunca buyurdu ki: Çok kimse kabir ehlinden … Devamını oku

“Hayâ edilmeyen işte hayır yoktur…”

Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Eshâbım! Allahü teâlâdan tam bir şekilde hayâ ediniz.” Şihâbüddîn Aysâvî hazretleri tanınmış velîlerdendir. 1534 (H.941) de Şam’da doğdu. Orada zamanın büyük âlimlerinden fıkıh, hadis ve kıraat ilmi tahsil etti. Tasavvuf yolunda, Şihâbüddîn Ahmed bin Bedrüddîn el-Gazzî’den feyiz ve icâzet aldı. Tevrîziyye Câmii’nde hatiblik yaptı. 1617 (H.1026) senesinde, Şam’da vefât etti. Sohbetlerinde … Devamını oku

Şeytanın binbir hilesi vardır, aldanma sakın!

“O büyük Peygamber âhirete intikâl ettikten sonra, ümmetine çeşitli bidatler işletelim!” Ebû Sâlih Belhî hazretleri Tâbiîn devrinin tanınmış, hadîs ve tefsîr âlimlerindendir. 670 (H.50) senesinde doğup, 752 (H.135) târihinde Eriha’da vefât etti. İbn-i Abbâs, Ebû Hüreyre, Ebüdderdâ, Enes bin Mâlik, Muaz bin Cebel (radıyallahü anhüm) ve daha başka sahâbeden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Bir defâsında … Devamını oku

“Bidat sahiplerinin ibâdeti kabul olmaz”

“Günahlardan sakınmayan Müslümanların ibâdetleri sahih olsa da, kabûl olmaz.” Şeyh Nablüsî hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. 1640 (H.1050) senesinde Filistin’de Nablus’ta doğdu. 1731 (H.1143) senesinde Şam’da vefât etti. On iki yaşında yetim kaldı. İlim tahsîline ara vermedi. Fıkıh ve usûl-i fıkıh, meânî, beyân, hadîs, tefsîr ve nahvi zamanın büyük alimlerinden okudu. Bütün bu … Devamını oku

On şey kötülüklerin anası durumundadır

Resûlullah (aleyhisselâm) buyurdu ki: “Allahü teâlâya inandım de ve dosdoğru ol!” Geredeli Abdülganî Efendi Osmanlı âlimlerinden ve Nakşibendî şeyhlerindendir. Aslen Bolu’nun Gerede kasabasındandır. İstanbul’da devrin meşhur âlimlerinden ders alarak yetişti. Bursa ve İstanbul’da yüksek dereceli medreselerde ders verdi. İstanbul, Mısır ve Şam kâdılıkları yaptı. Bir süre Anadolu kazaskerliğini yürüttü. 1586 yılında Mısır’dan dönerken Bursa’da rahatsızlanıp … Devamını oku