Meleklerin dua ettiği kimse!..

İmâm-ı âzam Ebû Hanîfe hazretleri; bir gece rüyâsında, Peygamber Efendimizin mübârek kabrini açıp, mübârek kemiklerini göğsünde topladığını gördü. Uykudan uyandı… Tâbirini merak etti… Derhâl İbni Sîrîn‘e gidip kendisini tanıtmadan anlattı gördüğü rüyâyı. Ve tâbirini suâl etti. İbni Sîrîn hazretleri dinleyince; “Bu rüyâyı sen göremezsin. Bunu ancak Ebû Hanîfe görebilir” dedi. İmâm-ı âzam; “O benim” deyince; … Devamını oku

“Câriyelerden biri annen olabilir!”

İbni Sîrîn hazretleri, meşhur rüyâ tâbircisidir. Bir kimse bu zâta; “Ben rüyâmda, zeytinyağını zeytinlerin üzerine döktüğümü gördüm. Acabâ tâbiri nedir?” diye sordu. İbni Sîrîn, ona; “Zeytinyağı zeytinden olmadır, aslına gidiyor. Sen câriyelerini araştır. Onlardan biri, genç yaşta esîr edilen annen olabilir” dedi. Adam şaşırdı! Gidip araştırdı… Hakîkaten bir câriyesinin, “kendi annesi” olduğu ortaya çıktı. ● … Devamını oku

“İmânımız çok kıymetlidir!”

İbni Sîrîn hazretleri, meşhur rüyâ tâbircisidir. Biri, bu zâta gelip; “Efendim, gıybetinizi yaptım, lütfen beni hoş görün ve hakkınızı helâl edin” dedi. Büyük velî; “Ey kişi! Rabbimiz bu gıybet fiilini çirkin bilip hoş görmezken ben nasıl hoş görürüm. Hakkımı helâl ettim. Ama sen de bu işi bir daha yapma” buyurdu. O kişi mahcuptu. “Peki efendim” … Devamını oku

“Kardeşlerim, gıybetten uzak durun!”

İbni Sîrîn hazretleri, Tâbiîn’den, tefsîr ve fıkıh âlimi ve meşhur rüyâ tâbircisidir. Basralı’dır. 110 (m. 729) senesinde vefât etti. Adı Muhammed. Babasınınki Sîrîn. “İbni Sîrîn” diye tanınır. Resûlullah’ın hizmetçisi olan Enes bin Mâlik hazretlerinin âzâtlı kölesidir. İbni Sîrîn hazretleri âlim olup, rüyâ tâbiri ilminde meşhurdu özellikle. Her günahtan kaçardı. Allah’tan çok korkardı! Yakınlarına sık sık; … Devamını oku

“Kardeşlerim, gıybetten uzak durun!”

İbni Sîrîn hazretleri, Tâbiîn’den, tefsîr ve fıkıh âlimi ve meşhur rüyâ tâbircisidir. Basralı’dır. 110 (m. 729) senesinde vefât etti. Adı Muhammed. Babasınınki Sîrîn. “İbni Sîrîn” diye tanınır. Resûlullah’ın hizmetçisi olan Enes bin Mâlik hazretlerinin âzâtlı kölesidir. İbni Sîrîn hazretleri âlim olup, rüyâ tâbiri ilminde meşhurdu özellikle. Her günahtan kaçardı. Allah’tan çok korkardı! Yakınlarına sık sık; … Devamını oku

Bu dinde en zor iş nedir?

Bir kadın, Hazret-i Habîb’e gelerek; “Evde hiç ekmeğimiz yok” diye dert yandı. O da sordu ona: “Aileniz kaç kişidir?” Kadın söyledi. Habîb de kalktı. İki rekât namâz kılıp; “Yâ Rabbî! Bana hüsn-i zan ediyorlar. Sen bunlara ihsân eyle” dedi. Sonra kalktı. Etrâfa baktı. Önünde gördüğü “elli dirhem” parayı kadına verip; “Bunu al, ama kimseye söyleme” … Devamını oku

“Habib kalpten konuşur…”

Hasan-ı Basrî hazretleri; Habib-i Acemî hazretlerini çok sever ve bâzen meclisinde sohbet etmesini söylerdi. O da sohbet ederdi. Bâzısı merak etti… Ve Hasan-ı Basrî’ye; “Efendim, siz varken meclisinizde onun sohbet etmesini istemenizin hikmeti nedir?” diye sordular. O da cevâben; “Habib, kalbinden ihlâsla konuşup insanların kalbine yerleştirir. Onun için konuşturuyorum” buyurdu. ● ● ● Bir defa … Devamını oku

Fakirleri doyurmanın karşılığı!..

Horasanlı biri, Habîb-i Acemî hazretlerine; “Efendim, biz hacca gidiyoruz. Dönünceye kadar, şu on bin dirhemle benim için bir ev alır mısınız?” dedi. Ve parayı verdi. Hazret-i Habîb de; “Olur, alırım” dedi. O, teşekkür edip ayrıldı. Büyük velî düşündü ki: “Bu parayla fakir halkı doyurayım, o kimse için de Cennette bir köşk satın alayım!” Horasanlı geri … Devamını oku

“Sert adam, yalnız adamdır!”

Habîb-i Acemî hazretlerine, bir gün bir genç gelip; “Hocam, ben bir şeyi merak ediyorum” dedi. “Neyi merak ediyorsun?” “Allah beni seviyor mu?” “Sen Allah’ı seviyor musun?” “Vallâhi seviyorum hocam.” “Öyleyse O da seni seviyordur. Çünkü Allah seni sevmese, sen Onu sevemezsin.” “Hikmeti ne hocam?” “Sevgi yukarıdan gelir evlât. Baba evlâdını sevmezse, evlât onu sevemez. Hoca … Devamını oku

“İslâm’a uyan huzurlu olur…”

Bir gün Hasan-ı Basrî hazretleri, Dicle Nehri kenarında gemi bekliyordu. O sırada Habîb-i Acemî hazretleri oraya geldi. Ve sordu ona: “Ne bekliyorsun?” O da cevâben; “Gemiye bineceğim, onu bekliyorum” dedi. Hazret-i Habîb; “Gemiye ne hâcet, suda yürüyerek geç” dedi. Hasan-ı Basrî; “Biz sebeplere yapışırız. Onun için gemiyi bekleyeceğiz” buyurdu. Habîb-i Acemî; “Sen, yakîn derecesine varmamışsın” … Devamını oku

“Kızarsan, öfkeni yen!..”

Evliyânın büyüklerinden olan Habîb-i Acemî hazretlerinin hânesinde, otuz seneden beri hizmetini gören bir “câriyesi” vardı. Bir gün onu gördü. Ve kendisine; “Ey hâtun! Hizmetçimi çağırır mısın?” dedi. O, buna şaşırdı! Hayretle baktı! Ve “Efendim, hizmetçiniz benim ve otuz senedir bu evde, sizinleyim” dedi. Hazret-i Habîb; “Kusûra bakma, zîra Allahü teâlâya olan aşkım beni sarınca her … Devamını oku

“Bu mertebeye nasıl kavuştu?”

Evliyânın büyüklerinden olan Habîb-i Acemî hazretleri, 120 (m. 739) da vefât etti. insanlar Terviye günü Basra’da, Arefe günü Arafat’ta, bayram günü başka bir yerde görürlerdi. Ve şaşırırlardı. Bir sevdiği vardı. O, kendi kendine; “Habîb-i Acemî hazretleri, bu çok yüksek mertebeye acabâ ne ile ve nasıl kavuştu?” diye geçirdi kalbiden. O an bir “ses” duydu… Gâipten … Devamını oku

“O, bizi mahrum bırakmaz!”

Habîb-i Acemî hazretleri, Fırat Nehri kıyısında bir kulübe yapıp orada kendini ibâdete vermiş ve bu sebeple evini ihmâl etmişti birkaç gün. Hanımı bir gün kendisine; “Ey Habîb! Hiç erzakımız kalmadı” dedi. O, cevap vermedi… “Ben çalışmaya gidiyorum” diyerek çıktı evden… Doğruca kulübesine geldi. Akşama kadar ibâdet etti. Akşam eve gelince; “Hanım üzülme! Zîra öyle bir … Devamını oku