“Bu dediklerini Allahü teala işitiyor!”

Tâbiîn’den bir büyük âlim olan Rebî bin Heysem hazretleri, 68 (m. 687) senesinde vefât etmiştir. Bir gün bir kişi, kendisine kötü söz söylemişti. Çok üzüldü. O kimseye; “Bu dediklerini Allah işitiyor. Şâyet ben âhirette hesaptan kurtulup da Cennete girersem, bu sözlerinin bana hiç zararı olmaz” buyurdu. Ve ilâve etti: “Ama eğer Cehenneme düşersem, o zaman … Devamını oku

“İşte Allah korkusu budur!..”

Tâbiîn’den bir büyük âlim olan Rebî bin Heysem hazretleri, 68 (m. 687) senesinde vefât etmiştir. Bu zât dışarıda yürürken, haram görmemek için etrâfına bakmaz, dâima “başı önünde” yürürdü. Bu yüzden, onu “kör” zannederdi insanlar. Hâlbuki kör değildi. Harama bakmıyordu. Nitekim bir gün, Abdullah bin Mes’ûd hazretlerinin hanımı, bu zâtın geldiğini gördü. Ve beyine dönüp; “Senin … Devamını oku

“Bu kuşlar ne diyor?”

Tâbiîn-i kirâm’dan Muttarif bin Abdullah hazretleri, 95 (m. 713) yılında Basra’da vefât etmiştir. Bu zât bir gün Efendimizin hadîs-i şerîflerini naklederek bir şey anlatıyordu. Cemaatten biri; “Bize yalnız Kur’ândan söyle!” deyiverdi. Mübârek üzüldü! Velâkin kızmadı. O kişiye dönüp; “Biz de zâten kendisine vahiy gelen ve murâd-ı ilâhîye tam vâkıf olan Hazret-i Peygamberin sözlerini naklederek Kur’ân-ı … Devamını oku

İmânla ölmekten büyük bir nîmet yoktur!

Tâbiîn-i kirâmdan Muttarif bin Abdullah hazretleri, 95 (m. 713) yılında Basra’da vefât etmiştir. Allah dostu bir velî idi. Bu zât sohbetlerinde; “Bir kulun içiyle dışı bir olursa Allahü teâlâ hazretleri, o kulu beğenir ve onun için; ‘İşte benim gerçek kulum budur’ buyurur” derdi. ● ● ● Bir gün de sohbetinde; “Âhirette azâba düşen bir kulun, … Devamını oku

“Sen adam öldürmüşsün!”

Tâbiîn-i kirâmdan Muttarif bin Abdullah hazretleri, 95 (m. 713) yılında Basra’da vefât etmiştir. Biri bu zâtı yalancılıkla suçladı. Mübârek zât, kalbinden; “Yâ Rabbî! Bunun cezâsını ver” diye duâ etti. Adam birden fenâlaştı! Sonra da yere düştü… Koştular, ama ölmüştü! Kadı, bu zâtı çağırıp; “Sen adam öldürmüşsün!” dedi kendisine. O ise cevâben; “Hayır, ben sâdece duâ … Devamını oku

“Rabbimizden ne gelirse râzı olmalıyız”

Tâbiîn-i kirâmdan Muttarif bin Abdullah hazretleri, 95 (m. 713) yılında Basra’da vefât etmiştir. Bu zâtın oğlu vefât etmişti. Lâkin “üzüntülü” hâli yoktu. Saçını sakalını taradı. Güzel elbiseler giydi. İnsanlar, böyle yapmasının sebebini sorduklarında; “Allah’tan gelene rızâ göstermeyip feryat etmemi mi bekliyordunuz? Mâdemki kuluz, Rabbimizden ne gelirse râzı olmalıyız” buyurdu. ● ● ● Bir gün de … Devamını oku

“Size sert olana da yumuşak davranın!”

Mesruk bin el Celâ hazretleri, Tâbiînden olup, meşhûr fıkıh ve hadîs âlimidir. Bu zât şöyle anlatır: Bir Allah dostu vardı ki, kıymetini bilmiyordu insanlar. Hattâ birini gönderip; “Git ona söyle, insanları aldatmasın!” dediler. Haberci gidip onun yanında durdu. O sırada büyük zât talebesiyle sohbet ediyordu… Sohbeti kesip; “Bir Müslüman hakkında bilmeden ileri geri konuşmak uygun … Devamını oku

“Seni, Allah yoluna hibe ettim!”

Mesruk bin el Celâ hazretleri, Tâbiînden meşhûr fıkıh ve hadîs âlimidir. O şöyle anlatıyor: Büyüklerden biri, gençliğinde anne babasına; “Beni Allahü teâlâya hibe edin. Gidip Onun dînini öğrenip döneyim!” dedi. Onlar da memnun olup; “Var git, ilim öğren!” dediler. O gün sabah çıktı evden… Gece vakti dönüp çaldı kapıyı… Babası seslendi içerden: “Kimsiniz?” Çocuk dedi … Devamını oku

Vâki olanda hayır vardır…

Mesruk bin el Celâ hazretleri, Tâbiîn devrininin meşhûr fıkıh ve hadîs âlimidir. O, şöyle anlatır: Bir çöl bedevîsinin bir merkebi, bir köpeği, bir de horozu vardı. Horoz onları namâza uyandırır, köpek bekçilik yapar, merkep de yüklerini taşırdı. Bir gün bir tilki, horozu kaçırdı. Aile fertleri çok üzüldüler! O ise hayra yorup; “Üzülmeyin, belki hakkımızda böylesi … Devamını oku

“Bu gömleği falan fakîre ver!..”

Ebül Hasen Büşencî hazretleri, Horasan’da yetişen evliyânın büyüklerindendir. Bir gün helâda bulunduğu bir sırada, hizmetçisini çağırdı. Kapının arkasından gömleğini uzatarak; “Bunu, falan fakîre ver” buyurdu. Hizmetçi; “Peki efendim” dedi. Ve gömleği o fakîre verip geldi. Sonra da; “Efendim, bunu dışarı çıkınca söyleyemez miydiniz? Orada söylemenizin hikmeti neydi, anlayamadım” diye arz etti. Cevap bekledi. Bunun üzerine; … Devamını oku

“Ben hakkımı helâl ettim evlâdım!”

Ebül Hasen Büşencî hazretleri, Horasan’da yetişen evliyânın büyüklerindendir. Bu zât bir gün yolda yürürken, gencin biri gelip, ensesine bir tokat vurdu ve gitti! Halk bunu gördü. “Sen ne yaptın? O zât evliyânın büyüklerinden Ebül-Hasen Büşencîdir” dediler. Genç bunları duydu. Ve çok üzüldü! Hemen geri dönüp o mübarek zatın yanına geldi. Çok özür diledi. Ve affını … Devamını oku

Merkebini kaybeden çiftçi!..

Ebül Hasen Büşencî hazretleri zamânında bir çiftçinin merkebi kayboldu. Başka da merkebi yoktu garibin. Mutlaka bulmalıydı onu. Düşünüp bir yol buldu. Şöyle ki; Ebül Hasen Büşencî hazretlerinin evine gitti. Ve çaldı kapıyı. Büyük zât çıktı kapıya: “Buyurun kardeşim.” Dedi ki: “Merkebim çalındı, herhâlde sen almışsındır, hemen getir teslîm et.” “Kardeşim! Ben sizi tanımam, başka biri … Devamını oku

“İnsan için en faydalı şey nedir?”

Babaeski’de, Fâtih Sultân Mehmet Hân zamânında yaşamış olan Ahmed Baba bir “Allah dostu” olup, Babaeski’ye adını veren, budur. Bir kişi bu zâta gelerek; “İnsan için en faydalı şey nedir efendim?” diye sordu. Büyük velî; “İyi arkadaştır” buyurdu. “En zararlı şey nedir hocam?” Cevâbında; “Kötü arkadaştır. Ancak kötü arkadaş yalnız insandan olmaz. Seni doğru yoldan uzaklaştıran … Devamını oku