“Şeref; akıl ve edep iledir soy ile değildir…”

“Müslümanlıktan daha yüksek bir şeref, veradan daha sağlam bir kale yoktur.” Kemâl Cündî hazretleri Türkistan âlim ve evliyâsındandır. On ikinci asrın ikinci yarısında vefât etti. Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin huzûrunda yetişti. Hocasından icâzet aldıktan sonra insanlara tâliplerine ilim öğretmeye başladı. Sohbetlerinde buyurdu ki: “Şükür; nîmeti bilmenin ismidir. Zîrâ şükür, nîmeti vereni bilmeye götürür. Bu mânâdan dolayı, … Devamını oku

“Ey Allah’ın velî kulu bana şefâat et!..”

Dileği veren ve kendisinden istenilen, yalnız Allahü teâlâdır. Velî, yalnız vesîledir, sebeptir. Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretleri Hindistan’da yetişen büyük velîlerden olup İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin talebesi idi. 1657 (H.1067) senesinde Siyalkût şehrinde vefât etti. Bir sohbet esnâsında Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretlerine talebelerinden biri kabir ziyâreti hakkında bir soru sorunca buyurdu ki: Çok kimse kabir ehlinden … Devamını oku

“Hayâ edilmeyen işte hayır yoktur…”

Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Eshâbım! Allahü teâlâdan tam bir şekilde hayâ ediniz.” Şihâbüddîn Aysâvî hazretleri tanınmış velîlerdendir. 1534 (H.941) de Şam’da doğdu. Orada zamanın büyük âlimlerinden fıkıh, hadis ve kıraat ilmi tahsil etti. Tasavvuf yolunda, Şihâbüddîn Ahmed bin Bedrüddîn el-Gazzî’den feyiz ve icâzet aldı. Tevrîziyye Câmii’nde hatiblik yaptı. 1617 (H.1026) senesinde, Şam’da vefât etti. Sohbetlerinde … Devamını oku

Şeytanın binbir hilesi vardır, aldanma sakın!

“O büyük Peygamber âhirete intikâl ettikten sonra, ümmetine çeşitli bidatler işletelim!” Ebû Sâlih Belhî hazretleri Tâbiîn devrinin tanınmış, hadîs ve tefsîr âlimlerindendir. 670 (H.50) senesinde doğup, 752 (H.135) târihinde Eriha’da vefât etti. İbn-i Abbâs, Ebû Hüreyre, Ebüdderdâ, Enes bin Mâlik, Muaz bin Cebel (radıyallahü anhüm) ve daha başka sahâbeden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Bir defâsında … Devamını oku

“Bidat sahiplerinin ibâdeti kabul olmaz”

“Günahlardan sakınmayan Müslümanların ibâdetleri sahih olsa da, kabûl olmaz.” Şeyh Nablüsî hazretleri Osmanlı âlimlerinden olup kerâmetler sâhibi velîlerdendir. 1640 (H.1050) senesinde Filistin’de Nablus’ta doğdu. 1731 (H.1143) senesinde Şam’da vefât etti. On iki yaşında yetim kaldı. İlim tahsîline ara vermedi. Fıkıh ve usûl-i fıkıh, meânî, beyân, hadîs, tefsîr ve nahvi zamanın büyük alimlerinden okudu. Bütün bu … Devamını oku

On şey kötülüklerin anası durumundadır

Resûlullah (aleyhisselâm) buyurdu ki: “Allahü teâlâya inandım de ve dosdoğru ol!” Geredeli Abdülganî Efendi Osmanlı âlimlerinden ve Nakşibendî şeyhlerindendir. Aslen Bolu’nun Gerede kasabasındandır. İstanbul’da devrin meşhur âlimlerinden ders alarak yetişti. Bursa ve İstanbul’da yüksek dereceli medreselerde ders verdi. İstanbul, Mısır ve Şam kâdılıkları yaptı. Bir süre Anadolu kazaskerliğini yürüttü. 1586 yılında Mısır’dan dönerken Bursa’da rahatsızlanıp … Devamını oku

Padişahın iltifâtına mazhar olan mübarek zat…

İkinci Mahmûd Han, saraya dâvet ettiği Harputlu Abdurrahmân Efendiye “Siz benim hocamsınız” dedi… Harputlu Abdurrahmân Efendi Anadolu velîlerindendir. 1756 (H.1169) târihinde Elâzığ’ın Sivrice ilçesine bağlı Çöke köyünde doğdu. İlk tahsîlinden sonra Diyarbakır’da zamanın büyük âlimlerinden ilim öğrendi. Sonra İstanbul’a gitti. Bir gün vakit namazını kılmak için girdiği Ayasofya Câmii’nin duvarında asılı bir levhaya gözü takıldı. … Devamını oku

“İnsanlara eziyet ve sıkıntı vermeyin!”

“İnsanlar seni gıybet etseler de, sen kimseyi gıybet etme! Kimseyi hor ve hakîr görme!” Abdülfettâh-ı Akrî hazretleri İstanbul’un en yüksek üç evliyâsından biridir. 1778 (H.1192) senesinde Bağdâd’da doğdu. Silsile-i aliyye büyüklerinden Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin sohbetlerinde yetişip olgunlaştı. Onun emriyle İstanbul’a gelip senelerce insanlara hak yolu öğretmek vazîfesiyle meşgul oldu. 1865 (H.1281) senesinde Üsküdar’da vefât … Devamını oku

İstikâmet üzere olmak kerâmetten üstündür!

“Bize ve size lâzım olan; İslâmiyete uymak ve büyüklerin yolu üzere istikâmette olmaktır.” Hazret-i Vahdet Hindistan’da yetişen evliyânın büyüklerinden olup İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin üçüncü oğlu olan Muhammed Saîd Fârûkî’nin beşinci oğludur. Adı Abdülehad’dır. 1635 (H.1045) senesinde Serhend’de doğdu, 1710 (H.1122) senesinde vefât etti. Amcası Muhammed Ma’sûm Fârûkî’nin sohbetinde bulunarak zâhirî ilimlerde ve tasavvufta pek yüksek … Devamını oku

“Evliyâ, kınından çekilmiş bir kılıç gibidir!..”

“Bir kimse kendini kılıca vursa, kabahat kılıcın mıdır, yoksa kendini kılıca vuranın mı?” Abdülehad Nûrî Efendi İstanbul’da yetişen büyük velîlerdendir. 1594 (H.1003)) senesinde Sivas’ta doğdu. 1651 (H.1061) senesinde İstanbul’da vefât etti. Abdülehad Nûrî Efendi ilim tahsîline Sivas’ta başladı. Küçük yaşta babasız kaldı. Halvetiyye yolunun büyüklerinden Şeyh Şemseddîn-i Sivâsî’nin halîfesi olan Dayısı Abdülmecîd Efendi, devrin pâdişâhı … Devamını oku

Seven, sevdiğine itâat eder…

“Dünyâ sevgisi ve günahların istilâ ettikleri kalpten nasıl hayır beklenir!” İskilipli Bâkî Efendi Anadolu velîlerindendir. Çorum’un İskilip kazasında doğdu. İstanbul’a giderek tanınmış ilim adamlarından din ve fen ilimlerini tahsîl etti. Bu sırada gözlerine bir hastalık gelerek bir gözü kör oldu. Sonra Kastamonu’ya giderek yıllarca Şâbân-ı Velî hazretlerinin dergâhında hizmet etti. Tasavvuf yolunda ileri derecelere kavuştu. … Devamını oku

“Ben Allahü teâlâdan gelene râzıyım oğlum”

“İslâmdan, Kur’ân-ı kerîmden ve saçının beyazlığından öğüt almayan, nasîhat kabûl etmez.” Abdülazîz Revvâd hazretleri evliyânın büyüklerinden olup hadîs âlimidir. Horasan’da doğdu. 775 (H.159) târihinde Mekke-i mükerremede vefât etti. Nâfî, İkrime gibi âlimlerden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Ondan da Süfyân-ı Sevrî ve daha başka âlimler hadîs-i şerîf bildirmişlerdir. Süfyân bin Uyeyne de şöyle anlatmıştır: Mekke-i mükerremeye … Devamını oku

Cimrilikten ve isrâftan son derece sakının!

“Bütün işlerinizde orta hâl üzere olun. İsrâf ve haddinden fazla dağıtmakla, elde bir şey kalmaz…“ İzzeddîn Ebû Muhammed Dîrînî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1216 (H.613) yılında doğdu. 1295 (H.694) senesinde Kahire’de vefât etti. Zamânındaki âlimlerden ilim öğrendi ve evliyanın sohbetinde bulundu. Tasavvuf yolunda yüksek mertebelere kavuştu. Şâfiî mezhebi fıkıh âlimiydi.Talebelerine bir sohbetinde şöyle nasîhat etti: “Bütün … Devamını oku