Zalime, kâfire beddua etmek!


Adını söyleyerek, belli bir kâfire lânet etmemeli. Genel olarak, “Müslümanlara zulmeden kâfirlere lânet olsun!” demekte mahzur olmaz.

Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bazı Peygamberler gibi kavimlerine genel bir beddua etmemiş ama muayyen günahları işleyenleri lanetlemiştir. Mesela ikisi şöyledir:
(Lutilere Allah lanet etsin!) [Beyheki]
(Paraya tapana lanet olsun!) [Tirmizi]
Ayrıca isim söyleyerek beddua ettikleri de vardır. Bir tanesi şöyledir: Ebu Leheb’in oğlu Uteybe, Tebbet suresi gelince, Resulullah Efendimize hakaret etti. Resulullah Efendimiz çok üzülüp, (Ya Rabbi, buna bir canavar musallat et) dedi. Ebu Leheb’in oğlu Uteybe Şam’a giderken, bir gece, bir aslan gelip uyuyan arkadaşlarını koklayıp bıraktı. Sıra Uteybe’ye gelince onu parçaladı. (Mirat-i kâinat)

***

Peki, insanlara zulmedenlere, eziyet edenlere ve günah işleyerek isyan edenlere, beddua etmenin dinen mahzuru var mıdır?

Zalimden başkasına beddua etmek haramdır. Zalime de, zulmü kadar beddua etmek caiz olur. Caiz olan bir şeyin miktarı da, özrün miktarı kadar olur. Zalime de beddua etmemek, sabretmek ve hatta, affetmek daha iyidir. Resûlullah Efendimiz, bir kimsenin zalime beddua ettiğini görünce;

(İntisâr eyledin!) buyurdu. Affeyleseydi, daha iyi olurdu. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki:
(Kendinize, evlâdınıza, kötü dua etmeyiniz. Allahın kaderine razı olunuz. Nimetlerini arttırması için dua ediniz.)

Tufeyl bin Amr Dûsî hazretleri anlatır: “Resûlullah Efendimize giderek;
-Ya Resûlallah! Kavmime beddua ediniz. Çünkü çok zina yapıyorlar, dedim. Resûlullah Efendimiz;
-Allahım, Dûs kavmine hidayet ver, diye dua buyurdular ve bana;
-Yine kavminin arasına dön, onları İslâma davet et, buyurdu. Gidip kavmimi İslâma davete devam ettim…”

Saîd bin Cübeyr hazretlerinin bir horozu vardı. Her gece öter, onu teheccüd namazına kaldırırdı. Bir gece her nasılsa ötmedi ve Saîd bin Cübeyr hazretleri teheccüde kalkamadı. Sabahleyin bu iş ona çok ağır geldi ve horoza;

“Allahü teâlâ sesini kessin” dedi. Ondan sonra o horoz hiç ötmedi. Annesi bu hâli görerek, oğlu Saîd’e;
“Sakın kimseye beddua etme” diye tembihte bulundu.

***

Peki, “fâsıklara, bid’at ehline ve kâfirlere ismen lânet etmek uygun olur mu?” Muteber kitaplarda “Uygun olmaz” diye bildiriliyor. Çünkü Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki: Adını söyleyerek, belli bir kâfire lânet etmemeli. Genel olarak, “Müslümanlara zulmeden kâfirlere lânet olsun!” demekte mahzur olmaz.

İsim söylenmeden, “Allah’ın lâneti, kâfirlerin, bid’at ehlinin ve fâsıkların üzerine olsun” demekte de mahzur yoktur. Çünkü Allahü teâlâ ve Peygamber Efendimiz böyle genel lânet etmiştir. Bir hadis-i şerif meâli şöyledir:
(Zâlim âmirlere, fâsıklara ve sünnetimi yıkan bid’at ehline Allah lânet etsin!) [Deylemî]

Ahmet Demirbaş’ın önceki yazıları…


Kategori içindeki yazılar: Ahmet Demirbaş