“Müslümanların, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri doğru itikâd üzere olmalarına uğraşmalıdır.”
Mevlânâ Abdülvehhâb Müttekî hazretleri Hindistan’da yetişen meşhûr velîlerdendir. Mendev’de doğdu. 1592 (H.1000) senesinden sonra Mekke’de vefât etti. İlim öğrenmek için zamânının önemli ilim merkezlerine gitti. Âlimlerden ders aldı. Sohbetlerinde bulundu. Daha sonra Mekke-i mükerremeye gitti. Hadîs âlimi ve velî Şeyh Ali Müttekî hazretlerinin derslerine devam ederek icazet aldı. Kendisine dediler ki: “Tâlibin devamlı zikirde olması lâzımdır, diyorlar. Bu nasıl olur?” Buyurdu ki: “Hayırlı amelle meşgûl olan, dâimâ zikirdedir. Namaz kılmak zikirdir. Kur’ân okumak zikirdir. Din ilimleri öğretmek ve öğrenmek zikirdir. Her hayırlı amel zikirdir.” “Selef-i sâlihînin yolu, çeşit çeşit iyi işleri yapmak, ahlâkını güzelleştirmek ve ilmi yaymaktı.”
Sohbetlerinde buyurdu ki:
“İlim gıdâ gibidir. Ona bir zaman ihtiyaç vardır. Faydası da herkesedir.” “Dünyâya âit olsun, âhirete âit olsun, bütün işlerinde Allahü teâlâdan başka hiçbir şeye iltifat etmemeni, O’ndan başka hiçbir şeye güvenmemeni sana tavsiye ederim. Bütün işler, Allahü teâlânın emri ve dilemesi ile olur. O hâlde sen, işleri takdîr edip Yaratana dön. O’na yönel ve O’ndan başka hiçbir şeyin rızâsını O’nun rızâsından üstün tutma.”
“Bir kimsenin kalbinde Allahü teâlânın heybeti, azameti, korkusu yerleşince, işlerin zorluğu, meşakkatli olması o kimseden uzaklaşır. Yâni, işler o kimseye meşakkatli ve güç gelmez. O kimse öyle bir hâle gelir ki, bütün bela ve sıkıntılar, ona iki rekat namaz kılmaktan daha kolay ve daha hafif gelir.”
“Bütün gayretle, sünnetin yayılmasına ve bidatlerin yok edilmesine çalışmalı, Müslümanların, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri doğru itikâd üzere olmalarına uğraşmalıdır. Bu işle uğraşmadan yapılan zühd ve ibâdeti; kör, kötürüm ve ihtiyârlar da yapar.”
“Mümin kimse küçük günahları da büyük görür. Peygamber efendimiz; (Mümin kimse, günahını dağ gibi görüp, kendi üzerine düşeceğinden korkar. Münafık ise, günâhını burnu üzerine konan ve hemen uçan sinek gibi görür) buyurdu.”
“Allah adamlarının iğnesini (dokunaklı sözlerini) ilâç gibi bilmelidir. Çünkü bu taifenin celâli, cemâl ile karışıktır. Yanî kızmalarında da merhamet vardır.”
“İnsanlardan gelen sıkıntılara katlanmak, Allahü teâlânın beğendiği, Resûlullahın sevdiği ve büyük evliyânın özendiği bir ahlâktır.”