Şeyh Ebü’l-Hattâb hazretleri: “Yâ Resûlallah! Cennet-i âlâda beraber olmamız için duâ ediniz.”
Şeyh Ebü’l-Hattâb hazretleri hadîs, fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. Yemen’in Tariyye beldesinde doğdu. 1029 (H. 420) senesinde vefât etti. Hadîs râvilerinden Anbese hazretlerinin torunu olup, ilim ve edeb üzere yetişti. Fıkıh ilminde üstün bir dereceye yükseldi. Sâdık ve sâlih, güzel, doğru rüyâlar görürdü. Kendisi anlatır:
Rüyâmda Peygamber Efendimizi (sallallahü aleyhi ve sellem) gördüm. Bir evde bâzı kimselerle yüksekçe bir yerde oturuyorlardı. İçeri girdim. Hürmetle huzûruna yaklaşıp; “Ey Allah’ın Resûlü! Ecelimin yaklaştığını zannediyorum. Sizlerden şu gömleğimi mübârek bedeninize giymenizi istirhâm ediyorum. Zîra bu gömleği bana kefen yapmaları için vasiyet edeceğim. Ümid ederim ki Allahü teâlâ sizin giymeniz bereketiyle beni Cehennem ateşinden korur” dedim… O sırada gömleğimi Resûlullah’ın üzerinde gördüm. Oradan başka bir yere geçtiler. Bu sefer gömleğimi çıkarmışlardı. Mübârek sırtı görünüyordu. Yaklaşıp, sarılarak öptüm. Resûlullah Efendimiz de beni öptü. Ağzıma mübârek ağzının suyundan koymasını istedim. İhsân etti. “Yâ Resûlallah! Cennet-i âlâda beraber olmamız için duâ ediniz” dedim. Beni göğsüne bastırarak kucakladı ve duâ etti. Ben de ona sarıldım. Resûlullah Efendimiz daha sonra başka bir tarafa geçti. Ben de gidip huzûruna oturdum. Bana yanında bulunan birini göstererek, ona bir şeyler vermemi söyledi. Üzerimde bulunan parayı çıkarıp; “Yâ Resûlallah! İki dinâr ve yirmi dirhemden başka bir şeyim yok” dedim. O paraları gösterdiği kimseye verdim ve uyandım…
Yine şöyle anlatır: Bir gece rüyâmda Resûlullah Efendimizi gördüm. Bir evdeydik. Efendimiz ayakta duruyorlardı. Başkaları da vardı. Ortada bir kandil yanıyordu. Efendimize dönüp; “Yâ Resûlallah! Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen; (Eğer büyük günâhlardan kaçınırsanız sizin küçük günahlarınızı örteriz.) [Nisâ sûresi: 31] buyuruyor. Siz de mübârek hadîs-i şerîflerinizde; (Ümmetimden büyük günâh işleyenler için olan şefâatimi sonraya bıraktım) buyurdunuz. Allahü teâlâ küçük günâhlarımızı örtüyor, siz de âhirette büyük günahlarımız için bize şefâatçi oluyorsunuz. Bu durumda bize düşen sadece Rabbimizin rahmetini ummaktır” dedim. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (Evet öyledir) buyurdu. Ben yine; “Yâ Resûlallah! Yine buyurdunuz ki: (Arş’ın gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı ancak Arş’ın gölgesinin olduğu yerde üç sınıf insan gölgelenir. Bu üç sınıf kimlerdir?” dedim. Resûlullah Efendimiz; (Ümmetimden; gamı, üzüntüyü giderenler, benim yolumu ihyâ edenler ve bana çok salevât-ı şerîfe okuyup ananlar) buyurdu.