Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bir dîn kardeşinin ihtiyâcını gideren, ömür boyu Allaha ibâdet etmiş gibi sevap kazanır.”
Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurmuştur ki:
“Ey îmân edenler! Allah’dan korkunuz. Herkes, yarın (âhiret günü) için ne gönderdiğine bir baksın! Allah’dan korkunuz! Çünki, Allah, ne yaparsanız, hakkıyle haberdârdır.” (Haşr, 18)
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Birbirine karşı muhabbet ve merhamette, müminler, bir vücûd gibidirler. Vücûdun bir yeri râhatsız olunca, bütün vücûd, râhatsız, uykusuz kalıp, onun tedâvîsi ile meşgûl olduğu gibi, Müslümânlar da birbirlerine yardıma koşmalıdırlar.” [Buhârî]
“Müslümânların dertleri ile ilgilenmeyen, onlardan değildir.” [Hâkim]
Bu bakımdan, dünyânın öteki ucundaki bir Müslümânın derdi, bizim derdimiz demektir. Ona yardım etmek gerekir.
Yiyecek, giyecek ve başka ihtiyaçları için Müslümânlara yardım, hem dînî bir vazîfedir, hem de çok sevaptır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Bir Müslümânın sıkıntı ve kederini gidereni veya bir mazlûma yardım edeni, Allah affeder.” [Buhârî]
“Bir dîn kardeşinin ihtiyâcını gideren, ömür boyu Allaha ibâdet etmiş gibi sevap kazanır.” [Buhârî]
“Allahü teâlâ, bazı kimseleri, insanların ihtiyaçlarını gidermek için yaratmıştır. İnsanlar, ihtiyaçları için onlara başvururlar. İşte bunlar, kabir azâbından emîndirler.” [Taberânî]
“Allah katında amellerin en sevimlisi, bir Müslümânı sevindirmek yahut bir sıkıntısını gidermek veya sabrını taşıran bir kederini ortadan kaldırmak yahut borcunu ödemektir.” [Ebuş-Şeyh]
“Arkadaşın iyisi, arkadaşına; komşunun iyisi ise komşusuna iyilik edendir.” [Tirmizî]
“Sizin en iyiniz, kendisinden hep iyilik beklenen ve kötülük etmeyeceğinden emîn olunan kimsedir.” [Tirmizî]
“Mâllarınızla herkesi memnûn edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlâkla memnûn etmeye çalışınız.” [Hâkim]
Dünyâ târihinde vakıf medeniyetini kuran dedelerimizin torunları olarak vakıfları, hayır kurumlarını ve ilim yuvalarını, zekât, sadaka-ı fıtır ve kurbân vekâleti vererek veya başka şekillerde desteklemek, bilgili, kültürlü öğrencilerin yetişmesine katkıda bulunmak millî ve dînî bir vazîfedir.
İlim yaymanın sevâbını Peygamber Efendimiz şöyle ifâde buyurmuştur:
“Bütün ibâdetlere verilen sevâp, Allah yolunda cihâda verilen sevâba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Cihâd sevâbı da, emr-i marûf ve nehy-i ani’l-münker sevâbı [dinin emir ve yasaklarını yayma] yanında, denize nisbetle bir damla su gibidir.” [Deylemî]
İmâm-ı Rabbânî hazretleri de buyurmuştur ki:
“Nâfilelerin farzlar yanındaki değeri, okyanus yanında bir damla gibi bile değildir.” [m. 260] “Nâfile ibâdet, bir farzı terk etmeye sebep olursa, ibâdet olmaz, zararlı olur.” [m. 123]
Şu hâlde, bir insanın bir milyon lira zekât borcu olsa, bu farz borcunu ödemeden, bir milyon câmi yaptırsa, milyonlarca insana, milyarlarca sadaka verse kabûl olmaz.