Ramazân-ı şerîf başlıyor…


İnşâallah yarından sonra yanî 19 Şubât 2026 (01 Ramazânül-mübârek 1447) Perşembe günü, ayların sultânı olan Ramazân-ı şerîf ayı başlayacaktır.

Ramazân-ı şerîf ayı ile ilgili olarak Kur’ân-ı kerîmde birkaç âyet-i kerîme vardır; ama pekçok hadîs-i şerîf mevcuttur.

Âyet-i kerîmeler, Bakara sûresinin 183, 184, 185 ve 187. âyetleridir. O âyet-i kerîmelerde, Allahü teâlâ (meâlen) şöyle buyurmuştur:

“Ey îmân edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde olmak üzere farz kılındı. Sizden hasta olan veya yolculukta bulunan, oruç tutamadığı günlerin sayısınca, diğer günlerde oruç tutar. Oruca dayanamıyanlar (ihtiyârlık veya şifâ umudu kalmamış bir hastalık gibi devâmlı mazereti olup da oruç tutmaya güçleri yetmeyenler), bir fakîri (yoksulu) doyuracak kadar fidye verirler. Kim gönülden, hayır (iyilik) yaparsa (hayrına fidyeyi artırırsa), bu kendisi için daha iyidir. Yine de oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için hayırlıdır (daha iyidir).” (Bakara 183-184)

“Ramazân ayı ki, insanları irşâd için (yol gösterici olarak), doğrunun ve hak ile batılı ayırt eden (doğruyu eğriden ayırmanın) açık delîlleri olarak Kur’ân’ın indirildiği aydır. Öyle ise, sizden, Ramazân ayını idrâk edenler (bu aya şâhid olanlar, görenler, yetişenler, erişenler), onda oruç tutsunlar. Kim, o anda hasta veya yolcu olursa, (oruç tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde, o oruçları kazâ etsin. Allah, sizin için kolaylık diler, ister, zorluk dilemez, istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamâmlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah’ı tekbîr, tazîm etmeniz (yüceltmeniz) içindir. Umulur ki, şükredersiniz.” (Bakara, 185)

“Oruç tuttuğunuz günlerin gecelerinde, kadınlarınıza yaklaşmak, size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise (giysi, örtü), siz de onlar için birer elbisesiniz (giysisiniz, örtüsünüz). Allah, sizin (nefsinize güvenemeyeceğinizi), kendinize kötülük edeceğinizi bildi ve tevbenizi kabûl edip sizi affetti, bağışladı. Artık (Ramazân gecelerinde) onlara yaklaşabilirsiniz ve Allah’ın, sizin için takdîr ettiklerini (yazdıklarını) isteyin. Fecrin (şafağın, sabâhın) beyâz ipliği (aydınlığı), siyâh ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yiyin, için; sonra akşama kadar orucu tamâmlayın…” (Bakara, 187)

Peygamber Efendimiz de buyurmuşlardır ki:

“Bir kimse, Ramazân ayında oruç tutmayı farz [yani vazîfe] bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları affolur.” [Sahîh-i Buhârî]

“Ramazân orucu farz, terâvîh namazı da sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibâdetle geçirenin günâhları affolur.” [Nesâî]

“Ramazân ayı mübârek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazân orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları [bir rivâyette Cennet kapıları] açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytânlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [yani Kadir gecesinin] hayrından mahrûm kalan, her hayırdan mahrûm kalmış sayılır.” [Nesâî]

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı’nın önceki yazıları…


Kategori içindeki yazılar: Ramazan Ayvallı