Namaza dâir âyet-i kerîmeler -2-


Allahü teâlâ ile kulları arasında Resûl/Elçi olan, bu dînin sâhibi Peygamber Efendimiz, bize namazın beş vakit olduğunu bildirmiştir.

Herkesçe malûm olduğu üzere, şartları taşıyan Müslümânlara, her gece ve günde, beş vakit namaz farz kılınmıştır. Namazın beş vakit farz oluşu, edille-i şer’iyye-i erbaa (4 şer’î/dînî delîl) ile sâbit olmuştur. Yanî Kitâb (Kur’ân-ı kerîm), Sünnet (Peygamber Efendimizin sözleri/hadîs-i şerîfler, fiilleri ve takrîrleri/tasvipleri), İcmâ-ı ümmet (Sahâbe-i kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiînin söz birlikleri) ve Kıyâs-ı Fukahâ (Ulemânın ictihâdları) ile sâbittir…

Allahü teâlâ ile kulları arasında Resûl/Elçi olan, bu dînin sâhibi Peygamber Efendimiz, bize namazın beş vakit olduğunu bildirmiştir. Kendisi de, senelerce beş vakit kılmıştır. Artık başka delîl aramak gerekmez. Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki:

“Hazret-i Cebrâîl gelip bana imâmlık yaptı ve kendisi ile birlikte beş vakit namazı kıldım ve beş vakit namazla emrolundum.” [Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî]

Kitap ve Sünnet’ten sonraki delîl, “İcmâ-ı ümmet”tir. Peygamber Efendimiz, Eshâb-ı kirâm ve onlardan sonra, bugüne kadar gelen bütün âlimler, evliyâ-yı kirâm (ve yine bütün Müslümânlar) beş vakit namaz kılmışlar, bu husûsta kesin bir icmâ hâsıl olmuştur.

İslâm âlimleri de, beş vakit namazın nasıl kılınacağını kitaplarında mufassalan/uzunca yazmışlar, böylece “Kıyâs-ı fukahâ” ile de namazın beş vakit olduğu sâbit olmuştur.

Peygamberimizin amcazâdesi, “Tercümânü’l-Kur’ân=Kur’ân’ın tercümânı”, “Reîsü’l-müfessirîn=Müfessirlerin başı”, “Bahru’l-İlim=İlim denizi/okyânûsu” ve “Hıbru’l-ümme=Ümmetin en büyük âlimlerinden biri” gibi sıfatlarla anılan Abdullah İbn-i Abbâs’a (radıyallahü anhümâ), “Kur’ân-ı kerîmde, beş vakit namazı bildiren âyet hangisi” diye suâl edildiğinde, şu meâldeki âyet-i kerîmeyi okudu: “Akşama girerken, sabâha ererken, gündüzün sonunda ve öğle vaktinde Allah’ı tenzih edîn.” [Rum 17-18]

“Akşama girerken”den maksat, akşam ve yatsı namazları, “sabâha ererken”de kasdolunan sabâh namazı, gündüzün sonundaki, ikindi namazı, öğledeki de, öğle namazıdır. (Tefsîru’l-Celâleyn)

Son dönem Osmânlı ulemâsından el-Hâc Mehmed Zihnî Efendinin, “Hâşiyetü’t-Tahtâvî”nin tercümesi olarak bilinen “Ni’met-i İslâm” adlı kitâbında ifâde ettiğine göre:

Nisâ sûresinin 103. âyetinde, “Namaz, belli vakitlerde farz kılındı” buyurulup ayrıca, beş vaktin hepsi de diğer âyetlerde bildirildiği hâlde, “Beş vakit namaz” ifâdesinin geçmeyişi, kutuplarda ve buralara yakın yerlerde, beş vaktin tamâmının teayyün etmemesindendir.

Kutuplarda, 5 vakit namazın vakitleri takdîr edilerek kılınmaktadır. Bunların da nasıl takdîr edileceğini, İslâm astronomi âlimleri açık-seçik yazmışlardır.

“Güneşin kayması anından, gecenin kararmasına kadar ve sabâh vakti namaz kıl” meâlindeki İsrâ sûresinin 78. âyet-i kerîmesinde geçen, “Dülûki’ş-şems” ibâresi öğle ve ikindi namazları, “Gasakı’l-leyl” ifâdesi de akşam ve yatsı namazları, “Fecr” ise sabâh namazıdır. (Kâdî Beydâvî Tefsîri)

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı’nın önceki yazıları…


Kategori içindeki yazılar: Ramazan Ayvallı