Müminlerin ruhları cennette kâfirlerinki ise cehennemdedir

“İlim öğrenmekte iken eceli gelen kimseyi Allahü teâlâ Peygamberlerin mertebesinde karşılar.”

Cihangirli Hasan Burhaneddin Efendi İstanbul evliyasındandır. Harput köylerinden Parcıh’ta doğdu. Bursa’ya giderek evliyadan Yakub Fanî hazretlerine intisab etti. İcazet alarak İstanbul’a gönderildi. Cihangir’de bir dergâh kurup, insanları irşad etti. 1074 (m. 1663)’de orada vefat etti. Buyurdu ki:

Bir kimse, kıyâmet günü kimler arasında bulunacak ise, kabir hayatında da, onların arasında bulunur. Dünyada iken kimleri seviyorsa, kimlerin arasında yaşıyorsa, kıyâmette onlar ile berâber haşrolunacaktır. Müminlerin ruhları Cennettedir. Kâfirlerin ruhları Cehennemdedir. Bazı âlimlere göre, Cennet-ül me’vâdadırlar. Bu Cennet, Arş’ın altındadır. Zinâyı âdet edinen, fâiz ve yetim malı yiyenlerin ruhları Cehennemde azap içinde olurlar. Üzerinde kul hakkı bulunanların ruhları Cennete girmez. Böyle günah işleyenlerin ve zulmedenlerin ruhları da böyledir. Evliyânın ve sâlih müminlerin ruhları kabirlerine gelerek, cesedlerini ziyâret ederler. Müminlerin ruhları birbirlerini ziyâret ederler. Bilhâssa, cuma gecelerinde konuşurlar. Mümin vefât edip, ruhu semaya çıkınca, müminlerin ruhları gelip, dünyada tanıdıklarını sorarlar. Vasiyet etmeden ölenlerin ruhlarına konuşmak için izin verilmez. Âhıret hayatında sabah ve akşam, gece ve gündüz yoktur. Cennet nûrânîdir.

Şehitlerin bazıları Cennete girmez, Cennetin yanındaki (bârık) ismindeki nehir kenârında yeşil kubbeler altındadır. Kendilerine sabah ve akşam Cennet nîmetleri getirilir. Burada sabah ve akşam, dünyadaki zamana benzetilerek, söylenmiştir. Böyle sözlere (kinâye) denir. Bir rivayette bütün müminlerin ruhları bu kubbeler altında bulunur. Şehitler, (Dünyadaki din kardeşlerimiz, bizim kavuştuğumuz nîmetleri, saadetleri bilseler, cihâda, muhârebeye koşarlardı) derler.

Âl-i İmrân sûresi, yüzyetmişinci âyetinde meâlen, (Allah yolunda şehit olanlara ölü demeyiniz. Onlar diridirler. Kendilerine, her zaman rızık verilir. Onlarda azap olunmak korkusu yoktur. Nîmetlerden mahrum kalmak üzüntüsü de yoktur) buyuruldu. Şehitler böyle diri olunca, Peygamberler de elbette diri olur. Çünkü, her Peygamberde şehâdet mertebesi vardır. Bir hadis-i şerifte, (İlim öğrenmekte iken eceli gelen kimseyi Allahü teâlâ Peygamberlerin mertebesinde karşılar) buyuruldu.

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…

Kategori içindeki yazılar: Vehbi Tülek