Tâbiin devri âlim ve evliyasından Amr bin Dînar hazretleri, 743 (H.126) senesinde Mekke-i mükerremede vefat etti.
Kendisi anlatır:
Edirne’de biri vardı.
Kız kardeşi vefat etti…
O şöyle anlatıyor:
Onu defnettik.
Ve ayrılıp gittik.
Benim değerli bir yüzüğüm o arada kayboldu…
Kendi kendime;
“Acaba kabre mi düştü?” deyip tekrar kabre gittim.
Ve kabri açtım.
Lahd tahtasını kaldırdım.
Ama çok korktum!
İçinde “ateş” vardı.
Ve yüzümü yaktı!
Tahtayı yerine koyup, tekrar toprakla doldurdum.
Ve ağlayarak eve döndüm!
Çok üzülmüştüm.
Annemden;
“Kız kardeşimin kötü bir hâli var mıydı” diye sordum.
Cevaben;
“Vardı” dedi.
Merak edip;
“Ne huyu vardı?” dedim.
“Namazına gevşekti ve koğuculuk yapardı” dedi.
O zaman bu iki huyun, “kabir azabı”na sebep olduğunu anladık.