İmanlı gönüllerin hasat günü…

Bayramlaşmalar, yalnız yaşayanlarla olmamalı, kabir ziyaretlerini de yapmalıyız, onlara okumalıyız. Yetim ve fakirleri de sevindirmeliyiz… Bayram, bir ay boyunca kulluk şuuru içinde ibadetlerini yapan, imanlı gönüllerin hasat günüdür, çok mübarek bir gündür. Bu günlerde bize düşen birçok vazife var; büyüklerimizi, akrabayı ve dostlarımızı ziyaret etmek, bayramlarını tebrik etmek, dualarını almak gibi… Onları hatırlar ve sevindirirsek, … Devamını oku

Şimdi dua zamanı!..

“Onbir ayın sultanı” olan bu mübarek ayda, hele son on gününde yapılan duaların müstecâb olma ihtimali daha yüksektir. Her zaman dua edilir, fakat bazı vakitlerdeki dualar daha çok kıymetlidir. “Onbir ayın sultanı” olan bu mübarek ayda, hele son on gününde yapılırsa müstecâb olma ihtimali daha yüksektir. Dua etmek başlı başına ibadettir, sevap kazandırır. Rabbimizin beraberliğini … Devamını oku

Oruç, şükretmeyi öğretir…

Rabbimizin şükrünü hakkı ile yapmamız mümkün değildir. Nimetlerin O’ndan olduğunu bilmemiz kâfidir. Bilsek de bilmesek de Rabbimizin üzerimizdeki nimetleri sayılamayacak kadar çoktur. İçinde bulunduğumuz bunca nimetleri biz istemedik, böyle bir talebimiz de olmadı. Bizim bunlara muhtaç olduğumuz, bunlarsız yapamayacağımız bilindiği için ihsan edildi. Biz daha cenin iken, annemizin karnında iken, bize el, ayak ve diğer … Devamını oku

Oruçla kavuştuğumuz nimetler…

Oruçta, sayılamayacak kadar çok faydalar vardır. Fakat biz orucu bu faydalar için değil, dinimizin emri olduğu için tutuyoruz… Rabbimiz, bize neyi emretmişse, neyi yapmamızı buyurduysa mutlaka onda bizim maddi ve manevi faydalarımız vardır. Hangilerini haram kılmışsa, şüphesiz onlarda da pek çok zararlarımız vardır. Bugün anlamasak bile yarın, gün geçtikçe daha iyi anlayacağız. Biz bilemeyiz, o … Devamını oku

Manevi ticaret mevsimi…

Bu mübarek ay, manevi ticaret mevsimidir. Bu değerli fırsatları kaçırmayalım, bir daha ele geçmeyebilir. Bizi, bir defa daha bu mübarek aya kavuşturan Rabbimize ne kadar şükretsek yine de azdır… “On bir ayın sultanı”, sünnetlere farz, farzlara ise en az yetmiş kat sevabın verildiği mübarek ay… Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ümmetim ramazan ayındaki faziletleri bilselerdi, bütün … Devamını oku

Hased, iyileşmeyen bir yara gibidir!..

Hased, manevi hastalıklardandır ve büyük bir günahtır. İnsanın sıhhatini bozar, üzüntüsünü artırır, amellerini yakar. Hased (çekememezlik) başkasının sahip olduğu nimetlerin elinden alınmasını temenni etmektir. Manevi hastalıklardandır ve büyük bir günahtır. Felâk suresinde Yüce Rabbimiz “Hased ettiği zaman, hased edenin şerrinden kendisine sığınmamızı” emretmektedir… Hased, günahında hiçbir lezzet de yoktur. Diğer günahlarda geçici, aldatıcı lezzet olabilir. … Devamını oku

Gaye dünya olursa!..

Dünya sevgisi en büyük tehlikedir. Kulun imansız gitmesine de sebep olabilir. İnsan sevdiğinden ayrılmak istemez, hep onunla birlikte olsun ister. Biz dünya için yaratılmadık. Burada kalıcı da değiliz. Dünyaya gönderiliş gayemiz, ahiretimizi kazanmak içindir. Hulefâ-i Râşidîn’in üçüncüsü Hazreti Osman radıyallahü anh bir hutbesinde şöyle buyuruyor: “Cenab-ı Hak size dünyayı ve dünyadaki nimetlerini ahiretinizi kazanasınız diye … Devamını oku

En akıllı insan kimdir?

İnsanlar kendi akıllarını çok beğenir ve bununla yetinirler. Artırılmasını pek isteyen çıkmaz. “Ya Rabbi aklımı artır!” diyen insan çok azdır… İnsanlar sahip oldukları nimetleri çoğunlukla “az” görürler. Beğenmez ve daha “çok” olmasını isterler. Bir kimse İstanbul’un tapusuna sahip olsa, bununla yetinmeyip gözünü bir başka ilin de tapusuna diker. İnsanın gözünü ancak “toprak” doyurur. Bu husus … Devamını oku

Dünyada rahatlık yoktur!..

Dünya, rahatlık, huzur ve saâdet yeri değildir. Bir gün huzur bulsak, birkaç gün huzursuz oluruz. Hiçbir sıkıntımız olmasa bile, sevdiklerimizin sıkıntıları bizi üzer… Bir adam, arkadaşına şöyle dua eder: “Allahü teâlâ sana hiç sıkıntı vermesin!” O da, “Sen benim ölümümü istiyorsun” diye cevap verir ve ilave eder: “Dünyada yaşayıp da sıkıntı çekmemek mümkün değildir…” Hasan-ı … Devamını oku

“Bilmiyorlar, bilselerdi böyle yapmazlardı!..”

Dünyanın en şefkatli kalbine sahip olan Sevgili Peygamberimiz, putlara tapanların sonunun Cehennem olacağını biliyor ve onlara acıyordu. Bizleri yoktan var eden, yerde ve gökte ne varsa hepsini bize hizmet ettiren Rabbimiz, bize acıyarak en son ve en büyük, yaratılmışların en şereflisi olan Resûlünü bizlere gönderdi. Taşlardan, ağaçlardan meydana getirilen cansız varlıkların ilâh olamayacağını, onlardan hiçbir … Devamını oku

Övülmekten hoşlanmak!..

Çoğunlukla övülmekten hoşlanırız. Başkaları, tarafından beğenilmek, takdir görmek nefsin en çok hoşuna giden şeydir… İnsanlar övülmek hususunda dört kısma ayrılır: Birincisi; övülmekten hoşlanır, kötülenmekten üzülür. Bunu açıkça belli eder. Kendisini methedeni mükafatlandırır, teşekkür eder. Zemmedenden hoşlanmadığını; ya hareketleri ile veya sözleri ile belli eder. İnsanların çoğu bu kısımdadır… Çoğunlukla övülmekten hoşlanırız. Başkaları, tarafından beğenilmek, takdir … Devamını oku

Seneler rüzgâr gibi geçip gidiyor!..

Hatalarımızı da tespit etmeliyiz, onları bir daha hiç yapmamaya veya çok daha az yapmaya şartlanmalıyız. Yeni yıl böyle kutlanır. Ömür takvimimizden bir yaprak daha düştü… Bırakın seneleri, nefeslerimiz sayılı, öyle bir hayat yaşıyoruz ki; her an bir nefes daha azalıyor… Geçirdiğimiz yılda iyi ve yararlı işler yaptıysak onları bu yeni yılda artırmaya çalışmalıyız, “Nasıl daha … Devamını oku

Kibre sevk eden sebepler

Büyüklerimiz ne güzel demişler: “Kibir belâdır, hastalıktır, fakat acıyanı yok. Tevâzû ise nimettir, kıskananı (haset edeni) yok.” Geçen hafta kibrin hastalık olduğunu yazmıştık. Hem de çok tehlikeli bir hastalık. Çünkü vücudumuzda meydana gelen hastalıklar geçicidir, dünya hayatı ile ilgilidir. Çok ağır olsa bile nihayet fâni hayatımızın sona ermesine sebep olabilir. Ne güzel demişler: “Kibir belâdır, … Devamını oku