Günahkâr gence nasihat…

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretlerine, bir gün gencin biri; “Efendim, Çok günah işliyorum, bu fenâ hâlden kurtulmak için bana ne tavsiye edersiniz?” diye sordu. Cevâbında; “Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını oku. Allah adamlarının kitâbını okuyanın kalbi nurlanır, temizlenir ve parlar. Böylece bütün günahlar o kimseye çirkin ve iğrenç gelir” buyurdu. ● ● … Devamını oku

“Kanaati bu köleden öğrenin!”

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretleri, bir kış günü Nişâbur pazarında dolaşırken sırtında yalnız ince bir gömlek olan bir “kölenin” soğuktan titrediğini gördü. Yanına yaklaşıp; “Efendine söyle de sana kalın bir palto alsın” dedi. Köle cevâben; “Söylememe lüzum yok” deyiverdi. “Neden?” deyince; “Çünkü O, beni görüyor ve hâlimi çok iyi biliyor” dedi. … Devamını oku

Hac sevâbı kazanan fakir!..

Abdullah bin Mübârek hazretleri, bir “rüyâ” görür. Şöyle ki; Gökten iki melek inip hasbihâl ederler. Biri sorar diğerine; “Bu sene kaç kişi Hacca geldi?” “Altı yüz bin kişi.” “Kaçının haccı kabul oldu?” “Hiçbirinin. Ama Şam’da Alî bin Muvaffak diye biri var ki, hacca gelmediği hâlde hac sevâbı kazandı.” O anda uyanır… Şam’a gidip bulur onu. … Devamını oku

Salih bir genç ve saliha bir kız…

Vaktiyle Merv şehri kadısının, çok sâliha bir kızı vardı. Nice zenginler, makam ve mevkî sâhibi gençler istediyse de hiçbirine vermedi. Kendi bağında çalışan “Mübârek” adında bir de kölesi vardı ki, o da takvâ sâhibi bir genç idi. Bir gün bu kölesine; “Biraz üzüm kopar getir” dedi. O da koşup getirdi. Ancak ekşiydi üzümler! “Tatlılarından getir” … Devamını oku

“Sen Allah’ı bilir misin?”

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretleri, bir gün bir koyun sürüsüyle, yanında çocuk yaştaki çobanı gördü. Ona acıyıp; “Zavallı, bu yaşta çobanlık yapıyor. Şuna bir mesele öğreteyim” diye düşündü. Sonra yanına varıp; “Allahü teâlâyı bilir misin?” diye sordu. Çocuk dedi ki: “Kul Sâhibini bilmez mi?” “Peki, Onu ne ile biliyorsun?” “Şu koyunlarımla.” … Devamını oku

“İşte huzûrunda Müslüman oluyorum”

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretleri şöyle anlatıyor: Bir ateşperestle çalışıyorduk. Namaz vakti gelince ben, ona; “Bana zarar vermeyeceğine dâir söz verirsen, namaz kılacağım” dedim. O da bana; “Namazını kıl, benden sana zarar gelmez’ dedi. Bunun üzerine kalktım. Ve namazımı kıldım. Sonra onun ibâdet vakti geldi. O da bana; “Ben de ibâdet … Devamını oku

Sofraya misâfirsiz oturmayan zat!..

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretleri yemek yedirmeyi çok sever, misâfirsiz yemezdi. Yakınları; “Efendim, misâfirsiz hiç sofraya oturmuyorsunuz, hikmeti nedir?” dediler. Cevâbında; “Misâfirle yenen yemekten yârın kıyâmet günü suâl yok da onun için” buyurdu. Bir başkası da; “Efendim, herkese çok ikrâmlar yapıyorsunuz, malınız azalıyor?” diye arz etti. Ona cevâben; “Evet, malım azalıyor, … Devamını oku

Niçin geri dönüyoruz?

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretleri şöyle anlatıyor: Bir sene, bizi seven bir grupla nâfile hacca gitmek üzere yola çıkmıştık… Henüz köyümüzden ayrılmadan bir kız çocuğunun yerlerden bir şey aradığını ve ölü bir kuş görüp aldığını gördüm. Yanına gidip sordum. “Kızım, bu ölmüş kuşu ne yapacaksın?” dedim. Kızcağız mahcup bir tavırla; “Yemek … Devamını oku

Rumları şaşkına çeviren kahraman!

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretleri, Abbâsîler devrinde, Bizanslılarla yapılan bir harbe katılmıştı. İslâm ordusunda askerler hilâl şeklinde oturmuş, ortalarında ince yapılı, nûrâni “bir zât” bir şeyler anlatıyordu… Derken ertesi sabah iki ordu karşılaştı. Bizans ordusundan, iri yapılı, çelik zırhlara bürünmüş birisi, kılıç sallayarak çıktı ortaya. Mağrûr bir hâlde müminlere karşı; “Kendine … Devamını oku

“Ben yalnız değilim ki!..”

Devrinin en büyük âlimlerinden ve Tebe-i tâbiîn’den olan Abdullah bin Mübârek hazretlerinin pek dışarı çıkmayıp, devamlı evinde hadîs-i şerîflerle meşgul olduğunu gören dostları; “Efendim, sizler yalnızlıktan rahatsız olmuyor musunuz?” dediler. Büyük velî; “Ben yalnız değilim ki… Gece gündüz Peygamber Efendimizle ve Eshâb-ı kirâmla beraber olan, hiç yalnız olur mu?” buyurdu. ● ● ● Bu zât … Devamını oku

“Ben, satıştan vazgeçtim!..”

Abdullah bin Mübârek hazretleri Şam’a giderken yol kenarında ölü bir merkep gördü. Biri de ağlıyordu! Adama yaklaşıp; “Niçin ağlıyorsun?” diye sordu. Adamcağız; “Ben fakîrim. Bunu üç yüz dirheme almıştım, ama öldü, ne yapacağım diye ağlıyorum” dedi. İbni Mübârek, ona; “Ben buna beş yüz dirhem veririm kabul mü?” buyurdu. Fakîr çok sevinip; “Kabul” deyince, fakîre beş … Devamını oku

“Ölümü çok düşünen uzun yaşar!..”

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretleri uzun bir yolculuğa çıkmıştı. Bir müddet sonra bir yerde konakladı. Cins bir atı vardı. O namazdayken başkasına âit otlaktan ot yedi. O, bunu öğrenince çok üzüldü! O atı otlak sâhibine hediye etti. Yaya olarak yoluna devam etti… ● ● ● Bir gün bu büyük zâta; “Efendim, … Devamını oku

İyi huylu olmak için…

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretleri, Horasan’da 736’da doğup, aynı yerde 796’da vefât etti. Bu zâta bir âmâ, yâni “kör” kişi gelip; “Efendim, bir duâ buyurun da Allahü teâlâ gözlerimi açsın!” diye ricâ etti. Mübârek zât; “Yâ Rabbî! Bu kulunun gözlerini aç” diye duâ etti. O anda açıldı gözleri. Ve görmeye başladı. … Devamını oku