“Yâ Rabbî, borcumu ödemeyi nasip eyle”

Mısır’da yetişen meşhûr fıkıh âlimlerinden Hayve bin Şüreyh hazretleri, 158 (m. 774) târihinde vefât etti. Bir sevdiği anlatıyor: Fakîr bir adam vardı. Bir gün Kâ’be-i şerîfe geldi. Tavafını yaptı… Ve ellerini açarak; “Yâ Rabbî! Çok borcum vardır, bunları ödemeyi bana nasip eyle” diye duâ etti… Sonra uyudu. Rüyâsında; “Borcunu ödemek istiyorsan, Mısır’da Hayve bin Şüreyh’e … Devamını oku

“Asık surat bize yakışmaz!..”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerindendir. Bu zât şöyle anlatır: Âdem aleyhisselâm; “Yâ Rabbî! Beni ve evlâdımı şeytanın şerrinden muhâfaza et” diye duâ etti… Hak teâlâ; “Neslinden herkese bir melek veririm. O melek onu şeytanın şerrinden korur” buyurdu. Âdem Nebî; “Yâ Rabbî! İhsânını arttır” dedi. Hak teâlâ; “Onların iyiliklerini bire on, kötülükleriniyse bire bir … Devamını oku

“Hanımın seni sevmiyor!”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden olup, hicrî 167 (m. 783) senesinde vefât etti. Kendisi anlatır: Köle satın alacak bir adam, kölenin sâhibine sorar: “Hiç kusûru var mıdır?” Kölenin sâhibi; “Biraz söz taşıyıcıdır” der. O, bunu önemsemez. Ve köleyi satın alır. Bir gün bu köle, evin hanımına; “Kocan seni çok sevsin ister misin?” diye … Devamını oku

“Yumuşak huylulara çok müjde var”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden olup, hicrî 167 (m. 783) senesinde vefât etti. Kendisi anlatıyor: Cennette bir münâdî; “Ey Cennet ehli! Sizin Hak teâlâdan bir dileğiniz var mıdır?” diye seslenir. Cennet ehli; “Rabbimiz bizi Cennetine koydu, daha ne isteriz?” derler. O an perde kalkar. Allahü teâlâyı müşâhede ederler, görürler… ● ● ● Bu … Devamını oku

“Ey kulum, yerin nasıldır?”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden olup, hicrî 167 (m. 783) senesinde câmide namaz kılarken vefât etti. Kendisi anlatır: Allahü teâlâ Cennet ehlinden bir kimseyi çağırıp; “Yerin nasıldır?” diye sorar. O kimse; “Çok iyidir yâ Rabbî! Çok büyük nîmetler içindeyim” diye arz eder. Allahü teâlâ; “Benden bir isteğin var mı?” diye sorar. O kimse; … Devamını oku

Kim Allah’tan korkarsa…

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînden olup, hicrî 167 (m. 783)’de vefât etti. Bu zâtın evinde bir hasır, bir Kur’ân-ı kerîm, bir de abdest almak için bir su kabı vardı. Bir gün bir dostu geldi. Ve kendisine; “Sizi görünce beni bir heybet sardı, hikmeti nedir?” diye sordu. Hazret-i Hammad; “Hikmeti belli” dedi. “Nasıl?” deyince de; … Devamını oku

“Cenâb-ı Hak bizi affeder mi?”

Hammad bin Seleme hazretleri, Tebe-i tâbiînin büyüklerinden olup hicrî 167 (m. 783)’de câmide namaz kılarken vefât etti. Pek çok ibâdet yapardı. Şöyle ki; Kendisine, “yarın öleceksin” deseler, ancak o kadar yapabilirdi. Bir şey sormak için gelenlere, sormadan cevap verirdi… ● ● ● Bir gün Süfyân-ı Sevrî hazretleri; “Ey Hammad! Cenâb-ı Hak bizi affeder mi acabâ?” … Devamını oku

“Allah’ım, bize dünyâda da âhirette de iyilik ver”

Hamîd-üt-Tavîl hazretleri, Tâbiîn’in meşhur hadîs âlimlerindendir. Basra’da yaşadı ve 143 (m. 761)’de namaz kılarken vefât etti. Bu zât rivâyet ediyor: Peygamberimiz “aleyhisselâm”, bir gün çok zayıf, kuş yavrusu gibi olmuş bir kişiye rastladı. Dikkatini çekmişti. O kişiye dönüp; “Sen Allahü teâlâdan bir şey istiyor muydun?” diye sordu. O kimse cevâben; “Evet yâ Resûlallah!” dedi. Sordular … Devamını oku

İnandığı gibi yaşadı, yaşadığı gibi öldü…

Hamîd-üt-Tavîl hazretleri, Tâbiîn’in meşhur hadîs âlimlerindendir. Basra’da yaşadı. 143 (m. 761)’de namaz kılarken vefât etti. Allah dostu bir velî idi. Kerâmetleri vardır. Boyu kısa idi. Elleriyse uzun, Öyle yaratılmış. Şöyle ki; Evinde durduğu zaman, bir eli yere değerken, öbür eli tavana değerdi. Meziyetleri vardı. Kırk sene, yatsı namâzının abdestiyle sabah namâzını kıldı. Yâni gece uyumadı. … Devamını oku

Hârun Reşid’in kadı seçimi!

Hafs bin Gıyâs hazretleri, Hânefî mezhebi imâmlarındandır. 198 (m. 809) da Kûfe’de vefât etti. Kendisi hadîs âlimidir. Sonra kadı/hâkim oldu. O da şöyle oldu: Halîfe Hârun Reşid, Abdullah bin İdris, Veki’ bin Cerrah ve Hafs bin Gıyâs’ı huzûruna çağırdı. Üçünden birini kadı yapmak istiyordu. Abdullah içeri girdi… Odaya girer girmez; “Esselâmü aleyküm” deyip, felçli gibi … Devamını oku

“Senin kaç kalbin var baba?!”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, harâmîlik yaptığı dönemde, bir gün kendi çocuğunu kucağına almış, seviyordu. Çocuk ona; “Beni seviyor musun babacığım?” diye sordu. Dedi ki: “Elbette oğlum?” “Peki, Allah’ı seviyor musun?” “Tabii ki, seviyorum.” “Annemi seviyor musun?” “Hem de çok.” Çocuk bu defâ; “Peki, bu sevgilerin hepsini bir tânecik kalbine nasıl sığdırıyorsun babacığım?” dedi. … Devamını oku

“Hısım akrabâna iyilik ediyor musun?”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Yakınları, bu büyük zâta, birini methederken; “O, hiç tatlı yemez” dediler. Hazret-i Fudayl; “Tatlı yememek, mârifet midir?” buyurdu. Sordular bu defâ: “Mârifet nedir efendim?” Büyük velî; “Ahlâkı nasıl, yakınlarına güzel davranıyor mu, hısım akrabâsına iyilik ediyor mu, ayrıca birine kızdığı zaman öfkesini … Devamını oku

“Din nasîhattir kardeşlerim”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Bir gün sevdiklerine; “Din nasîhattir kardeşlerim. Her Müslüman elinde ne imkân varsa, onunla Allah’ın kullarına emr-i mâruf yapmalıdır” buyurdu. Dinleyenler sordu: “Nasıl yapalım efendim?” Büyük velî; “İlmi olan ilmiyle, malı olan malıyla, mevkîsi olan mevkîsiyle yapar” buyurdu. ● ● ● Fudayl bin … Devamını oku