“Müslüman, alınca değil, verince sevinir”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Bu zât, gençliğinde yaptığı günahlarına tövbe etmişti. Bir gün Sultân’ın adamlarını gördü yolda. Yanlarına gitti. Ve ağlayarak; “Beni Sultân’a götürün ki, suçumun cezâsını versin!” diye yalvardı. Birlikte gidip, isteğini Sultân’a bildirdiler. Sultân onu gördü. “Hoş geldin” dedi. Ve adamlarına; “Evine götürün, istirahat … Devamını oku

“Ey yolcular! Fudayl tövbe etti!..”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Bir gün bir kervan, Fudayl bin İyâd’ın pusu kurduğu yere gelip mola verdi ve kervandaki bir yolcu Kur’ân-ı kerîm okumaya başladı. Sesi çok tesirliydi. Hazret-i Fudayl da işitiyordu okunan Kur’ân-ı kerîmi. Bir âyet kerîmeye gelince dikkat kesildi birden… Ve çok etkilendi. Zîrâ … Devamını oku

“İnşallah kurtulurum bu işlerden!”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, 187 (m. 803) yılında Mekke’de vefât etti. Gençlik senelerinde soygunculuk yapardı! Bir gün adamları bir kervanı soydular. Sonra da yemek için bir yere oturdular. O ara, kervandan biri gelip, sordu ki: “Sizin reîsiniz kim?” Dediler ki: “Reis burada değil.” “Nerededir peki?” Ona bir ağacı gösterip; “Bak, şu ağacın altında … Devamını oku

“O, bana hüsnüzan etti…”

Evliyânın büyüklerinden Fudayl bin İyâd hazretleri, gençliğinde “eşkıyâlık” yapardı! Bir gün adamları, büyük bir kervanın geleceğini haber aldılar. Kervandaki birinin, pek çok malı vardı. Pek çok da altını. Soyguncuları fark edince; “Hiç olmazsa altınlarımı kurtarayım” dedi. Ve indi deveden. Onları saklayacak bir yer arıyordu ki, ileride bir çadır görüp içeri girdi. Baktı, bir genç gördü. … Devamını oku

“Az konuşun, az uyuyun ve az gülün!”

Evzâî hazretleri, Tebe-i tâbiîn’den büyük fıkıh âlimidir. 157 (m. 774) Beyrut’ta vefât etti. Kendisi anlatıyor: Cebrâil aleyhisselâm bir gün Peygamber Efendimize gelmişti. Efendimiz ona; “Yâ Cebrâil! Bana Cehennemi anlat” buyurdu. O da şöyle anlattı: Cehennem, Allahü teâlânın emriyle bin sene yandı. Kıpkırmızı oldu. Bin sene daha yandı. Sapsarı oldu. Bin sene daha yandı. Simsiyah oldu. … Devamını oku

Göğe yükselen bir demet fesleğen!..

Evzâî hazretleri, Tebe-i tâbiîn’den büyük fıkıh âlimidir. 157 (m. 774) de Beyrut’ta vefât etti. Bu zât, Allah dostu bir velî idi. Kerâmet sâhibiydi. Sevdiklerinden biri, bir gece yatıp, rüyâ gördü. Şöyle ki; Bir demet fesleğen, mağrip tarafından göğe yükseldi ve kayboldu. Ve uyandı uykudan. Derken sabah oldu. Bunu, sâlih birine anlattı. Ve tâbirini sordu. O … Devamını oku

“Teşrîfinizin sebebi nedir efendim?”

Ebû Eyyûb-i Sahtiyânî hazretleri, Tâbiînden, hadîs ve fıkıh âlimi olup, 748 (H.131) senesinde tâûn hastalığından Basra’da vefât etti. Kabr-i şerîfi oradadır. Bir sevdiği anlatıyor: Bir gece rüyâmda Hazret-i Ebû Bekr ile Hazret-i Ömer’i (radıyallahü anhümâ) gördüm. Bir hoş oldum. Ve kendilerine; “Teşrîfinizin sebebi nedir efendim?” diye sordum. Cevâben; “Ebû Eyyûb Sahtiyânî’nin cenâze namâzını kılacağız” buyurdular. … Devamını oku

Şeytandan kurtulmanın reçetesi!

Ebû Bekr bin İyâş hazretleri, Tâbiîn’den, hadîs ve kıraat âlimidir. Bişr bin Hâris anlatır: Ben, Ebû Bekr bin lyaş’ın; “Ey sağımda ve solumda bulunan kirâmen kâtibîn melekleri! Benim için duâ ediniz. Çünkü siz, Allahü teâlâya benden daha yakınsınız!” dediğini duydum… Yine ondan işittim… Bir zaman bana; “Hasta olduğum zaman dâhil hiçbir gecem yoktur ki, ben … Devamını oku

“Bu makâma nasıl ulaştın?”

Ebû Bekr bin İyâş hazretleri, Tâbiîn’den, hadîs ve kırâat âlimidir. Heysem adında sevdiği biri anlatıyor: Bir gece rüyâmda Ebû Bekr bin lyâş’ı gördüm. Önünde bir “hurma tabağı” vardı. Kendisine; “Yâ Ebâ Bekr! Bilirsin ki, ben hurmayı çok severim, bana da o hurmadan ikrâm etmeyecek misin?” dedim. Bana baktı. Ve cevâben; “Ey Heysem! Bu hurma, Cennet … Devamını oku

Mahşer günü mahcup olan kul!

Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretlerine; “Bir kimsenin velî olduğu nasıl anlaşılır efendim?” diye sordular. Cevâbında; “Tatlı dili, güzel ahlâkı, güler yüzü, cömertliği, münâkaşa etmemesi, özürleri kabûl etmesi ve herkese merhamet etmesiyle anlaşılır” buyurdu. ● ● ● Bir gün de sohbetinde; “Yumuşak huylu, hilim sâhibi kimse, gündüzleri oruç tutan, geceleri namaz kılan kimsenin derecesine … Devamını oku

“Kalp kırmayın, kendinizi beğenmeyin!”

Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretleri, 114 (m. 732) senesinde vefât etti. Zamânın halîfesi, bir gün kapıcısına; “Yoldan geçen ilk şahsı huzûruma getir” dedi. Yoldan ilk geçen Atâ bin Ebî Rebah hazretleri oldu. Ancak kapıcı onu tanımıyordu. Ona seslenip; “Emîr-ül-mü’minîn sizi çağırıyor” dedi. Atâ hazretleri içeri girdi… Halîfeye selâm verdi… O, nasîhat isteyince; “Ey … Devamını oku

“Onlar yoksa kitapları var!..”

Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretleri, 114 (m. 732) senesinde vefât etti. Bir gün sevdiklerine; “Kardeşlerim (Evliyânın anıldığı yere rahmet iner) hadîs-i şerîftir” buyurdu. Ve ilâve etti: “Bu hadîs-i şerîf, evliyâyı severek hâtırlayanın, feyiz ve berekete kavuşacağını ve duâlarının kabûl olacağını haber veriyor. Herkes muhabbeti miktârınca o büyüklerin feyizlerinden istifâde eder.” ● ● ● … Devamını oku

“Kendisini beğenmek, felakettir!”

Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretleri, 114 (m. 732) senesinde vefât etti. Bir gün sohbetinde; “Bir kimse ibâdetlerini kusurlu görünce, bunların kıymeti artar. Böylece kabûl edilmeye lâyık olurlar. Siz de iyiliklerinizi kusurlu görmeye çalışınız” buyurdu. Dinleyenler; “Ama bu çok zor efendim” dediler. Cevâbında; “Evet zor, ama kendini beğenmek felakettir. Allahü teâlâ hepimizi bu felaketten … Devamını oku