“Size sert olana da yumuşak davranın!”

Mesruk bin el Celâ hazretleri, Tâbiînden olup, meşhûr fıkıh ve hadîs âlimidir. Bu zât şöyle anlatır: Bir Allah dostu vardı ki, kıymetini bilmiyordu insanlar. Hattâ birini gönderip; “Git ona söyle, insanları aldatmasın!” dediler. Haberci gidip onun yanında durdu. O sırada büyük zât talebesiyle sohbet ediyordu… Sohbeti kesip; “Bir Müslüman hakkında bilmeden ileri geri konuşmak uygun … Devamını oku

“Seni, Allah yoluna hibe ettim!”

Mesruk bin el Celâ hazretleri, Tâbiînden meşhûr fıkıh ve hadîs âlimidir. O şöyle anlatıyor: Büyüklerden biri, gençliğinde anne babasına; “Beni Allahü teâlâya hibe edin. Gidip Onun dînini öğrenip döneyim!” dedi. Onlar da memnun olup; “Var git, ilim öğren!” dediler. O gün sabah çıktı evden… Gece vakti dönüp çaldı kapıyı… Babası seslendi içerden: “Kimsiniz?” Çocuk dedi … Devamını oku

Vâki olanda hayır vardır…

Mesruk bin el Celâ hazretleri, Tâbiîn devrininin meşhûr fıkıh ve hadîs âlimidir. O, şöyle anlatır: Bir çöl bedevîsinin bir merkebi, bir köpeği, bir de horozu vardı. Horoz onları namâza uyandırır, köpek bekçilik yapar, merkep de yüklerini taşırdı. Bir gün bir tilki, horozu kaçırdı. Aile fertleri çok üzüldüler! O ise hayra yorup; “Üzülmeyin, belki hakkımızda böylesi … Devamını oku

“Bu gömleği falan fakîre ver!..”

Ebül Hasen Büşencî hazretleri, Horasan’da yetişen evliyânın büyüklerindendir. Bir gün helâda bulunduğu bir sırada, hizmetçisini çağırdı. Kapının arkasından gömleğini uzatarak; “Bunu, falan fakîre ver” buyurdu. Hizmetçi; “Peki efendim” dedi. Ve gömleği o fakîre verip geldi. Sonra da; “Efendim, bunu dışarı çıkınca söyleyemez miydiniz? Orada söylemenizin hikmeti neydi, anlayamadım” diye arz etti. Cevap bekledi. Bunun üzerine; … Devamını oku

“Ben hakkımı helâl ettim evlâdım!”

Ebül Hasen Büşencî hazretleri, Horasan’da yetişen evliyânın büyüklerindendir. Bu zât bir gün yolda yürürken, gencin biri gelip, ensesine bir tokat vurdu ve gitti! Halk bunu gördü. “Sen ne yaptın? O zât evliyânın büyüklerinden Ebül-Hasen Büşencîdir” dediler. Genç bunları duydu. Ve çok üzüldü! Hemen geri dönüp o mübarek zatın yanına geldi. Çok özür diledi. Ve affını … Devamını oku

Merkebini kaybeden çiftçi!..

Ebül Hasen Büşencî hazretleri zamânında bir çiftçinin merkebi kayboldu. Başka da merkebi yoktu garibin. Mutlaka bulmalıydı onu. Düşünüp bir yol buldu. Şöyle ki; Ebül Hasen Büşencî hazretlerinin evine gitti. Ve çaldı kapıyı. Büyük zât çıktı kapıya: “Buyurun kardeşim.” Dedi ki: “Merkebim çalındı, herhâlde sen almışsındır, hemen getir teslîm et.” “Kardeşim! Ben sizi tanımam, başka biri … Devamını oku

“İnsan için en faydalı şey nedir?”

Babaeski’de, Fâtih Sultân Mehmet Hân zamânında yaşamış olan Ahmed Baba bir “Allah dostu” olup, Babaeski’ye adını veren, budur. Bir kişi bu zâta gelerek; “İnsan için en faydalı şey nedir efendim?” diye sordu. Büyük velî; “İyi arkadaştır” buyurdu. “En zararlı şey nedir hocam?” Cevâbında; “Kötü arkadaştır. Ancak kötü arkadaş yalnız insandan olmaz. Seni doğru yoldan uzaklaştıran … Devamını oku

“Baba eskidi Sultânım!”

Babaeski’de, Fâtih Sultân Mehmet Hân zamânında yaşamış olan Ahmed Baba Allah dostu bir zât olup, Babaeski’ye adını veren, budur. Ahmed Baba’nın türbesi Harput’a 1,5 kilometre mesâfede, bir vâdi içinde olup, Göllü Bağlar’a giden yolun sağ tarafındadır. Büyük Fâtih, çok sever ve “Baba” derdi bu zâta. Bir gün ikisi yolda karşılaştılar… Seslendi Pâdişah; “Heey, baba!..” “Buyurun … Devamını oku

“Yâ İlâhî! Beni mahcup eyleme!..”

Muhammed Bekrî hazretleri, Allah adamlarındandır. 952 (m. 1545) senesinde Kâhire’de vefât etti. İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin kabri civârına defnedildi. Bu zât bir gün Beytullahın yanında ibâdet ediyordu. Az sonra hizmetçisi geldi. Ve ihtiyâcı için para istedi. Ancak hiç parası yoktu. “Az bekle” buyurdu. Hizmetçi de; “Peki efendim” deyip gitti. Az sonra biri gelip; “Efendim, şu kadar … Devamını oku

“Önce itikadı düzeltmeli…”

Büyük velîlerden İbrâhim bin Usayfir hazretleri, 942 (m. 1535) senesinde Kâhire’de vefât etti. Bir gün süt ikrâm ettiler bu Allah dostuna. Kabûl edip aldı. Fakat içmedi. Ve hızla yere çarptı toprak kâseyi. İkram eden, çok üzüldü buna! Zîrâ anlamamıştı hikmetini. Ama kap kırılıp da içinden ölü bir yılanın çıktığını görünce anladı meseleyi. Mübârek, ona döndü. … Devamını oku

“Kendinizi hiç kimseden üstün görmeyin!”

Büyük velîlerden İbrâhim bin Usayfir hazretleri, 942 (m. 1535) senesinde Kâhire’de vefât etti. Bu zât bir gün sakaları gördü yolda. Ve çağırdı onları. Geldiler yanına. Onlara, medresenin etrafındaki hendekleri gösterip; “Sularınızı buralara dökün!” buyurdu. Birbirlerine baktılar. Emrini de yaptılar. Ama bu işin hikmetini bir türlü anlayamadılar!?. Tâ ki, gece yarısı oldu. O saatte âniden şiddetli … Devamını oku

Eden, kendine eder!

Büyük velîlerden İbrâhim bin Usayfir hazretleri, 942 (m. 1535) senesinde Kâhire’de vefât etti. İyilerin düşmanı çoktur. Bu zâtı da sevmeyenler vardı. Hele biri vardı ki, çok üzüyordu onu. Ama haddini aştı adam… Hakâretlerini gittikçe arttırdı. Bu defâ kalbi incindi mübâreğin… Gadaba gelip; “Eden, bulur!” dedi. O böyle buyurduğu anda, o bedbaht bir yolda yürüyordu ki, … Devamını oku

“Burada, tam sekiz evliyâ var!”

Irak’ta yetişen evliyânın büyüklerinden Ebû Bekr bin Hüvârâ hazretlerine, bir gün bâzı sevdikleri gelerek; “Efendim, Irak’ta meşhur evliyâlardan kimler var?” diye sordular. Cevâbında; “Bu yerde, tam sekiz evliyâ vardır” buyurdu. Ve saydı her birini tek tek. Ancak sonuncusunu, hiç kimse işitmemişti. Zîrâ sekizinci olarak Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerini saymıştı. Merak ettiler. Ve kendisine; “Efendim, biz bu … Devamını oku