Dil, şükretmek içindir, gıybet için kullanma!..

“Kalbde îmân bulunduğunun alâmeti; iyilik yapınca sevinmek, kötülüklerden nefret etmektir.”   Sadreddîn Hayâvî hazretleri meşhur velîlerdendir. Azerbaycan’da Şirvan yakınında Hayâve denilen köyde doğdu. Şeyh İzzeddîn Türkmânî hazretlerinin sohbetleriyle olgunlaştı. İcâzet alıp Hayâve’de ilim ve edeb öğretmeye başladı. Çok kerâmetleri görüldü. 1455 (H.860) târihinde Şirvan kasabalarından Kebûd’da vefât etti… Talebelerinden birine şöyle nasîhat buyurdu: “Resûl-i ekreme … Devamını oku

Emirler, yasaklar, hep nefsi ezmek içindir!..

“Allahü teâlânın düşmanı olan nefse yardım eden, Allahın düşmanı olur.”       Muhammed Mazhar hazretleri Hindistan’ın büyük velîlerindendir. Ahmed Saîd-i Fârûkî hazretlerinin en küçük oğludur. 1832 (H.1248) senesinde Hindistan’ın Delhi şehrinde dünyâya geldi. Ahmed Saîd hazretlerinden tasavvufu öğrendikten sonra, zâhirî ve bâtınî, tasavvufî ilimlere dâir eserleri okudu. Kısa zamanda bu ilimlerdeki tahsîlini tamamladı, kemâle … Devamını oku

Sâlih kullar gibi olun ve onları sevin!

“İşlerinizi, sözlerinizi ve ahlâkınızı, dindâr âlimlerin sözlerine uydurmalısınız.”   Urvet-ül-vüskâ Muhammed Ma’sûm hazretleri, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin üçüncü oğludur. “Silsile-i aliyye” denilen büyük âlim ve velîlerin yirmi dördüncüsüdür. 1599 (H. 1007) senesinde Hindistan’ın Serhend şehrine iki mil uzakta bulunan Mülk-i Haydar mevkiinde doğdu. İlminin çoğunu babasının huzûrunda öğrendi. Bu tahsîli sırasında İmâm-ı Rabbânî hazretleri bir mektubunda onun … Devamını oku

Bu kitaplar Medîne’ye gönderilecek…

“Bize gelenler dünyevî bir iş için gelirler. Bu zât ise bizi Allah rızâsı için ziyârete gelir…”     Hüseyin Paşazâde Kumul Bey İstanbul velîlerindendir. İsmi, Mehmed Kumul’dur. 1726 (H.1132) senesinde vefât etti. Tahsîlini İstanbul’da yaptı. Devlet memuruydu. Bu sırada Mekke-i mükerremede Ahmed Yekdest Cüryânî hazretleriyle görüşüp, ondan tasavvuf ilmini öğrendi ve icâzet aldı. Ahmed Yekdest, İmâm-ı … Devamını oku

“Biz, her şey O’ndandır diyenlerdeniz…”

“Allah’a kavuşmak için en mühim şey Allah’tan başka olanları unutmaktır…”   Bozkırlı Mehmed Kudsî Efendi Anadolu’da yetişen büyük velîlerdendir. Halk arasında “Memiş Efendi” lakabıyla tanındı. 1784 (H.1198) senesinde Konya’nın Bozkır kazâsının Aliçerçi köyünde dünyâya geldi. İstanbul ve bazı şehirlerde ilim tahsil etti. Memleketine geri geldi. Karacahisar köyünde yerleşip evlendi. Tâliblerine ilim öğretmekle meşgûl oldu. Bu … Devamını oku

Zinâ eden bir kimse, puta tapan gibidir!..

Kur’ân-ı kerim, zinâyı kesin olarak haram kıldığı gibi, zinâya sebep olacak her şeyi de yasaklamıştır.    Kemâlüddîn el-Enbârî hazretleri, fıkıh ve kelâm âlimidir. 513 (m. 1119)’da Irak’ta Enbâr’da doğdu. Genç yaşta ailesiyle birlikte Bağ­dat’a giderek buradaki Nizamiye Medresesi’ne girdi. Zamanın ileri gelen âlimlerinden fıkıh ve ha­dis tahsil etti. Daha sonra Bağdat’taki Nizamiye Medresesi’ne müderris tayin … Devamını oku

Sığırın karnından çıkarılan havlu!..

Bir kimsenin çamaşır yıkadıktan sonra bahçeye astığı havlusu kaybolur. Bir türlü bulamazlar!..   Nûreddîn Muhammed Karsî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Kars’ta doğdu. Afganistan’da Herat şehrine giderek evliyânın büyüklerinden Muhammed Harezmî’nin bereketli sohbetlerinde yetişti. Hocasından icâzet alıp memleketi Kars’a döndü. Orada Kars’ın müftîsi ve hatîbi olarak talebe yetiştirdi. 1400 (H.803) târihinde Kars civârında vefât etti. Çok kerâmetleri görüldü. … Devamını oku

Dünyâ son durak ve geçici bir yerdir…

“İnsanların en kötü ahlâklısı, dostunu düşmanını ayırmayan ve sohbet ehlinden uzak yaşayandır.” Kâmil Efendi İstanbul velîlerindendir. 1824 (H.1240) senesi Edremit yakınında Ayvacık kazâsında doğdu. İstanbul’a gelerek Bâyezîd ve Fâtih Medresesi müderrislerinden tahsilini tamamlayıp icâzet aldı. Bu sırada Kuşadalı İbrâhim Efendinin talebelerinden Bosnalı Tevfik Efendinin sohbetlerini dinledi ve tasavvuf yolunun bilgilerini öğrendi. Sonra Kaşgâr Emîri tarafından … Devamını oku

Dört mezhep imâmları mutlak müctehiddirler

Fakihlerin en yüksek derecesi, ahkâm-ı islâmiyyede müctehid olanlardır.     Ahmed Zühdü Paşa Osmanlı âlim ve devlet adamlarındandır. 3 Şubat 1834’te İstanbul’da doğdu. Tahsilini Maârif-i Adliyye Mektebi’nde yaptı. Hoca Mehmed Efendi ile Mustafa Tevfik Efendi’den şerh-i akaid okuyarak icâzet aldı. Devlet hizmetinde çeşitli makamlarda bulundu. Bursa valiliğine tayin edildi. 1891’de Maârif Nâzırlığına (Millî Eğitim Bakanlığı) getirildi. Sultan Abdülhamid’in talimatıyla, Avrupa … Devamını oku

Haram işlememek için camdan atlayan genç!

Memleketin ileri gelenlerinden birinin hanımı, İmâm-ül Ârifîn’e âşık olmuştu. Bir gün!..   İmâm-ül Ârifîn, Muhammed Ma’sûm hazretlerinin torunu ve Muhammed Sibgatullah’ın ikinci oğludur. İsmi Muhammed İsmâil olup “İmâm-ül Ârifîn” diye meşhur oldu. Hindistan’da Serhend’de doğdu. Küçük yaşta, yüksek dedesi Urvet-ül-vüskâ Muhammed Ma’sûm hazretlerinden ilim öğrenip, sohbetleri ile şereflendi. Dedesinin vefâtından sonra, babası Muhammed Sibgatullah hazretlerinin … Devamını oku

Allah’ın düşmanına yardım etmek!..

Allahü teâlâ buyuruyor ki: “Nefsine düşmanlık et! Çünkü nefsin, benim düşmanımdır.”   Şeyh Muhammed İhsân, Silsile-i aliyyeden olan Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin olgun halîfelerindendir. Abdülhak-ı Dehlevî’nin soyundandır. Hicri on üçüncü asrın ortalarında Hindistan’da Delhi’de vefât etti. Bir gece rüyâsında Mazhar-ı Cân-ı Cânân’ı gördü. Süt ile pirinç pilavı yiyordu. Yemeğinden artanı Muhammed İhsân’a verdi. O da … Devamını oku

Duânın kabûl olmasının şartları ve edepleri…

“İhtiyaçlarını Allahü teâlâdan yalvararak ve O’na sığınarak istemeli, âhiret kurtuluşunu onlarda görmelidir.”   Huccetullah Muhammed Nakşibend, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin torunu ve Muhammed Ma’sûm Fârûkî hazretlerinin ikinci oğludur. 1624 (H.1034) senesinde dedesi İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin vefât ettiği yıl doğdu. O doğacağına yakın babası Muhammed Ma’sûm’a, İmâm-ı Rabbânî hazretleri; “Bu yakınlarda doğacak oğlun, yüksek mârifetlere ve sırlara … Devamını oku

Akrabana din bilgisi öğretmeyi terk etme!

Kul haklarından en önemlisi akrabasına ve emri altında olanlara Emr-i mâruf yapmamaktır!   Hacı Sâdık Efendi Kayseri âlim ve velîlerindendir. 1768 (H.1182) senesinde Kayseri’de doğdu. Ürgüp’e giderek Ürgüplü Hacı Mustafa Efendinin derslerine, devâm etti. sonra Amasya, Ankara, bilâhare İstanbul’a giderek meşhûr âlimlerin derslerine devâm etti. İlim ve fazîlette yüksek derece sâhibi oldu. Rüûs imtihanını kazanarak … Devamını oku