En akıllı insan kimdir?

İnsanlar kendi akıllarını çok beğenir ve bununla yetinirler. Artırılmasını pek isteyen çıkmaz. “Ya Rabbi aklımı artır!” diyen insan çok azdır… İnsanlar sahip oldukları nimetleri çoğunlukla “az” görürler. Beğenmez ve daha “çok” olmasını isterler. Bir kimse İstanbul’un tapusuna sahip olsa, bununla yetinmeyip gözünü bir başka ilin de tapusuna diker. İnsanın gözünü ancak “toprak” doyurur. Bu husus … Devamını oku

Dünyada rahatlık yoktur!..

Dünya, rahatlık, huzur ve saâdet yeri değildir. Bir gün huzur bulsak, birkaç gün huzursuz oluruz. Hiçbir sıkıntımız olmasa bile, sevdiklerimizin sıkıntıları bizi üzer… Bir adam, arkadaşına şöyle dua eder: “Allahü teâlâ sana hiç sıkıntı vermesin!” O da, “Sen benim ölümümü istiyorsun” diye cevap verir ve ilave eder: “Dünyada yaşayıp da sıkıntı çekmemek mümkün değildir…” Hasan-ı … Devamını oku

“Bilmiyorlar, bilselerdi böyle yapmazlardı!..”

Dünyanın en şefkatli kalbine sahip olan Sevgili Peygamberimiz, putlara tapanların sonunun Cehennem olacağını biliyor ve onlara acıyordu. Bizleri yoktan var eden, yerde ve gökte ne varsa hepsini bize hizmet ettiren Rabbimiz, bize acıyarak en son ve en büyük, yaratılmışların en şereflisi olan Resûlünü bizlere gönderdi. Taşlardan, ağaçlardan meydana getirilen cansız varlıkların ilâh olamayacağını, onlardan hiçbir … Devamını oku

Övülmekten hoşlanmak!..

Çoğunlukla övülmekten hoşlanırız. Başkaları, tarafından beğenilmek, takdir görmek nefsin en çok hoşuna giden şeydir… İnsanlar övülmek hususunda dört kısma ayrılır: Birincisi; övülmekten hoşlanır, kötülenmekten üzülür. Bunu açıkça belli eder. Kendisini methedeni mükafatlandırır, teşekkür eder. Zemmedenden hoşlanmadığını; ya hareketleri ile veya sözleri ile belli eder. İnsanların çoğu bu kısımdadır… Çoğunlukla övülmekten hoşlanırız. Başkaları, tarafından beğenilmek, takdir … Devamını oku

Seneler rüzgâr gibi geçip gidiyor!..

Hatalarımızı da tespit etmeliyiz, onları bir daha hiç yapmamaya veya çok daha az yapmaya şartlanmalıyız. Yeni yıl böyle kutlanır. Ömür takvimimizden bir yaprak daha düştü… Bırakın seneleri, nefeslerimiz sayılı, öyle bir hayat yaşıyoruz ki; her an bir nefes daha azalıyor… Geçirdiğimiz yılda iyi ve yararlı işler yaptıysak onları bu yeni yılda artırmaya çalışmalıyız, “Nasıl daha … Devamını oku

Kibre sevk eden sebepler

Büyüklerimiz ne güzel demişler: “Kibir belâdır, hastalıktır, fakat acıyanı yok. Tevâzû ise nimettir, kıskananı (haset edeni) yok.” Geçen hafta kibrin hastalık olduğunu yazmıştık. Hem de çok tehlikeli bir hastalık. Çünkü vücudumuzda meydana gelen hastalıklar geçicidir, dünya hayatı ile ilgilidir. Çok ağır olsa bile nihayet fâni hayatımızın sona ermesine sebep olabilir. Ne güzel demişler: “Kibir belâdır, … Devamını oku

Kibir, bir hastalıktır!

Kibirlenen hastadır, kibir de hastalıktır. Hem de çok tehlikeli bir hastalıktır. Tedavi olunmazsa hem dünyası hem de ahireti harap olur. Bizi iki cihan saadetine kavuşturmak için gönderilen Peygamberlere iman etmeyen, karşı çıkan, onlara ezâ ve cefâ çektirenlerin çoğu, kibirlendikleri için bunu yaptılar ve nimetlerden mahrum kaldılar. İman edenlerin çoğu fakir, halk arasında pek itibar sahibi … Devamını oku

Müslümanın Müslüman üzerindeki hakları…

Üzerimizde, annemizin, babamızın, hocalarımızın hakkı var, komşu hakkı var, evlatlarımızın hakkı var, hatta hayvanların bile hakkı vardır… Üzerimizdeki haklar çoktur… En büyük hak Yüce Rabbimizin. Bizden hiçbir talep olmadığı hâlde bizleri yarattı ve yaşatıyor. Dünyaya geldiğimizde kördük, görme nimetini bize o verdi. Sağırdık, duymaya olan ihtiyacımızı o giderdi. Güçsüzdük, bize gücü ve kuvveti o ihsan … Devamını oku

“Ev alma, komşu al!..”

Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: “Ev satın almadan evvel, komşuların nasıl olduklarını araştırınız!” Dinimiz komşuluğa çok önem vermiştir. Her Müslümanın, güzel ahlaklı, salih komşular arasında ev araması lazımdır. Atalarımız; “Ev alma, komşu al” demişlerdir. Elbette komşu, evden daha önemlidir. İnsanın komşusu kötü ise en iyi evde otursa bile huzurlu olamaz… Peygamber Efendimiz … Devamını oku

Müminleri zaferden zafere koşturan güç neydi?

Müslümanlar; sayıları yüz binleri bulan, tam techizatlı, geçtikleri yeri sarsacak kadar güçlü İran, Bizans ve Mısır ordularını mağlup etmiştir… Tarihte Araplar, Müslüman olmadan önce, neredeyse dünyadan tecrit edilmiş bir milletti. Çöl bir taraftan, yarımadayı üç yönden kuşatan denizler bir taraftan, medeni dünyadan uzak kalmasına sebep teşkil ediyordu… O derece bölünmüş, tembelleşmiş ve aşağı derecelere düşmüşlerdi … Devamını oku

Peygamberler gelmeseydi!..

Her peygambere emrolunan ibadetler, namaz ve oruçlar ayrı ayrı olabilir fakat bu imanın altı şartı hususunda aralarında hiçbir ayrılık yoktur. Aklımıza kalsaydık; iyi ile kötüyü, hayır ile şerri ayırt edemezdik. Gözlerimizle görmediklerimizi bilemezdik. Mesela; imanın şartlarından bir tanesi olan meleklere imanı nasıl elde edebilirdik? Rabbimizi ve O’nun sıfatlarını, kıyâmet gününü, tekrar dirileceğimizi ve yaptıklarımızdan hesaba … Devamını oku

Kadın ve erkek, birbirine muhtaç yaratılmışlardır…

Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir, fakat yaratılışta eşit değillerdir. Çok farklı yaratılışları vardır. Birbirine muhtaç varlıklardır.           Evlilik hem erkeği, hem de kadını mutlu eden mukaddes bir beraberliktir. Uzmanlar diyorlar ki: “Depresyon içindeki bir kadına reçete yazmak istiyorsanız, onu evlendiriniz, çocuk sahibi yapınız. Bir erkeği de mesut etmek istiyorsanız aynı şeyi … Devamını oku

Kendini başkasından üstün bilmek: Ucub

Kibirden ve ucubdan kurtulmak için tevâzu sahibi olmaya çalışmalıdır. Kavuştuğu nimetleri kendinden bilmeyen kurtulur.       Ucub, bir Müslümanın yaptığı ibadetleri, iyilikleri beğenmesi, bunlarla övünmesi demektir… İnsanı yaptıklarını beğenmeye sürükleyen sebeplerin başında cehalet ve gaflet gelir. Bu kötü huydan kurtulmak için, “her şeyin Allahü teâlânın dilemesi ve yaratması ile meydana geldiği” unutulmamalıdır. İlim, akıl, ibadet, … Devamını oku