“İlim, çok tekrar ve fazla müzâkere ile ele geçer. Ayrıca bunun için az uyumalıdır…”
Bahaeddinzade Muhyiddin Efendi Osmanlı dönemi şeyhlerinden fazilet sahibi bir zattır. Resmî ilimleri Mevlânâ Kestelî’den okudu. Bayramiye Şeyhi Yavsi hazretlerine mürid oldu ve Bayramiye yolunda icazet aldı. Bir müddet mürşidi Şeyh Yavsî hazretlerinin makamına geçerek âşıkların irşadı ile meşgul oldu. 951 (m. 1544) senesinde Kayseri’de vefat etti.
Bu mübarek zat, sohbetlerinde şunları anlattı:
“Âhirette her incinin bir sedefi vardır. Her şeyin kendi hâline göre bir şerefi, değeri vardır. İnsanoğlu da kendisinde ilim bulunan bir sedeftir. Onun şerefi de ilim iledir. İlmi olmayan kimse, câhillik içinde kalır, muhabbet kadehini içemez, vilâyet libâsını giyemez. Allahü teâlâ câhili kendine dost edinmez.”
“İlim, çok tekrar ve fazla müzâkere ile ele geçer. Ayrıca bunun için az uyumalı ve Allahü teâlânın yardımını talep etmelidir. Âlemlere rahmet olan Resûlullah Efendimiz buyuruyor ki: “Geceleyin Allahü teâlânın korkusundan ağlayan göze ateş dokunmaz.”
Bir kimse, 40 gün Allah için ihlâsla sabahlasa, hikmet pınarları zâhir olup, kalbinden lisânına akar. Peygamber Efendimiz; “Mümin, gece çok ağlar, gündüz çok tebessüm eder” buyurdu.
“Her denizin kenarı, sonu, her günün gecesi vardır. Peşinden gece gelmeyecek gün, kıyâmet günüdür. Ucu bucağı bulunmayan deniz, Allahü teâlânın rahmet deryâsıdır.”
“Semâ tavanının seyyâreleri olduğu gibi, her bir gaflet ve hatânın da bir keffâreti vardır. Müminlerin günahlarının keffâreti tövbedir.”
“Şükür; nîmeti bilmenin ismidir. Zîrâ şükür, nîmeti vereni bilmeye götürür. Bu mânâdan dolayı, Kur’ân-ı kerîmde İslâm ve îmâna şükür ismi verilmiştir.”
“Cimrilikle, iyilik beraber bulunmaz.”
“Şehvet (arzu ve isteklere düşkünlük), fazla obur ve hırsı olmakla, sıhhat bir arada bulunmaz.”
“Kötü ahlâkla, şeref beraber bulunmaz.”
“Hırsla beraber, haramdan sakınma olmaz.”
“Haset eden kimse için rahat yoktur.”
“Meşvereti terk ile, doğru bulunmaz.”
“Müslümanlıktan daha yüksek bir şeref yoktur.”
“Veradan (şüphelilerden kaçmaktan) daha sağlam bir kale yoktur.”
“Tövbeden daha kazançlı bir şefaatçi yoktur.”
“Akıl azlığından daha kötü bir hastalık yoktur.”
“Dilini neye alıştırdı isen, devamlı onu ister.”
“Şeref; akıl ve edeb iledir, soy ile değildir.”