“Çocuğun ahlakını sen bozmuşsun be adam!..”


Bir adam, Halife Hazret-i Ömer’e gelerek oğlunu şikâyet eder. Çocuk da “Babam, bana terbiye nedir öğretmedi ya Emîr’ül-müminin” der…

Bizim çocuklarımız üzerinde haklarımız olduğu gibi, onların da bizim üzerimizde hakları vardır… Ana-baba olarak öncelikle onları güzel terbiye etmeliyiz. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hususta buyurdu ki:

“Çocuğu güzel terbiye, evladın babası üzerindeki haklarındandır.” [Beyheki]

“Evladınıza ikram edin, onları edepli, terbiyeli yetiştirin!” [İbni Mace]

Her Müslümanın birinci vazifesi, evladına İslamiyet’i ve Kur’ân-ı kerimi öğretmektir…

Bugün, bütün Hristiyan ülkelerinde, bir çocuk dünyaya gelince, buna bozuk dinlerinin icaplarını yapıyorlar. Her yaştaki insanlara, Hristiyanlığı titizlikle aşılıyorlar. Müslümanların imanlarını, dinlerini çalmak ve yok etmek ve onları da, Hristiyan yapmak için, İslam ülkelerine paket paket kitap, broşür ve kaset gönderiyorlar.
Müslümanlar din cahillerinin hilelerine, yalanlarına aldanmamalı, çocuklarımıza sahip olmalıyız.

***

Bir önemli husus da, çocuklarımıza beddua etmemek olmalı. İbni Mübarek hazretleri, çocuğunu şikâyete gelen birine, “Çocuğuna beddua ettin mi?” diye sordu. O da, “evet, ettim” deyince, “Çocuğun ahlakını sen bozmuşsun” buyurdu.

Çocuklarımızı helal gıda ile beslemeliyiz! Haram gıdanın etkisi çocuğun özüne işler, çocukta uygunsuz işlerin meydana gelmesine sebep olur. Hadis-i şerifte “Yiyip içtikleriniz helal, temiz olsun! Çocuklarınız, bunlardan hasıl olur” buyuruldu. (R.Nasıhin)

***

Bir adam, Halife Hazret-i Ömer’e gelerek oğlunu şikâyet eder. Hazret-i Ömer, bu kimsenin oğluna der ki:

– İmandan sonra birinci vazifemiz ana babanın kalbini kırmamaktır. Onlar ne kadar kötü olsalar da, yine her şeyin üstünde hakları vardır. Onların kalbini kıranın ibadeti kabul olmaz. Müslüman doğmamıza ve Müslüman yetişmemize sebep olan ana babamızın kalbini kırarsak Cennete nasıl gireriz? Onlar bize hakaret etse de, yalvararak gönüllerini almamız lazımdır. Müslüman ana babamız bizden razı olmadıkça, Allahü teâlânın sevdiği bir kul olmak çok zordur.

Çocukla Hazret-i Ömer arasında şu konuşma olur:

– Ya Emîr’ül-müminin, söylediklerini aynen kabul ediyorum. Fakat çocuğun ana babası üzerinde hiç mi hakkı yoktur?

– Evet çocuğun da hakları vardır. Evlenirken çocuklarına anne olacak kızı veya kadını iyi bir aileden seçmesi, çocuğa güzel isim koyması ve dinini öğretmesi bunlardandır.

– Babam, bana terbiye nedir öğretmedi. Anam ise, ateşe tapan bir Mecusinin kızı idi. Doğduğumda ismimi “Karaböcek” koymuş… Allah’ın kitabından bana bir harf bile öğretmedi. Maalesef dinim hakkında hiçbir şey bilmiyorum.

Hazret-i Ömer, çocuğun babasına dönüp şöyle der:

– Be adam! Gelmiş, bir de bana oğlunu şikâyet ediyorsun; hâlbuki sen onun hakkını çiğnemiş ve o sana kötülük etmeden, sen ona kötülük etmişsin!..

Ahmet Demirbaş’ın önceki yazıları…


Kategori içindeki yazılar: Ahmet Demirbaş