Oruçta, sayılamayacak kadar çok faydalar vardır. Fakat biz orucu bu faydalar için değil, dinimizin emri olduğu için tutuyoruz…
Rabbimiz, bize neyi emretmişse, neyi yapmamızı buyurduysa mutlaka onda bizim maddi ve manevi faydalarımız vardır. Hangilerini haram kılmışsa, şüphesiz onlarda da pek çok zararlarımız vardır. Bugün anlamasak bile yarın, gün geçtikçe daha iyi anlayacağız. Biz bilemeyiz, o bilir…
Bizleri yaratan ve yaşatan, annemizden daha çok bize şefkati olan Rabbimizi dinlersek, emirlerini yapar, yasaklarından kaçınırsak; dünyada da, kabirde de, ahirettede de huzur ve saadet içinde oluruz. Aksi takdirde her üç hayatımız da sıkıntı ve üzüntülerle geçer.
Oruçta, sayılamayacak kadar çok faydalar vardır. Fakat biz orucu bu faydalar için değil, dinimizin emri olduğu için tutuyoruz. İlk önce, sıhhatimiz için oruç tutmalıyız.
(Oruç tutunuz sıhhat bulursunuz) hadis-i şeriftir. Oruç tutan sıhhat bulur. Bütün gün çalışan ve yorulan organlarımızı gece uyurken dinlendiriyoruz. Dinlenemeyen, istirahat edemeyen bazı organlar var; midemiz, bağırsaklarımız ve sindirim sistemimiz… Bunlar sürekli çalışırlar, dinlenmek nedir bilmezler. Tıka basa yiyip yatsak da, uyandığımızda acıktığımızı görürüz. Biz uyumuş kendimizden geçmişiz ama sindirim sistemimiz uyumamış, hep çalışmışlardır. Bu sürekli çalışma onları yıpratır ve yorar.
Uyurken gözümüz, kulağımız, elimiz, ayağımız ve beynimiz hep dinlenirler. Dinlenemeyenleri de hiç olmazsa senede bir ay yalnız gündüzleri olsa bile, oruç tutarak dinlendirme imkânını sağlamış oluruz.
İlim ilerledikçe, oruç tutmanın sıhhatimiz için ne kadar iyi olduğu daha iyi anlaşılacak ve doktorlar reçetelerine ilaçlarla beraber ‘oruç’ da yazacaklar…
Sabretmeyi emir ve teşvik eden 70’ten fazla âyet-i kerime var, en büyüğü; “Rabbimiz sabredenlerle beraberdir” müjdesidir.
Sabretmek, insanlara mahsustur. Melekler sabretmezler, çünkü onlar yemez, içmez ve hasta olmazlar. Hayvanlarda da sabır söz konusu değildir. Çünkü onlarda akıl yok, sorumlu da değiller.
İnsanoğlu bu iki varlık arasındadır. Aklı var, melekler gibi, nefsi var hayvanlar gibi. Aklını üstün tutarsa melekleşmeye doğru yükselir, hatta onları da geçer. Çünkü melekler ister istemez iyidirler, ama insanlar nefsi ile mücadele sonunda yükselebilmiştir. Nefsi galip gelirse bu defa hayvanlaşmaya doğru alçalır, onlardan da daha aşağı iner. Çünkü hayvanlar sorumlu değillerdir…
Rabbine itaat etmeyen, haramlardan sakınmayanlar kıyamet günü, cehenneme sevk edildikleri zaman diyecekler ki: Keşke biz dünyaya insan olarak gelmeseydik; yılan olarak, akrep olarak gelseydik de bu şiddetli azaba uğramasaydık. Yanmak çok zor şeydir, yanmayan bilmez…
Oruç tutmakla imtihan kazanmış oluruz. Malum, dünyaya biz bunun için geldik, hepimiz imtihan salonundayız. Rabbini tanıyan, emirlerine değer veren, haramlardan sakınanlarla, kendisini yaratan ve yaşatan zatı tanımayan, emir ve yasaklarına kulak asmayanların birbirlerinden ayrılmaları gerek. Her kişi yaptıklarının karşılığını görecektir, iyiler ebedî saadete, kötüler de layık oldukları azaba kavuşacaklardır.