“Siz bu ordu ile nasıl başa çıkabilirsiniz?”


Kanuni Sultan Süleyman Han, Avrupa seferine çıkmıştı. Belgrat yakınlarındaki bir manastırın yakınında mola verildi!.. Rahip bir hile düşünüyordu!..

Dinimiz, baştan başa edeptir. Edep, kulun kendisini Cenab-ı Hakk’ın iradesine tâbi kılması, güzel ahlaklı olmasıdır. Hadis-i şerifte, (Sizin en iyiniz, ahlakı en güzel olandır) buyuruldu.

Hazret-i Ebu Bekir, “Hayâsız insan, halk içinde çıplak oturan gibidir” buyurdu.

Hazret-i Ömer, “Edep, ilimden önce gelir” buyurdu. Çok heybetli olmasına rağmen, edebinden, hayâsından Resulullahın huzurunda çok yavaş konuşurdu. Peygamber Efendimiz de, bir kimsenin yanında iki diz üzerine oturur, ona saygı olmak için mübarek bacağını dikip oturmazdı.

İnsanların kusursuz olması veya insanın düşüklüğü, daha ziyade iffet işinde belli olur. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerimin birçok yerinde, iffetini muhafaza edenlere, büyük mükafatlar vadetmiş, iffetini muhafaza etmeyenlere de, Cehennem azabını göstermiş, iffetsizleri, insanı öldüren câni ile bir tutmuştur. Müminlerin vasfını anlatırken de buyuruyor ki:
(Müminler, namazlarını huşu içinde kılar, boş, lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekâtlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet eder.) [Müminun 1-8]

Büyükler, “Edepli ol! Edep insanın başındaki görünmez taçtır” buyurmuştur.
İffetli kimse, hayâ sahibidir, yani günah işlemeye utanır. Edepli olmanın önemi büyüktür…

***

Kanuni Sultan Süleyman Han, Haçlı saldırılarına son vermek için ordusuyla sefere çıkmıştı. Ordu, ağır ağır ilerliyordu. Hava çok sıcak olduğundan asker susuzluktan kıvranıyordu. Belgrat yakınlarında, mola verilmişti. Askerler, susuzluklarını gidermek, abdest almak için çeşme arıyorlardı. Bir manastırın yakınında çeşme bulup, ihtiyaçlarını giderirken, rahip, birkaç rahibeyi iyice süsleyip, çeşmenin başına gönderdi. Kadınların geldiğini gören askerler, hemen çeşmenin başından çekilip, sırtlarını döndüler, süslü kadınlara yan gözle bile bakmadılar…

Bu durumu uzaktan ibretle seyreden rahip, hemen Haçlı kumandanına şunları yazdı:

“Siz bu ordu ile nasıl başa çıkabilirsiniz? Bunlar kadına-kıza, mala-mülke önem vermiyorlar. Bütün mal ve mülklerini feda ederek, Allah yolunda savaşıyorlar. Herkese karşı iyi davranıp, kimseye zulmetmiyorlar. Siz onlardaki bu özellikleri ortadan kaldırmadan, onlarla savaşırsanız, canlarınızdan ve mallarınızdan mahrum kalacağınız açıktır. Kendinizi ölüme atmayınız!..”

Üç kıtada at koşturan bizim ceddimiz işte böyle edepliydi. Onlar gibi iyi bir Müslüman olmak için güzel ahlaka sahip olmalı, kötü ahlaktan uzak durmalıyız. Ancak bununla dünya ve ahiret saadeti elde edilir. Güzel ahlakın da, ilim ve edep öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde edileceğini unutmamalıyız…

Ahmet Demirbaş’ın önceki yazıları…


Kategori içindeki yazılar: Ahmet Demirbaş