Kalp dünyaya meylediyorsa hasta olduğuna işârettir!..

“Tasavvuf tamâmen ciddiyettir. Şaka nevinden olan herhangi bir şeyi ona karıştırmayınız.”

Hâce Şüttâr hazretleri Hindistan evliyâsının büyüklerindendir. Büyük âlim Şihâbüddîn Sühreverdî hazretlerinin torunlarındandır. Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. İlim tahsîline başladıktan sonra Hemedâniyye tarîkatını Ali Hemedânî’den, Kâdiriyye tarîkatini ise Şeyh Abdülvehhâb’dan öğrendi. Daha sonra Tayfûriyye tarîkati şeyhlerinden Muhammed Ârif’in sohbetlerine devâm ederek, talebesi oldu. Canpûr şehrinde talebe yetiştirdi. 1428 (H.832) senesinde Mend şehrinde vefât etti.

Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki:

“Tasavvuf güzel ahlâktır. Bu da üç kısımdır: Birincisi, Hakk ile beraber olmak yâni Allahü teâlânın emirleine uymak ve bu hususta gösterişten uzak durmaktır. İkincisi halk ile beraber olmak. Bu da büyüklere karşı saygı ve edeb, küçüklere karşı şefkat, emsallere ise insaflı ve âdil davranmakla olur. Üçüncüsü nefse sâhib olmak. Bu ise nefsin boş isteklerine, hevâ, hevese ve şeytana uymamakla olur. Kim bu üç husûsu nefsinde doğru bir şekilde tatbik ederse güzel huylulardan olur.”

“Tasavvuf tamâmen ciddiyettir. Şaka nevinden olan herhangi bir şeyi ona karıştırmayınız.”

“Kul ne ile muhabbete nâil olur?” diye sorulunca; “Allahü teâlânın evliyâsına dost olmak, düşmanlarına da düşman olmakla” buyurdu.

“Kalbin, Allahü teâlâdan ve O’nun dostlarından başkasına meyletmesi, o kalbin hasta olduğuna işârettir.” “İrâde, nefsin arzularına muhâlefet edip, onu Allahü teâlânın emirlerine yöneltmek ve kendisi için Allahü teâlânın takdir ettiğine râzı olmaktır.”

“Kul, muhabbet makâmına, Allahü teâlânın dostlarını sevmek ve Allahü teâlâya düşman olanlara düşmanlık etmekle kavuşur.” “Amellerin en üstünü; doğru amel işlemek, sünnet üzere hizmete devâm etmektir.” “Kalbin Allahü teâlâdan başkasına meyletmesi, Allahü teâlânın azâbını çabuklaştırır.” “Yaptığı amellerin, kendisini Cehennem azâbından kurtarıp, Allahü teâlânın rızâsına kavuşturacağını zanneden kimse, büyük hatâ etmiştir. Allahü teâlânın fazlı ve ihsânı ile kurtulabileceğini düşünen kimseyi, Allahü teâlâ rızâ makamlarının en sonuna ulaştırır. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde Yûnus sûresi 58. âyet-i kerîmesinde meâlen buyurdu ki: (De ki: Allahü teâlânın ihsânı ve rahmetiyle, işte yalnız bunlarla ferahlansınlar. Bu, onların toplamakta olduklarından ‘dünya menfaatinden’ daha hayırlıdır.)”

Vehbi Tülek’in önceki yazıları…

Kategori içindeki yazılar: Vehbi Tülek