Muînüddîn-i Çeştî hazretleri, talebelerinden Hamîdüddîn Nâgurî hazretlerine, bir gün;
“Sen, dünyâ ve âhirette azîz ve mükerrem olmayı ister misin?” diye sordu.
Hamîdüddîn;
“Kulun isteği olmaz” diye cevap verdi. Muînüddîn-i Çeştî hazretleri, bu cevâbı beğenip; “Dünyâyı terk eden Hamîdüddîn” buyurdu.
● ● ●
Nasîhat isteyen bir gence; “Dünyâ için hiçbir şeye kızma!” buyurdu.
Genç, tekrar ricâ etti.
O vakit de cevâben;
“Kim kendi nefsini, Firavun’un nefsinden daha iyi, daha hayırlı zannederse, kibirli olduğunu gösterir” buyurdu.
● ● ●
Bir gün de sevdiklerine;
“Sizi cehenneme düşmekten muhâfaza edecek olan şeyleri çoğaltınız” buyurdu.
Sordular ki:
“O şey nedir?”
“Allah’ın kullarına ihsân ve iyilik yapmaktır” buyurdu.
● ● ●
Bir gün de “Zühdün gâyesi nedir?” dediler.
Cevâbında;
“Zühd, nîmet gelince şımarmamak, gelmeyince de üzülmemektir” dedi.
Sordular yine:
“Tevâzu nedir?”
Cevâbında; “Evinden çıktığında karşılaştığın herkesi kendinden üstün bilmendir” buyurdu.