“Teşrîfinizin sebebi nedir efendim?”

Ebû Eyyûb-i Sahtiyânî hazretleri, Tâbiînden, hadîs ve fıkıh âlimi olup, 748 (H.131) senesinde tâûn hastalığından Basra’da vefât etti. Kabr-i şerîfi oradadır. Bir sevdiği anlatıyor: Bir gece rüyâmda Hazret-i Ebû Bekr ile Hazret-i Ömer’i (radıyallahü anhümâ) gördüm. Bir hoş oldum. Ve kendilerine; “Teşrîfinizin sebebi nedir efendim?” diye sordum. Cevâben; “Ebû Eyyûb Sahtiyânî’nin cenâze namâzını kılacağız” buyurdular. … Devamını oku

Şeytandan kurtulmanın reçetesi!

Ebû Bekr bin İyâş hazretleri, Tâbiîn’den, hadîs ve kıraat âlimidir. Bişr bin Hâris anlatır: Ben, Ebû Bekr bin lyaş’ın; “Ey sağımda ve solumda bulunan kirâmen kâtibîn melekleri! Benim için duâ ediniz. Çünkü siz, Allahü teâlâya benden daha yakınsınız!” dediğini duydum… Yine ondan işittim… Bir zaman bana; “Hasta olduğum zaman dâhil hiçbir gecem yoktur ki, ben … Devamını oku

“Bu makâma nasıl ulaştın?”

Ebû Bekr bin İyâş hazretleri, Tâbiîn’den, hadîs ve kırâat âlimidir. Heysem adında sevdiği biri anlatıyor: Bir gece rüyâmda Ebû Bekr bin lyâş’ı gördüm. Önünde bir “hurma tabağı” vardı. Kendisine; “Yâ Ebâ Bekr! Bilirsin ki, ben hurmayı çok severim, bana da o hurmadan ikrâm etmeyecek misin?” dedim. Bana baktı. Ve cevâben; “Ey Heysem! Bu hurma, Cennet … Devamını oku

Mahşer günü mahcup olan kul!

Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretlerine; “Bir kimsenin velî olduğu nasıl anlaşılır efendim?” diye sordular. Cevâbında; “Tatlı dili, güzel ahlâkı, güler yüzü, cömertliği, münâkaşa etmemesi, özürleri kabûl etmesi ve herkese merhamet etmesiyle anlaşılır” buyurdu. ● ● ● Bir gün de sohbetinde; “Yumuşak huylu, hilim sâhibi kimse, gündüzleri oruç tutan, geceleri namaz kılan kimsenin derecesine … Devamını oku

“Kalp kırmayın, kendinizi beğenmeyin!”

Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretleri, 114 (m. 732) senesinde vefât etti. Zamânın halîfesi, bir gün kapıcısına; “Yoldan geçen ilk şahsı huzûruma getir” dedi. Yoldan ilk geçen Atâ bin Ebî Rebah hazretleri oldu. Ancak kapıcı onu tanımıyordu. Ona seslenip; “Emîr-ül-mü’minîn sizi çağırıyor” dedi. Atâ hazretleri içeri girdi… Halîfeye selâm verdi… O, nasîhat isteyince; “Ey … Devamını oku

“Onlar yoksa kitapları var!..”

Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretleri, 114 (m. 732) senesinde vefât etti. Bir gün sevdiklerine; “Kardeşlerim (Evliyânın anıldığı yere rahmet iner) hadîs-i şerîftir” buyurdu. Ve ilâve etti: “Bu hadîs-i şerîf, evliyâyı severek hâtırlayanın, feyiz ve berekete kavuşacağını ve duâlarının kabûl olacağını haber veriyor. Herkes muhabbeti miktârınca o büyüklerin feyizlerinden istifâde eder.” ● ● ● … Devamını oku

“Kendisini beğenmek, felakettir!”

Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretleri, 114 (m. 732) senesinde vefât etti. Bir gün sohbetinde; “Bir kimse ibâdetlerini kusurlu görünce, bunların kıymeti artar. Böylece kabûl edilmeye lâyık olurlar. Siz de iyiliklerinizi kusurlu görmeye çalışınız” buyurdu. Dinleyenler; “Ama bu çok zor efendim” dediler. Cevâbında; “Evet zor, ama kendini beğenmek felakettir. Allahü teâlâ hepimizi bu felaketten … Devamını oku

Halîfenin hürmet ettiği zat…

Halîfe Abdülmelik, hac için Mekke’ye gitmişti. Atâ bin Ebî Rebah hazretleri de o sırada Mekke-i Mükerreme’de bulunuyordu. Halîfenin geldiğini işitti. Onunla görüşmeye gitti. O sırada halîfe Abdülmelik, devletin ileri gelenleriyle birlikte oturuyorlardı. Atâ bin Ebî Rebah hazretlerinin geldiğini haber verdiler… Derhâl yerinden fırladı. Hürmetle karşıladı. Ve saygı ile; “Hoş geldiniz efendim, safâlar getirdiniz” dedi. Elinden … Devamını oku

“Allah’ın kullarını sevindirin…”

Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretleri, bir gün sohbetinde; “Allah’ın kullarını sevindirin” buyurdu. Ve şunu anlattı: Bir kimse bir mümin kardeşini sevindirince, Allahü teâlâ o sevinçten bir melek yaratır. Bu kimse ölüp kabre konunca, o melek yanına gelir ve ona sorar: “Beni tanıyor musun?” “Hayır, sen kimsin?” Melek de; “Ben; senin, bir Müslüman kardeşine … Devamını oku

Varlık ve yokluk, hâlinizi değiştirmesin!

Tâbiîn’in büyüklerinden Atâ bin Ebî Rebah hazretleri, 114 (m. 732) senesinde vefât etti. Bu büyük zâta; “Efendim, zikir meclisi nedir?” diye sordular. Cevâbında; “Namaz nasıl kılınır, oruç nasıl tutulur, nikâh nasıl yapılır, alışveriş nasıl olur, abdest, gusül, helâl ve haram, gibi şeylerin konuşulduğu meclistir” buyurdu. ● ● ● Bir gün de; “Kul için en kıymetli … Devamını oku

Gariplere ikrâmda bulunan zat…

Tâbiîn’den büyük âlim Âmir bin Abdullah hazretleri, bir gün kâfileyle yolculuğa çıkmıştı. Az sonra karşılarına korkunç bir arslan çıktı. Yolcular korktular! Ve telâşa düştüler! Büyük velî, arslana yaklaştı. Ve ağzını sıkıca tuttu. Arslan sâkinleşip hareketsiz kaldı. Kervan gidip uzaklaşınca, arslan da ayrıldı oradan… ● ● ● Âmir bin Abdullah hazretleri; kışın şiddetli soğuklarda abdest alacağı … Devamını oku

“İyilerle berâber olan kurtulur!”

Tâbiîn-i kirâm’dan Âmir bin Abdullah hazretleri, Eshâb-ı kirâmdan Zübeyr bin Avvam hazretlerinin torunudur. Bir gün bu büyük zâta; “Efendim, bir mübârek geceyi ihyâ etmek için sabaha kadar ibâdet etmek gerekir mi?” diye sordular. Cevâbında; “Hayır, bir saat kadar ihyâ etmek, bütün geceyi ihyâ etmek olur” buyurdu. ● ● ● Bir gün de; “İbâdetlerin en mühimi … Devamını oku

Kur’ân okumakla kalplere ‘nûr’ dolar…

Tâbiîn-i kirâmdan Âmir bin Abdullah hazretleri, Eshâb-ı kirâmdan Zübeyr bin Avvam hazretlerinin torunudur. Bir gün babası Abdullah bin Zübeyr hazretlerini ziyârete gitti. Babası kendisine; “Neredeydin oğlum?” diye sordu. O da cevâben; “Babacığım bâzı insanlarla tanıştım. Kur’ân-ı kerîm okuyup kendilerinden geçiyorlar!” diye arz etti. Babası cevâben; “Evlâdım! Ben, Resûlullahı Kur’ân-ı kerîm okurken çok gördüm. Ama onda … Devamını oku