Âhirette en zor şey nedir?

Tâbiîn’den olup, Irak’ta yetişen Bekr bin Abdullah Müzenî hazretleri, bir Allah dostudur.   Bir gün bu zâta;   “Âhirette en zor şey nedir efendim?” diye sordular.   O da cevâben;   “Kul hakkıdır. Çünkü Allahü teâlâ kendisiyle ilgili günahları affedebilir, ama kul hakkını affetmez. Alacaklı olsanız da helâlleşin, âhirete bırakmayın. Zîra hiç belli olmaz, belki de o … Devamını oku

Dert ve belâ, nîmettir!

Tâbiîn’den olup, Irak’ta yetişen Bekr bin Abdullah Müzenî hazretleri, bir gün sevdikleriyle sohbet ediyordu.   Bir ara onlara;   “Kardeşlerim! Allahü teâlâ bir kuluna hayır murâd ederse, ona biraz acı ve sıkıntı tattırır” buyurdu.   Pek anlamadılar.   O, bunu sezdi.   Ve şöyle açıkladı:   “Dert ve belâ, Sevgili’nin kemendidir. Allahü teâlâ sevdiklerini, bu kementle kendine çeker.” … Devamını oku

Edep, haddini bilmektir!

Tâbiîn’den olup, Irak’ta yetişen Bekr bin Abdullah Müzenî hazretleri hadîs âlimlerindendir.   Dünyâya rağbet etmezdi.   Allah dostlarını severdi.   Sohbetlerinde;   “İyi amellerimin içinde en kıymetlisi olarak Allah adamlarına olan sevgimi biliyorum” buyururdu.   ● ● ●   Bir gün yanına bir genç geldi.   Nasîhat istedi.   O gence bakıp;   “Evlâdım! Bir kimseden sana bir sıkıntı … Devamını oku

“Ben size aslâ zulmetmedim”

Bekr bin Abdullah Müzenî hazretleri, bir gün şunu anlattı:   Mahşerde hesaplar görülüp herkes lâyık olduğu yere gidince, Hak teâlâ meleklere “Ateş’ten iki kişiyi çıkarıp getiriniz!” diye emreder…   Hemen getirirler.   Onlara sorar ki:   “Yerleriniz nasıldır?”   Derler ki:   “Çok fenâdır yâ Rabbî.”   Allahü teâlâ;   “Ben size aslâ zulmetmedim. Bu cezâ, kendi kazancınızdır, … Devamını oku

Güzel huylu olmak nedir?

Tâbiîn’den olup, Irak’ta yetişen Bekr bin Abdullah Müzenî hazretlerine, birisi kötü sözler söyledi.   O, cevap vermedi.   Ve sükût etti.   Bu defâ adam daha da “çirkin sözler” söylemeye başladı.   O, yine sustu.   Yanındakiler;   “Efendim, o adam size hakâret ediyor, siz susuyorsunuz. Susmayın, siz de ona bir şeyler söyleyin, hakâret edin” dediler.   … Devamını oku

Ben hâkimlik yapamam!

Tâbiîn’den olup, Irak’ta yetişen Bekr bin Abdullah Müzenî hazretlerini, bir zaman kadı/hâkim yapmak istediler bir beldeye.   O, cevâben;   “Ben hâkimlik yapamam” dedi.   Ve kabul etmedi.   Isrâr ettiklerinde;   “Doğru söylüyorum, ben hâkimlik yapamam” dedi.   Onlar yine;   “Yaparsın” dediler.   O zaman da;   “Ben size, hâkimlik yapamam, diyorum. Doğru söylediğime inanıyorsanız mesele yok. … Devamını oku

Herkes tarafından sevilmek…

Tâbiîn’den olup, Irak’ta yetişen Bekr bin Abdullah Müzenî hazretleri, bir gün sevdikleriyle oturmuş, onlarla sohbet ediyordu.   Bir ara onlara;   “İyi amellerimin içinde en değerlisi, Allah dostlarına karşı olan sevgim ve muhabbetimdir” buyurdu.   ● ● ●   Çok mütevâzı idi.   Bir gün Arafat’a çıktı.   O kalabalığı görünce;   “Bunca insanın arasında eğer ben olmasaydım, … Devamını oku

“En akıllı insan kimdir?”

Irak evliyâsından Bekâ bin Bâtû hazretleri bir sohbetinde;   “Allahü teâlâ bizi âhiret için yarattı. Böyleyken bir mümin âhireti bırakıp dünyâya sarılırsa âkıbeti ne olur?” buyurdu.   Ve şöyle devam etti:   “Dünyâ, çok vefâsızdır. Bir üzüntü bir sevinç. Böyle bir yalancıya insan aldanır mı hiç?.. Bak, ömrün azalıyor, ölüme gidiyorsun. Hazırlığın bile yok, niçin düşünmüyorsun?”   Sonra … Devamını oku

Evliyâya sû-i zan etmek!..

Irak’ta yetişen evliyâdan Bekâ bin Bâtû hazretleri devrinde üç âlim, bu zâtın ziyâretine geldiler bir akşam.   Oturup sohbet ettiler.   Derken yatsı ezanı okundu.   Ve namaza kalktılar…   Bekâ hazretleri imâm oldu. Bu üç âlim, kıraatini beğenmediler bu zâtın.   Hattâ “okuması tecvîde uygun değil” dediler içlerinden.   “Bu zât tecvîd bilmiyor, böyle velî … Devamını oku

Sustur şu âsileri!

Bekâ bin Bâtû hazretleri, Irak’ta yetişen evliyâdandır.   Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri, bu zâtı çok sever ve methederdi kendisini.   Bu zât bir gün sâhilde dinleniyordu.   O esnâda uzaktan bir gemiyi gördü.   Ancak gemidekilerden bâzısı içki içip ve nâra atarak rahatsız ediyorlardı diğer yolcuları.   Bekâ bin Bâtû hazretleri, bunu firâsetle anlayıp çok üzüldü! … Devamını oku

“Bize ne oldu böyle?”

Behâeddîn-i Buhârî hazretlerini çok seven talebeler, bir evde toplandılar.   Gâye, sohbet etmekti.   Ve ondan bahsetmekti.   Çünkü onu çok seviyor; “âah, şimdi hocamız da olsaydı, mübârek ağzından nice hikmetler dökülürdü”  diyorlardı.   Ev sâhibi sütlaç yaptı.   Getirip ortaya koydu.   Ve; “Haydi buyurun, hep birlikte yiyelim” dedi.   Gelip oturdular.   Fakat o da ne?!   Hiçbiri … Devamını oku

Sevgi ve samîmiyet bitti!..

Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin talebesinden Mevlânâ Ârif şöyle anlatıyor:   Bir kış günü, hocamla birlikte bir yere gidiyorduk.   Hava pek soğuk değildi.   Biraz yol gidince birden sertleşti hava.   Sonra “kar fırtınası”na dönüştü.   Öyle ki;   Göz gözü görmüyordu.   Soğuk ve kar, kasıp kavuruyordu her yeri.   Buna rağmen ayakkabı bile yoktu ayağımda.   Yalın … Devamını oku

Benim duâmdan ne olur ki!..

Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin Seyyid Burhâneddîn adında bir talebesi vardı ki, çok severdi bu büyük zâtı.   O anlatıyor:   Bir gün, hocamın bağda olduğu bir saatte, kendilerine balık götürüp hediye ettim.   Kabul buyurdu hediyemi.   Ateş yakıp pişirmek istedik.   Ve başladık hazırlığa.   Ancak hava karardı birden. Üstelik de yağmur bulutları belirdi gökyüzünde.   Sonra gök gürledi. … Devamını oku