Eşkıyanın tövbesi!..

Partal Hoca denmekle meşhur Hacı Mehmet Şevkî Efendi, Balıkesir erenlerindendir.   Balıkesir’in Kebsut kazâsındaki bir kabristanda bulunuyor nûrlu kabri.   ● ● ●   Bu büyük velî hacca gitti bir sene. Yanında bâzı sevdikleri de vardı. Hacdan sonra dönüşe geçtiler. Ancak haydutlar pusu kurmuşlardı o yolda.   Gelen geçen kâfileleri soyarlardı gün boyu.   Lâkin başaramadılar. … Devamını oku

Hidâyete kavuşan Yahûdî!

Ahmed Berkî hazretleri, Afganistan’da yetişen velîlerdendir. Berk kasabasında doğduğu için “Berkî” diye anılıyor.   Gençliğinde arkadaşlarıyla bir yerde otururken yanlarına “âlim” kıyâfetinde bir “ihtiyar” geldi.   Tatlı tatlı konuştu.   Tasavvuftan bahsedip;   “Ey gençler! Şu anda kalbinize gelen düşünceyi lütfen bana söyleyin” dedi.   Herkes bir şeyler söyledi.   Sıra Ahmed Berkî’ye geldi.   Ama o, … Devamını oku

“Seyyide olduğuna delîlin var mı?”

Vaktiyle Belh pâdişahının huzûruna bir hanım gelip, “Ben seyyideyim, biraz yardım isteyecektim” dedi.   Pâdişah sordu:   “Seyyide olduğuna delîlin var mı?”   “Yok efendim.”   “Öyleyse yardım da yok!”   Kadıncağız üzgün olarak ayrıldı.   Zengin bir Mecûsî’ye açtı derdini.   Mecûsî;   “Hayhay, mâdemki, Peygamber evlâdısın, fedâ olsun!” dedi   Bir ev verdi ona.   Bol … Devamını oku

“Bu dinde en zor iş!..”

Bayraktar Dede, Bozüyük toprağını nurlandıran bir “Hak dostudur…”   Bir gün talebeden birini alıp gitti kabristana.   Bir mezarın yanından geçerken durdu birden.   Kederlenmişti!   Talebesi fark etti bunu.   Sordu hemen:   “Hocam, neyiniz var?”   “Burada bir tanıdığım yatıyor.”   “Peki ama, neden hüzünlendiniz birdenbire?”   “Azap içinde zavallı, bizden yardım istiyor. Haydi … Devamını oku

Kandille kazanılan savaş!..

Kandilli Dede, Bilecik’in Bozüyük ilçesini nurlandıran bir Allah dostudur…   Vaktiyle bir savaş çıkmıştı o yörede.   Bu mübârek, bir sürü geyiğin boynuzlarına “yanan kandiller” astırıp bir gece vakti saldırdı düşmana.   Karanlıkta onları “büyük bir ordu” sanan düşman, telâşlanıp kaçmaya başladı!   Ve savaş kazanıldı.   İşte, “Kandilli Dede” lâkabı buradan geliyor.   ● ● … Devamını oku

Gençlerin ibâdeti çok kıymetlidir?

Allah adamlarından Garip Baba, duâsı makbûl olan zâtlardandır. Yüzyıllar evvel Keşan’da yaşamış.   Bir gün sevdikleri;   “Efendim, ihlâs nedir?” diye sordular bu zâta.   Cevâben;   “İhlâs, her işi Allah için yapmaktır” buyurdu.   Ve ekledi:   “Nice oruç tutanlar vardır ki, bu oruçtan kârları açlık ve susuzluk, nice ibâdet yapanlar da vardır ki, bundan kazançları, … Devamını oku

Âhiret derdi olanın, dünyâ derdi olmaz!

Allah adamlarından Garip Baba, duâsı makbûl olan zâtlardandır.   Yüzyıllar evvel Keşan’da yaşamış.   Bir gün sevdiklerinden bir kimse geldi bu zâta.   Ancak üzüntülüydü.   Mübârek zât bir bakışta anladı iç hâlini ve buyurdu ki:   “Bugün üzgün gibisin.”   “Evet hocam, çok fenâyım.”   “Hayırdır, nedir seni böyle çok üzen?”   “Bu gece babamı … Devamını oku

Derdi olan ona koşardı…

Allah dostlarından Zindan Baba, Lüleburgaz’da yetişen velîlerindendir. 1500’lü yıllarda yaşadı bu topraklarda.   “Allah sevgisiyle” doluydu kalbi.   Derdi olan ona gider, onda bulurdu dermanını.   Bu zât bir gün evinin önünde oturuyordu ki, bir kişi, hanımıyla geldi bu zâtın yanına.   “Selâmün aleyküm baba.”   “Aleyküm selâm evlât.”   Yanlarında on yaşlarında güzel bir çocuk vardı. Onu … Devamını oku

“Yolunu mu şaşırdın evlat?”

Merzifon’da yaşayan Abdurrahîm-i Merzifonî hazretlerinin kabr-i şerîfi de bu yerdedir.   Onun zamânında bir genç, ata binip köyünden çıktı bir kış günü.   Yolda bir tipiye yakalandı.   Bir adım ilerisini göremiyordu.   Çâresizlik içinde kıvranırken bir el tuttu atının dizgininden;   Nûr yüzlü bir zâttı bu.   Ona sevgiyle bakıp;   “Yolunu mu şaşırdın evlat?” dedi.   Genç, “Evet … Devamını oku

Sana yapılan kötülükleri unut!

Limân Baba, Anadolu’daki Hak dostlarından olup, kabr-i şerîfi, Lüleburgaz’dadır.   Bu zât sevdikleriyle bir ağaç altında oturuyordu bir gün.   Onlardan biri;   “Efendim, Evliyâullah, Allah’ın izniyle toprağı ‘altın’ yaparlarmış. Acabâ bugün de öyle velîler var mıdır?” diye sordu   O cevap vermedi…   Yerden bir avuç “toprak” alıp o kişinin avucuna koydu. Toprak “altın” oldu … Devamını oku

“İyi insan nasıl olur efendim?”

Belh şehrinde doğan Hâtim-i Esâm hazretlerinin kabr-i şerîfi de bu yerdedir.   Bir gün Resûlullahın ravdasında, yalvardı:   “Yâ İlâhî! Resûlünün hürmetine beni affet.”   O an bir ses duydu.   Gâipten geliyordu…   Kulak verdi.   “Habîbimin hatırı için, orada olanların hepsini affettim” diyordu.   ● ● ●   Bir gün bir hastalığa yakalandı.   Doktorlar çâresini bulamadılar. … Devamını oku

Müslümanlık, kısaca nedir efendim?

Tâbiîn-i kirâmdan ve evliyânın büyüklerinden olan Câfer-i Sâdık hazretleri, Medîne’de dünyâya geldi.   Bir kimse anlatıyor:   Benim, Zeyd isminde bir amcam vardı ki, Câfer-i Sâdık hazretlerini sevmezdi.   Bir gün bir yerde bu velînin kerâmetleri anlatılıyordu.   Amcam geldi. Biraz dinleyince;   “Câfer neredee, böyle işler nerede?” deyiverdi.   Hazret-i Câfer bundan haberdar olunca çok üzüldü!   Gönlü incindi… … Devamını oku

Kusuru başkasında arama!

Tâbiîn-i kirâmdan ve evliyânın büyüklerinden olan Câfer-i Sâdık hazretleri, bir günkü sohbetinde;   “Birine kızarsanız yâhut biri size kızarsa, hemen iki rekât namaz kılıp tövbe edin” buyurdu.   Hikmetini sordular.   Cevâbında;   “Çünkü kusuru başkalarında değil, kendimizde arayacağız, kendimizi kusurlu göreceğiz” buyurdu.   ● ● ●   Bir gün de bu zâta;   “Ey efendim, Allahü teâlâ, fâiz … Devamını oku