Halkın refahı için…

Behâeddîn Zekeriyyâ hazretleri “rahmetullahi aleyh”, Hindistan velîlerindendir. Bu zât orada hem İslâmiyeti yaydı hem de halkın refahı için çalıştı.   Şöyle ki;   Sulama kanalları ve kuyular açtırdı. Tarlaları sulattı tamâmen. Öyle ki, kurak yer kalmadı. Cennet gibi oldu o yerler. Kendi de çok “zengin”di…   Bütün servetini, İslâm’ı yaymak için dağıttı. Talebesinin bir ihtiyâcı olsa, şahsî malından karşılardı.   … Devamını oku

Emr-i mâruf yapılmazsa!

Behâeddîn Zekeriyyâ hazretleri “rahmetullahi aleyh” Hindistan velîlerinden olup, kabr-i şerîfi Mültan’dadır.   Henüz çocukken kalbi “ilim öğrenmek” aşkıyla yanıyordu.   Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretlerinden çok istifâde etti.   Bu velî’den aldığı “feyzleri” saçtı insanların kalbine.   Hocası, insanları irşâd için Mültan’a gönderdi onu.   Ancak oranın halkı istemediler.   “Burada, senin gibi âlimler çok. Onun için sana … Devamını oku

Doğru bir kitâbı yüz defâ oku!..

Behâeddîn Zekeriyyâ “rahmetullahi aleyh”, Hindistan’da yetişen velîlerdendir.   Biri sordu ki, bu zâta:   “Hocam! İnsanlar tarafından sevilmemenin sebebi nedir?”   Büyük zât;   “Bir kimsenin gönlünde ‘dünyâ sevgisi’ varsa, onu hiç kimse sevmez. Eğer bu sevgi yoksa, herkes sever” buyurdu.   Ve ekledi:   “Başkalarının eline, avcuna bakanın îtibârı olmaz. Veren sevilir, isteyen sevilmez. Ölçü budur.” … Devamını oku

“Herkes, yanında olandan verir”

Behâeddîn Zekeriyyâ “rahmetullahi aleyh”, Hindistan’da yetişen velîlerden olup, kabr-i şerîfi Mültan şehrindedir.   Bir gün, bir kimse geldi bu velî zâtın yanına ve;   “Hocam! Durduk yerde hakâret edenler oluyor, bunlara karşı ne yapmalıyım?” diye sordu.   Mübârek zât;   “Îsâ aleyhisselâm gibi yap!” buyurdu cevâben.   O kişi sordu ki:   “O nasıl yapmış hocam?”   … Devamını oku

Kavga yapınca kesilen su!..

Balıkesir’in Sındırgı kazâsının, Hisaralan köyünde yatan bir Allah dostu büyük zât var.   İbrâhim Dede   “Rahimehullah”   Şiddetli bir kuraklık olmuştu o köyde!   Bütün köy halkı kırılmaya başlamıştı bu susuzluktan.   İbrâhim Dede;   “Üzülmeyin ben burada su çıkarırım” dedi onlara.   Çok sevinip;   “Sahi mi?” dediler   “Evet, ama bir şartım var.”   … Devamını oku

Bu, bizim sahana benziyor!

Balıkesir’in Sındırgı kazâsının, Hisaralan köyünde yatan “Allah dostu” bir büyük zât var.   İbrâhim Dede…   “Rahimehullah”   Vaktiyle bu zât, hizmetini yapardı zengin bir ağanın.   Ağa, hacca gitti bir sene.   Ve bir gün canı helva istedi.   Onun bu arzusu İbrâhim Dede’ye mâlûm olunca, koştu hemen Ağa’nın hanımına.   Ve ricâ etti ki: … Devamını oku

“Oğul Paşa”nın duası…

Bugün Balıkesir-Bigadiç’e bağlı, İskele kazâsında yatan bir “Allah dostundan” bahsedeceğiz.   Oğul Paşa’dan.   (Rahmetullahi aleyh.)   O devirde bir kadının doğan çocukları yaşamıyordu.   Bebekken ölüyordu.   Kadın da üzülüyordu!   Yine çocuğu olacaktı.   Bir gün kendi kendine;   “Eğer bu doğacak çocuğumuz yaşarsa, onu, büyüdüğünde Oğul Paşa’nın hizmetine vereceğim” diye düşündü…   Yâni … Devamını oku

İmtihana geldi, talebesi oldu!

Fevzi Dede, “rahmtullahi aleyh”, Balıkesir erenlerindendir…   Kalp gözü açık bir velîydi.   O devirde bir kişi vardı ki, bu zâtın büyüklüğüne inanmıyordu.   Kendi kendine;   “Bu zât için evliyâ bir zât diyorlar. Gidip bir bakayım, doğru mu?” diye düşündü.   Aklı sıra imtihan edecekti bu Allah dostunu.   Ama nasıl?   Düşündü taşındı.   … Devamını oku

Çölde yalnız kalan talebe!

Anadolu erenlerinden Yâren Dede’nin talebesinden biri, hacca gitmek için katıldı bir kâfileye.   Ama bir müddet geçti.   Bindiği at hayli yoruldu.   Ve bir yerde çöküp kaldı.   Diğerleri beklemeyip gittiler.   Çölün ortasında kalakaldı yalnız başına!..   Kaldıramadı hayvanını.   Çok sıkıldı, bunaldı…   Çâresiz açtı ellerini.   Ve “Yâ Rabbî! Sevdiğin bir kulunu bana … Devamını oku

Yâren Dede’nin duâsıyla…

Balıkesir’in Sındırgı kazâsı, Pürsünler köyü yanındaki tepenin üstünde bir türbe var. Allah dostlarından Yâren Dede yatıyor burada.   Bir gün, bir kimse, hanımı ve on yaşlarındaki çocuğuyla, geldi bu zâta.   Çocuk çok sevimliydi.   Onu bu zâta gösterip;   “Efendim, bu çocuğumuz âmâdır. Gitmediğimiz tabip kalmadı. Çocuğumuzun göz nûruna kavuşması için bir duâ etseniz” diye yalvardı.   … Devamını oku

Kişi, sevdiğiyle beraberdir

Bahşî Halîfe, Anadolu’da yetişen velîlerdendir.   Amasya’ya bağlı Taşova’nın Uluköy kasabasında doğdu. 1523’te Amasya’da vefât etti…   Bu zât şöyle anlatıyor:   Bir gün Eshâb-ı kirâmdan biri ağlıyordu!   Efendimiz gördüler.   Ve yanına giderek;   “Niçin ağlıyorsun?” diye sordular.   O sahâbî, içini çekerek “Yâ Resûlallah! Sizi çok seviyorum. Bu dünyâda huzûrunuza rahatça geliyor, sohbetinizi … Devamını oku

“Üzülme, Allah, rızka kefîldir”

Bahşî Halîfe, “rahmetullahi aleyh” Anadolu’da yetişen velîlerdendir.   Amasya’ya bağlı Taşova’nın Uluköy kasabasında doğdu.   Amasya’da vefât etti.   Vefat tarihi, 1520’dir.   Bu zâtı çok seven biri vardı o devirde.   Ancak seneler sonra, muhtaç bir hâle düştü!   Çalışacak hâlde değildi.   Zîra bir hayli yaşlı idi.   Kimi kimsesi de yoktu.   … Devamını oku

“Âyet aynı; ama okuyan…”

Partal Hoca, rahmetullahi aleyh, Balıkesir velîlerindendir…   Balıkesir’in Kebsut kazâsındaki bir kabristanda bulunuyor nûrlu kabri.   O devirde “saralı” bir hastayı getirdiler ona.   Bu hastalık, ‘cin’le ilgilidir.   Mübârek zât gelip oturdu hastanın başucuna.   Yûnus sûresinin elli dokuzuncu âyet-i kerîmesini okur okumaz o cin terk etti o kimseyi.   Ve bu zât hayatta olduğu … Devamını oku