Paha biçilemeyen eski ayakkabı!

Çok fakîr biri, Hâce Nizâmeddîn hazretlerinin cömertliğini duyup huzûruna geldi bir gün.   Ve arz etti hâlini.   Ancak bu velînin, o an için, bir çift eski ayakkabıdan başka yoktu bir dünyâlığı.   O “eski ayakkabı”yı verdi ona.   Ama az buldu fakîr bu ihsânı.   Kendi kendine; “Böyle cömert kimseden, bu da çok az” diyordu.   … Devamını oku

Namaz kılanlara müjdeler olsun!

Hindistan’da yetişen velîlerden Emîr Hüsrev Dehlevî hazretleri çocukken, babası elinden tutup, büyük velîlerden Hâce Nizâmeddîn hazretlerine götürdü bir gün.   Tam dergâh önüne gelince “Babacığım, siz girin” dedi.   Ve yanık çocuk sesiyle şu beyitleri okudu kapı önünde;   Âşık Hüsrev, kapınızdadır.   İçeri girmeye izin var mıdır?   İzniniz olursa, girer içeri.   Yoksa ağlayarak dönecek geri.   … Devamını oku

Kul için en kıymetli şey nedir efendim?

Büyük velî Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî hazretleri, ömrünün son “yirmi beş” yılında, rahatça yatıp uyumadı yatağında.   Âşıkları, kendisini görmeye gelseydi;   “Allah’tan çok korkunuz! Resûlünü de çok sevip Ona tâbi olunuz. Zîra bütün saadetlerin başı, o Resûle uymaktır” buyururdu.   Onlara böyle derdi.   Tekrar aşk-ı ilâhîyle kalbini dağlardı!   Sonra, bu sevgiyle geçerdi kendinden.   Bu iki sevgiyle yanıp … Devamını oku

Resûlullah Efendimizin şerefine…

Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî hazretleri bir gün şunu anlattı sevdiklerine;   Gâyet fakîr bir kimsenin acele beş yüz dirhem paraya ihtiyâcı olmuştu.   Ama kimden istesin?   El açıp yalvardı Allaha.   Gece yatınca Resûlullah Efendimizi gördü rüyâda.   Resûl-i ekrem ona “Nişâbur’da Ebül Hasan adında zengin bir kimse var. Ona benden selâm söyle. İstediğin parayı versin. Rüyâna inanmazsa, ‘Her gece … Devamını oku

Allah’ın kullarını sevindirin

Büyük velî Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî hazretlerine, birisi bir hediye getirip arz etmişti.   Ancak o reddedip;   “Alamam” buyurdu.   Isrâr ettiyse de;   “Hayır, ısrâr etme” buyurdu.   Adam çok şaşırdı!   “Niçin almıyorsunuz?” diye sordu.   Büyük zât;   “Bizim büyüklerimiz; kimseden bir menfaat kabul etmediler ki, ben de alayım. Eğer kabul edersem, yarın mahşer gününde büyüklerimizin önünde mahcup … Devamını oku

Bir daha böyle bir teklîfle gelmeyin!

Bir gün, saray nâzırı, Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî hazretlerinin huzûruna gelerek;   “Efendim! Falan falan köylerin bütün gelirlerini, izninizle size bağlamak istiyoruz. Siz de talebenize sarf edersiniz” dedi.   Ancak kabul etmedi bu teklîfi büyük velî.   Nâzır şaşırdı!   Çok da merak etti.   Ve sordu hemen:   “Bağışlayın hocam, neden istemiyorsunuz acabâ?”   “İhtiyâcım yok da ondan.”   “Olur … Devamını oku

İbâdeti kusurlu görmek, kıymetini artırır!

Kutbüddîn-i Bahtiyâr Kâkî hazretleri, fakîrâne bir hayat yaşardı. Hâlbuki Sultân bile emrini bekliyor, “Bir işâret buyurun, kâfi” diyordu.   Buna rağmen kimseden bir şey istemezdi.   Mübârek hanımı, bakkaldan borç olarak bir şeyler almak istediğinde; bakkalın hanımı onu üzecek şeyler söylemişti.   Akşam eve geldiğinde beyine, anlattı olanları.   Büyük velî;   “Ey hanım! Biraz şu odaya gelir misin!” buyurdu. … Devamını oku

Rezil rüsva olan iftiracı kadın!

Kutbüddîn-i Bahtiyâr Kâkî hazretleri bir gün, o yerin Sultânıyla kol kola dolaşıyor, devlet erkânı da az geriden onları tâkip ediyordu.   Derken ağlayıp feryat eden bir “kadın” çıktı önlerine!   Ve sultâna yaklaşıp;   “Efendim! Lütfen bizi nikâh edin. Çok zor durumdayım” diye dert yandı.   Hükümdâr sordu:   “Kiminle nikâhlanmak istiyorsun?”   Kadın, Kutbüddîni göstererek dedi ki:   “İşte … Devamını oku

Bir sarhoşun ibretlik tövbesi!

Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî hazretleri bir gün şunu anlattı: Bir arkadaşla sefere çıkıp, bir nehrin kenarında mola verdik. Ancak garip bir hâdise oldu orada.   Şöyle ki;   Biz orada otururken koca bir akrep, hızlı hızlı gidiyordu. Ben, arkadaşıma;   “Bak, bu akrep süratli gidiyor. Onun bu gidişinde bir hikmet olsa gerek” dedim.   O da hak … Devamını oku

“Onlar yoksa kitapları var!”

Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî hazretleri, büyük velîlerdendir. Delhi’de yaşayıp 633 (m. 1235) senesinde Hindistan-Delhi’de vefât etti. Bir buçuk yaşında iken, babası ayrıldı dünyâdan.   Onun yetişmesiyle annesi meşgul oldu.   Daha sonra Muînüddîn-i Çeştî adında bir evliyâ zât bir gün bir vesîleyle oraya gelmişti.   Kutbüddîn, on yedi yaşındaydı o zaman…   Bu zâtı görünce gayriihtiyârî kalbi meyletti bu büyük … Devamını oku

“Bunda bir hikmet var!..”

Muhammed Bâkî Billâh hazretlerinin yaşı kırka erince, hiç kalmadı dünyâya rağbeti.   O günlerde hanımına;   “Yakında benim için büyük bir hâdise olacaktır” derdi.   Bir gün de eline bir ayna aldı ve;   “Gel beraber bakalım” buyurdu.   Kadıncağız onu aynada pîr-i fâni, ihtiyar olarak görünce, anladı yakında vefât edeceğini.   Bu hâli, talebesine bildirmek gâyesiyle;   “Velîlerden birine, gâipten, … Devamını oku

Onu gören, Allahü teâlâyı hâtırlardı…

Büyük velî Muhammed Bâkî Billâh hazretleri, giyinmede sâdeliği severdi.   Ve her gün, aynı yemeği getirseler;   “Başka yemek getiriniz!” demezdi.   Hep abdestli olmaya çalışırdı.   Zayıftı, ama yine de çok ibâdet yapardı.   İbâdet yaparken yorulsa, kalkıp abdestini tâzeler ve ibâdetine devam ederdi…   İslâmiyetin her emrine riâyet eder, tam uyardı.   Bir edebi bile yapmaktan kaçınmazdı.   … Devamını oku

Velîler nasıl anlaşılır efendim?

Büyük velî Muhammed Bâkî Billâh hazretleri; talebesinde kötü bir hâl görseydi, kusûru kendinde arar, “Bütün bunlar bizden oluyor. Biz iyi olsaydık talebemiz de iyi olurdu” buyururdu.   Emr-i mârufu da yumuşak yapar, bir gönül yıkmamaya çok dikkat ederdi.   Birisini uygunsuz iş yaparken görse;   “Bu, doğru değil” diye ortaya söylerdi.   Onun yanında, kimse kimseyi kötüleyemezdi.   Çünkü bilirlerdi böyle şeylere … Devamını oku