Boğanın boynuzundaki bebek!

Seyyid Ahmed Bedevî hazretlerinin bir talebesi vardı ki, adı Abdül’âl idi.   Bu dünyâya geldiğinde annesi onu kundakladı, sonra kucağına alarak, bağa gitmişti.   Olacak bu ya; bitişik bağdan bir boğa geldi. Ve orada dolaşmaya başladı. Bebeğin yanından geçerken yavrucağın “kundak bağı”, nasıl olduysa, boğanın boynuzuna takıldı. Bebek, asılı kaldı.   Annesi görünce bayıldı korkudan! Köy halkı haber … Devamını oku

Süt kabındaki zehirli yılan!..

Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri; yanına gelenlere, konuşmadan önce bir kere teveccüh eder, çok câhil biri de olsa, o ‘nazar’la bütün dereceleri geçirirdi.   Yâni senelerce riyâzet çekilerek kavuşulan mânevî makamlara, bir anda kavuşurdu o kimse.   Ve yine o kimseyle hiçbir şey konuşmadan, “mutlak icâzetini” verir, gönderirdi.   ● ● ●   Bu zâtı seven bir … Devamını oku

“Bu, canına mal olabilir evlat!..”

Mısır evliyâsından Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri; gece gündüz Rabbini düşünür, Onun muhabbetiyle kendinden geçer ve hareket edemezdi âdeta.   Böyle durumlarda gözlerini semâya, göğe diker, kırk gün veyâ daha çok kalırdı o hâlde.   Gözlerinin karası, “ateş koru” gibiydi.   Mübârek sîmâsında öyle bir heybet vardı ki, bakmak için kimsede cesâret olmazdı!   Onun için “peçeyle” örterdi devamlı. … Devamını oku

“Ey Ahmed! Uyan da Rabbini an!”

Mısır evliyâsından Seyyid Ahmed Bedevî hazretleri, sülâle-i Resûl’den olup, kerâmetleri meşhurdur.   Hem seyyiddir, hem de şerîf.   Gençliğinde babasıyla Mekke’ye gitti.   Beytullaha yakın bir yerde uyuyordu.   Ve bir “ses” duydu.   Gâipten geliyordu…   “Ey Ahmed! Uyan da Rabbini an. İnsan uyumakla Allah’a yaklaşamaz” diyordu kendisine.   Kalktı abdest aldı.   Ve tekrar uyudu.   … Devamını oku

En büyük düşman, nefsimizdir!

Hindistan evliyâsının büyüklerden olan Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin vefâtı yaklaşınca, talebelerini huzûruna çağırdı.   Vasiyet olarak;   “Evlâtlarım! Kalbinizde Allah dostlarına olan sevgiyi çoğaltın. Güzel ahlâkla amel edin. Allahın kullarına hizmete ehemmiyet verin, ibâdet bilin” buyurdu.   Ve tembîh etti:   “Eğer ölürsem, cenâzemin ardından şu beyti okuyun”:   “Kerîmin huzûruna, azıksız geldim.   Ne iyi amelim var, ne ibâdetim. … Devamını oku

Murâdına ermek isteyen genç…

Hindistan evliyâsının büyüklerden olan Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin sözü ve nasîhati öyle tesirliydi ki, insanları doğru yola çekmek için bir nazarı kâfiydi.   Bir gün huzûruna genç biri gelip “Efendim, ben de büyüklerin yoluna girmek istiyorum” diye arz etti.   Büyük velî;   “Peki evlâdım, mâdem öyle, sen de her talebe gibi başla çalışmaya” buyurdu.   Fakat gencin istediği bu değildi.   … Devamını oku

“Arsam, dergâhınıza hediyem olsun”

Hindistan evliyâsının büyüklerden olan Abdullah Dehlevî hazretlerinin dergâhının yanında, dergâha bitişik arsası vardı bir kadının.   Talebeler çoğalınca, dergâh dar gelmeye başladı.   Yâni genişletilmesi gerekiyordu biraz.   Bitişik arsayı da medreseye katmayı düşündüler. Ancak arsasını satmıyordu bu kadın.   Isrâr ettiler.   “Hayır, satmıyorum!..   Siz başka arsa bakın!” dedi.   Ne kadar ısrâr ettilerse de sürdürdü bu … Devamını oku

“Önce lâzım olan, doğru bir itikaddır!”

Hindistan evliyâsının büyüklerden olan Abdullah-ı Dehlevî hazretleri, bir gün yanına birini alıp akrabâsından ihtiyar bir kadıncağızın ziyâretine gitti.   Hanımın kızı vefât etmişti…   Tâziye için gitmişti evine.   Tesellî için;   “Üzülme bacım. Rabbimiz, onun yerine sana daha iyi bir evlât verir” buyurdu.   Kadınceğız, başını olumsuzca sallayıp;   “Nerede hocam, ben de kocam da yaşlandık artık. Bizim … Devamını oku

Hristiyan gencin îmânı…

Abdullah-ı Dehlevî hazretleri, çok büyük evliyâdır. Nice fâsık, günahkâr kimseler, hattâ kâfirler, onun bir teveccühüyle hidâyete kavuşurlardı.   Meselâ güzel, yakışıklı bir Hristiyan genç vardı.   Bu genç, her nasılsa bu zâtın dergâhının önünden geçerken merak edip içeri girdi…   Abdullah-ı Dehlevî hazretleri, o sırada bâzı talebesiyle sohbet ediyordu…   O da bir kenara oturup, severek sohbeti dinledi. … Devamını oku

“Zikir, İslâmiyet’e uymaktır!”

Hindistan evliyâsının büyüklerden olan Abdullah-ı Dehlevî hazretleri zamânında bir ara kıtlık olmuştu Delhi’de…   İnsanların sıkıntı çekmesine bu büyük velî de üzülüyordu.   Zîra çok merhametliydi…   Bir gün mescidin avlusuna çıktı.   Kızgın güneş altında uzun müddet oturdu.   Sonra el kaldırıp;   “Yâ İlâhî!.. Bu âciz kul, yağmur yağıncaya kadar buradan gitmemeye karar verdim” dedi.   Yalvardı Rabbine.   Sonra … Devamını oku

Dert ve belâ, sevgilinin kemendidir!

Bir gün birisi, ölüm yatağındaki hastasını sırtlayıp, bir seher vakti Abdullah-ı Dehlevî hazretlerine geldi ve “Ey efendim! Hastamız ağırlaştı. Bir duâ etseniz; belki şifâ bulur” dedi.   Mübârek zât, bir baktı hastaya. Bir şeyciği kalmadı adamın.   Şifâya kavuştu tamâmen.   Böyle binlerce hasta, bu zâttan duâ alıp, şifâya kavuşurlardı o devirde.   Bu sebeple kapısının önü, devamlı … Devamını oku

Mümin, güleryüzlü ve tatlı dillidir…

Hindistan evliyâsının büyüklerden olan Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin huzûruna, bir gün biri gelip;   “Efendim, oğlum çoktandır kayıp bir duâ etseniz de Rabbimiz tekrar ihsân etse onu bize” dedi.   Çok yalvardı.   O cevâben;   “Oğlunuz şu anda evdedir” buyurdu.   Adam şaşırdı;   Ve inanamadı.   “Nasıl olur efendim. Şimdi evden geliyorum” dedi,   Büyük velî tekrar etti … Devamını oku

“Allah, oğluna rahmet eylesin ”

Hindistan evliyâsının büyüklerden olan Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin bir talebesi hastalanmıştı.   Babası bu zâta gelip duâ istedi.   Ama duâ etmedi mübârek zât.   Adamcağız üzüldü!   Kendi kendine;   “Niçin duâ etmiyor?” diye düşünürken; “Allahü teala oğluna rahmet eylesin” buyurdu.   Anlamıştı niçin duâ etmediğini.   Üzüntüyle geri döndü. Eve vardığında oğlu vefât etmişti…   ● ● ●   Abdullah-ı … Devamını oku